|
Stratejik Ortak Tayyip Bey Değil, Barzani |
|
|
|
Erol MANİSALI
|
|
Pazartesi, 29 Ekim 2007 |
|
21 Ekim'de yapılan planlı saldırının amacı nedir? Bunu şimdilik "PKK'nin kendi başına yaptığı bir terör eylemi olarak görelim"
Bu durumda akla gelen olasılıklar şunlardır: 1. PKK, TSK'yi Irak'a sokarak Barzani kuvvetleri ile karşı karşıya getirmek istiyor. Böylelikle , "PKK terör cephesini fiilen genişletmek hedefini güdüyor" .
2. Türkiye'yi geniş kapsamlı bir harekâta mecbur ederek "ABD'nin Irak'ın kuzeyinde kurduğu kukla devlete zarar vermesini istiyor". Böylece, ABD'nin Türkiye'ye karşı "fiilen sertleşmesine yol açarak" PKK cephesini meşrulaştırmak amacını güdüyor.
3. Türkiye içinde Türk - Kürt çatışması yaratmak için kamuoyunun (ve devletin) tepkisini büyütmek istiyor.
4. TSK'nin Güneydoğu'da askeri harekâtı genişlemiş ve tezkere de TBMM'den geçmiş durumda. PKK çevrelerinde bir panik havası var. Bu havayı değiştirmek için PKK'nin gücünü göstermek istiyor.
PKK açısından bu dört faktör birbirlerinin alternatifi değil, tamamlaşma içindeler.
Ancak işin ilginç yanı şu:
Tezkere geçtikten sonra Tayyip Erdoğan, "Tezkere geçti diye ille de kullanmamız şart değil" diyerek zaten etkisi ortadan kaldırılmış " karşı tarafı rahatlatmıştı."
"Habur kapısını kapatmayacağız" diyerek elimizdeki çok önemli iktisadi kartı da kullanmayacağımızı açıklayarak kukla Kürt devletini sıkıntıdan kurtardı.
- Kukla Bağdat hükümetinin temsilcileri ile Ankara'da bir toplantı yapmıştı. Gelen ilgililer, " Biz istediğimizi aldık " diyerek ayrıldılar. Yani onlara da güvence verilmişti.
- Ayrıca, "5 Kasım'da ABD'de Bush" la görüşeceğim" açıklaması ile, Washington'ın çizeceği sınırlar içinde kalacağı mesajını karşı tarafa vermişti.
Hükümetin, ABD'yi, kukla Bağdat yönetimini ve Barzani'yi fazlasıyla tatmin eden bu açıklamalarına rağmen PKK terör örgütü neden böylesine kapsamlı ve planlı bir eylem yapıyor? Gelelim ikinci varsayıma
PKK'nin bu ortamda tek başına inisiyatif kullanmaması olasılığı çok daha yüksek.
1. PKK, yıllardan beri ABD ve AB büyükleri ile İsrail'in bir maşası durumunda. Kürdistan projelerinin cephe önündeki tetikçisi olarak "imal edilmiş" bulunuyor. Silahları, parası, teçhizatı, televizyonları, eğitimleriyle, arkasında BOP'un planlayıcıları var.
2. PKK ile Batı arasındaki yastık görevini Barzani ve Talabani yürütüyorlar. PKK - PJAK ikilisinin eşgüdümünü ABD, AB ve İsrail kendi adına yapıyorlar.
3. PKK, İran'ın kuzeyindeki kukla Kürt devleti, ABD güdümündeki Bağdat yönetimi ve Batı arasındaki askeri, iktisadi ve siyasi zincirin halkaları bütün ayrıntıları ile raporlara, söyleşilere, kitaplara, belgesel filmlere geçerek kanıtlanmış durumda. Ayrıca bu kanıtların önemli olanları TSK ve Ankara'daki siyasiler tarafından ABD, AB ve İsrail yetkililerine iletildi.
Bu gerçekler göz önüne alındığında 21 Ekim'deki PKK terör saldırısının gerisinde "diğer halkaların şu ya da bu derece" bulunduklarını kabul edebiliriz. Örneğin Barzani ile tam eşgüdüm, ABD ile örtülü eşgüdüm söz konusu olabilir. Sınır ötesi, PKK'ye değil
Sınır ötesi harekâtın PKK'yi değil, kukla devleti hedef alması gerekir. Kukla devlet PKK'yi koynunda besliyor, büyütüyor.
Türkiye, İran ve Suriye, kendileri için esas tehlike olan Irak'ın kuzeyindeki terör kaynağını eşgüdümlü bir biçimde hedef almalıdırlar.
Bu operasyonların başarılı olabilmesi için şunlar gerekiyor:
1. Askeri, iktisadi ve siyasi olanaklar tam olarak ve eşgüdümlü bir biçimde kullanılmalıdır.
2. İran, Suriye ve Rusya ile temas ve işbirliği yapılmalıdır.
3. Uzun vadeli yeni bir ulusal politika belirlenmelidir.
Bütün bunlar AKP üst yönetiminin "gündeminde bulunmayan" faktörlerdir. Hükümetin gündeminde şunlar var:
Sadece askeri ve PKK'ye yönelik çok sınırlı bir operasyonun , "kamuoyunu tatmin etmek için yapılması", ABD'nin belirlediği sınırlar içinde kalması.
- Kuzey Irak'taki kukla devlete zarar vermeden yürütülmesi.
Dolayısıyla BOP ve onun koçbaşı olan Kürdistan planına olumsuz bir etki yapmadan ABD, AB ve İsrail'in yeterli bulacağı bir düzeyde olması.
AKP'nin iktidara geldikten sonra bölgede izlediği ABD, AB ve İsrail endeksli politikalarda, köklü değişiklik yapma olanağı yoktur. Çünkü onların desteği, AKP için bu koşullarda alınmış bulunuyor.
Öyle olmasa,Türkiye'ye her gün küfreden Barzani'ye başka nasıl tahammül edebilirler? Özde değil sözde mücadele yapmak zorundalar...
PKK, AKP iktidarından sonra planlı bir biçimde azdırılmadı mı? AKP üst yönetiminin en büyük sorunu, "Türkiye Cumhuriyeti ve BOP arasında sıkışmış olmasından kaynaklanıyor" . Bugüne kadar tercihler BOP yönünde oldu.
|