|
İZMİR’den yazan bir değerli okuyumuz diyor ki; “Sayın Kılıç, üniversite yerleşkelerinde de yer alsalar da, yurtların hemen tamamı Kredi ve Yurtlar Kurumu’na bağlıdır.
Bu yurtların üniversitelerinkinden tamamen bağımsız kendi “Güvenlik elemanları” olur. İnternetten tetkik ettim. Antalya’daki üniversitede de yurtlar, Kredi ve Yurtlar Kurumu’na ait. Yani doğrudan Hükümet’in sorumluluğunda. Yani hem “Ergenekonu”, hem ulusalcıları ve hem de son günlerde canlarını çok sıkan Akdeniz Üniversitesi Rektörü’nü saldırı hedefi yapmaktan mutlu olacak ...” Bu okurumun adını kendisinden izin alamadığım için vermiyorum, kendisi profesör unvanlı bir akademisyen, yani konuya da yakınlığı söz konusu... Dağbaşındaki eşkıyanın icabına Mehmetçik bakıyor da, ya ötekiler, toplumun içerisinde hapis kılcallar olarak kök salanlar?. Ne olacak bu adım adım yayılan bölücü çete?.. Bu nasıl bir ittifaktır ki; en tepe noktalardaki yayılma hareketleri perdelenebiliyor yaygın politika, sermaye ve matbuattaki müttefikleri tarafından!.. Nasıl bir birlikteliktir ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tahrip ede ede gelişmesine zemin bu kadar kolayca hazırlanıyor ve tüm faaliyetleri karşısındaki milli direnişler topyekün ağır saldırılara maruz kalabiliyor?!. Dikkatinizi son Akdeniz Üniversitesi saldırısına çekiyorum, ne oldu orada aslında?.. Hani, olayın içerisinde pkk çetesinin eğitim kurumunu ve öğrenci yurdunu ele geçirmek için geliştirdiği faaliyet nerede?.. Orada Türk Bayrağı’na saldıranlar?.. Malum matbuat, konuyu o sakallının üzerine kurgulayarak, meseleyi pkk temelinden nasıl ustaca çıkarıyor ve hikayeden istedikleri gibi milliyetçiliği örseleyecek derin teori yaratıyor görülmektedir... Matbuatın paralı askerleri hıyanetin sinsi çıkışları ile meseleyi nasıl da suret-i hak çerçevesinde tutuyor ve pkk çetesini işin içinden sıyırıyor!.. Silahlı sakallı aranıyor da, üniversiteyi hareketlendiren pkklılar neden böyle rahattır?!. Ve aslında neler oluyor?!. Diyarbakır’ın, şu guruplarla hayli haşır neşir avukatının Ankara’nın göbeğinde Başbakan’la “Özerklik” kavgası yapabilmesi boyutundadır işler!.. Avrupa Birliği’nin denetim müfettişlerinin Ankara’ya çıkarma yaptığı dönemde, pkk ağzı ile Başkent’e eş gezi düzenleyen Diyarbakır Heyeti’nin turları neyin nesi dersiniz?!. Çok belli, bu zevat vakti geldiği inancı ile özerklik taleplerini inceden inceye tebliğ ediyorlar... Bakınız Abdullah Gül’e başbakanlığa ve muhalefet liderlerine verdikleri talepler şöyledir... GAP idaresinin tek bir merkez ile 9 il bünyesinde eşit bir şekilde yapılanmaya gitmesi sağlanarak her ilde merkez kurulmalıdır. - Demokratikleşme konusunda tavizsiz ilerleme kaydedilmesi bakımından öncelikle aksayan ve duraksayan AB’ye katılım süreci kararlı bir irade ile devam ettirilmelidir.
- Kürt sorununun çözümü için ifade özgürlüğünün önündeki ve kültürel haklar ile ilgili tüm sınırlamalar ortadan kaldırılmalıdır.
- Özel ve kamuya ait yayın kuruluşlarının ana dilde yayın yapması ile ilgili tüm engeller kaldırılmalıdır.
- Eğitim ve öğretim kurumlarının her düzeyinde ana dilde eğitim öğretim hakkı seçmeli ders olarak sağlanmalıdır.
- Üniversitelerde Kürt Dili, Tarihi ve Edebiyatı ile ilgili bölüm veya enstitü kurulmalıdır.
- Kamu kurum ve kuruluşlarında anadilde hizmet alınması sağlanmalıdır.
- İsimleri değiştirilen yerleşim yerlerinin eski isimleri tekrar verilmelidir.
- Seçim barajı adil bir seviyeye getirilmelidir.
- Zorunlu göçe maruz kalanların ekonomik ve sosyal sorunlarını çözmeye yönelik kapsamlı bir proje hazırlanmalıdır.
- Hak ihlallerinin sorumlusu olan kamu görevlileri için yasal işlem yapılmalıdır..
Bu maddeler masum istekler mi?.. Geçiniz... Üstüne basa basa ince ince okuyunuz taleplerin boyutu net olacak anlaşılacaktır... Bu “Yayılma hareketi” gücünden o kadar emin ki; Başkent’te Başbakan’la ağız kavgasına girebiliyor ve “Siyasi hak talebi” maskesi özerklik istiyor... Hem de eşkıya çetesinin silahını tezine teminat göstererek... İşte bu yüzden Antalya olayı da perdeli kalabiliyor!..
|