|
Türkiye Büyük Millet Meclisi, iktidarın kabul etmemesine karşın ayan beyan ortada olan “Türklüğe hakaret”in önünü açacak bir yasa düzenlemesini görüşüyor...
Muhalefet itiraz etse bile iktidarın gücü bu uygulamayı gerçekleştirecek... AKP’li vekillerin oyları Türlüğün hakarete uğramasının önünü kolaylaştıracak kararları onaylayacak,muhalefet bunu söylüyor... Peki iktidarın vekillerinin tümü memnun mu bu durumdan?!. Parmak kaldırmaktan başka yolları yok ki!.. Memnun olmasalar da!.. Hoşnutsuzluk bir yana, yaptıkları işin halk tabanında göreceği kepkiden de endişeliler... Bu yüzden komisyonda hadise çıktı... Adalet Komisyonu konuyu ele alırken, gazeteciler salondan çıkarıldı... İktidarın üyeleri komisyonda verecekleri onayın kameralarla halka yansımasını istemediler... Meseleyi özetleyen MHP Konya Milletvekili Faruk Bal oldu. “Neden çekiniyorsunuz? Bütün Türk Milletinin burada Türklüğe ve Cumhuriyete hakaretin nasıl serbest bırakıldığını öğrenme hakkı var” Sözlerine iktidarın mensupları cevap veremedi... Cevap vermeseler de, istemeseler de bu işin arkasında durarak tarihteki yerlerini alacaklar... Gücü elinde tutan kuralı da koyuyor... İktidarın hiçbir icraatının önünde durmak mümkün değil, icraatı daha da güçlendirmek için devletin içi oya gibi işleniyor... Kim ne diyebilir Abdullah Gül’ün atamalarına... Ve bu paraleldeki işlemlere... Gül’ün cumhurbaşkanlığına karşı çıkan 367 kararını ‘yargıçlar oligarşisi’ olarak tanımlayan Dr. Ali Rıza Çoban, eleştirdiği Anayasa Mahkemesi’ne raportör oldu. Çoban, “Eleştiri yapmam atanmama engel olamaz. Bu duygusal değil, bilimsel bir iş” açıklamasını yaptı... Bu atama bir “taraflık” koyuyor diyebilirsiniz de boşuna... Bu Anayasa Mahkemesi’nin başkanı yargılayacakları ile gidip kebapçıda ziyafetlere katılmıyor mu ve kızının düğününe konuk olarak almıyor mu?!. Ötesine bakmak gariptir!.. Gücün elindeki her türlü garipliği kabullenmek sanki artık tek yoldur!.. Erenlerin sağını solunu sorgulamak kimin haddine!.. İddia ne olursa olsun!.. Ve bunu dokunulmazlığı olan bir milletvekili olarak bile yapamazsınız, denerseniz TBMM Genel Kurulu’nda hem yedi sülalenize söverler hem de linç etmeğe çalışırlar... İşte Kamer Genç’in başına gelenler... TBMM’nin yüce çatısı altında, AKP’li vekil Enver Yılmaz, Kamer Genç’e bağırıyor; “Şerefsiz, Başbakan’a hesap sormak sana mı kaldı?!” Öyle ya bir vekilin haddine mi o katlardan hesap sormak!.. Kamer Genç’in “sorduğu hesap” da “Siz ve çalışma arkadaşlarınız neden bu kadar çok Katar Kuveyt, Arabistan seyahati yapıyor?!” türünden bir merak... Sorulacak soru değil yani..! Böyle soru sorarsan ya sopa yersin (Vekil falan değilsen ve gene böyle bir teşebbüsün olursa o zaman Allah kurtarsın!) ya da şu sevimli Bakan Bey’in anlattığı şekilde aydınlanırsın!.. Bir siyasetçi bu Bakan Bey’in oğlunun bir bürokrata rüşvet teklif ettiğini, bürokratın kabul etmediğini,kabul etmeyince de sürüldüğünü anlatıyor... “Bandırma’da açacağı fabrika alanının mera vasfından çıkarılması için rüşvet teklif etti...” Bu vahim hadiseyi gazeteciler Bakan Bey’e soruyorlar ve şu açıklayıcı cevabı vatandaşlara iletiyorlar... “What is the next...” Bu işler neden böyledir acaba!?. Parti toplantıların doldurup destek veren “çobanların” sağladığı güçtür bu diyebilir miyiz?! What?!.
|