• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Dengeli.net

05
Mayıs
2008
Anasayfa arrow Takip Ettiğimiz Yazarlar arrow Kimileri Kazanırken Türkiye Neden Kaybediyor?
Kimileri Kazanırken Türkiye Neden Kaybediyor? Yazdır E-posta
Erol MANİSALI   
Cuma, 07 Aralık 2007

Erol MANİSALI Türkiye'de bir "zenginleşme" olduğu kesindir. Birilerinin geliri ve serveti hızla artıyor. İstatistikler bunu doğruluyor. Bankalardaki mevduatın "yüzde 90"a yakın bir bölümü nüfusun yüzde 3 dolayındakilere ait. Olağanüstü bir uçurum.


Bu uçurum AKP iktidarı döneminde hızla büyümüş. Kimilerinin geliri ve serveti olağanüstü artmış. Lüks otomobil, lüks saat, lüks mücevher tüketiminde Türkiye büyük bir ilerleme göstermiş. Batı'nın en cazip pazarı olmuşuz.

26 dolar milyarderi üreterek Japonya'yı ve Fransa'yı geride bırakan bir Türkiye var karşımızda.

Türkiye'nin ekonomisi ve siyaseti "yeniden yapılanırken" hızla zenginleşen bir zümre var. Kimler oluşturuyor bu iktisadi oligarşiyi? Füze hızıyla yükselen bu azınlığı hangi kaynaklar finanse ediyor?

Kimileri için hızla büyüyen refah (ve safahat) kimlere fatura ediliyor? Mekanizma nasıl çalışıyor? İktisadi mekanizmanın siyasi ve sosyal sonuçları kime fatura ediliyor?

- Türkiye'de, "olağanüstü bir yeniden yapılanmanın" yaşandığı kesindir. Bu yeniden yapılanma iktisadi, siyasi, sosyal ve dini ayaklar üzerine oturtulmuştur.

- Bir ucu içeride, bir ucu dışarıdadır. Bu iki uç arasında bir bütünleşme ve paylaşım söz konusu. Elde edilen siyasi ve iktisadi kazançlar, "içeride ve dışarıda uygun bir biçimde paylaştırılıyor". Bir sana, bir bana diye sürüp giden bir alışveriş.

- ABD ve AB soğuk savaş sonrasında içeride "yeni ortaklar" buldu. Soğuk savaş yıllarında "bürokrasi ve büyük sermaye" aracılığıyla ağır aksak yürüttükleri bu işbirliği, dincilerin oligarşiye dahil edilmesiyle olağanüstü bir derinlik kazandı.

Koalisyon hükümetlerinde Washington ve Brüksel'in karşılaştıkları zorluklar ve sorunlar gitti. Al gülüm-ver gülüm hesabı içinde Türkiye'nin içi her anlamda boşaltılırken paylaşım da olağanüstü bereketli ve helal hale geldi. Yalnız Washington ve Brüksel değil iktidar da memnun, mutlak bir işbirliği içindeler.

- ABD ile "BOP" süreci başarılı bir biçimde yürütülürken,

- Avrupa ile yürütülen "AB süreci" nin niçin açılıp kapandığı belli olmayan fasılların, "fasıl heyeti" eşliğinde güle oynaya icra edildiğini görüyoruz.

Alaturka değilse bile Alaislamca sürdürülen bu süreçten ABD ve AB çok hoşnuttur. Türkiye'ye karşı söylemediklerini bırakmazken hükümete hiç mi hiç laf ettirmiyorlar.

"Varsa Gül , yoksa Erdoğan" diyorlar da başka bir şey söylemiyorlar. İnsanın,'' O kadar istiyorsanız siz alın tepe tepe kullanın'' diyesi geliyor.

Ya kaybedenler...
Türkiye'de bir azınlık, bir oligarşi inanılmaz ölçüde kazanıyor; geliri, serveti artıyor bu kesin, istatistikler böyle söylüyor. Ya kaybedenler? Onlar kimler? Banka mevduatlarında %85-90'ın içine giremeyen ve gırtlağına kadar bankalara borçlananlar, soygunun bedelini ödeyenler.O yüzde 3'ün dışında kalan yüzde 97 gerileyenler sınıfında kalıyor. Memur, işçi, köylü, esnaf-yani halkın kendisi.

- Gelir bölüşümü olağanüstü bozulmuş. Daha da kötüsü sosyal devlet ortadan kalktığı için köylü, işçi, memur, esnaf yabancı şirketlere bağlanmaya başlamış.

- Türkiye Cumhuriyeti de kaybedenler arasında; elindeki en stratejik iktisadi varlıklar, ''Lozan'ı istemeyen'' Batı devletlerinin şirketlerine geçiyor. Atatürk devrimlerinin temel yapısı tersine çevrilmiş. Cumhuriyetle yırtılıp atılan kapitülasyonlar ve çok özel imtiyazlar AKP döneminde yeniden getiriliyorlar.

Ve değirmenin suyu?
Dört temel kaynaktan sağlanıyor;

1) Türkiye Cumhuriyeti'nin 80 yıldır dişinden tırnağından ayırarak biriktirdiği varlıklar satılıyor. Ekonominin içi boşaltılıyor. " Eski tasarruflarla elde edilmiş yatırımlar ve değerler" hem yabancılara hem de yandaşlara yok pahasına satılarak bu varlıklar israf ediliyorlar.

2) Kamunun malı olan veya "kamusal haklar niteliğinde bulunan varlıklar çözülerek" yandaşlara ve yabancılara devrediliyor.

Bu kaynaklar özünde, "kamunun (devletin) potansiyel kaynaklarıdır". Bu potansiyel kaynaklar realize edilirken "özel kişilere değil, kamuya devredilmelidirler". Aynen biriken bir " vergi alacağının tahsili gibi".

Oysa bu değerler çözülerek kamusal yarara değil "çok özel kişilerin cebine" indiriliyor. İskâna açılan arazilerden rant getiren işletmelere kadar geniş bir alanda " kamunun bütçesine gelir" olarak yazılacak kalemlerle özel kişiler haksız yere zengin ediliyorlar.

3) Gelecek nesiller borçlandırılarak elde edilen krediler yine belirli çevrelerin kasasına gönderiliyor. Toplum ve devlet borçlandırılmış oluyor. Dış borçlarımız dev boyutlara ulaşıyor.

4) İçerde, "gelirin yeniden dağıtılması yolu ile gelir bölüşümü değiştirilerek" belirli çevrelere ve yandaşlara kaynak aktarılıyor. Örneğin, "yapay bir biçimde düşük kur politikası" uygulanarak dış borç alan çevrelere kaynak aktarılıyor. Bu kaynağın karşılığı geniş halk kesimlerine dolaylı olarak ödetiliyor.

Dış sömürü yanında, onunla bütünleştirilmiş bir iç sömürü düzeni ile azınlıktaki kimileri zenginleşirken Türkiye geleceğini tüketerek fakirleştiriliyor


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 

  :: Bahtiyar Ol Nazım   :: Deniz Baykal'dan Aklımda Kalan...   :: Müttefik Aklı   :: 2009 Başına Kim Hazır?   :: Devlet Bahçeli:AKP hükümeti Türklüğün her özelliğinden rahatsız   :: 1 Mayıs, örnek biçimde kutlandı.!   :: Yurttaşına savaş açan hükümet   :: Eczacıbaşı, Koç, Sanayi ve AB...   :: Uyarı Çeşitleri   :: Taksim Duvarı!   :: Üç Adam   :: Disk'alifiye!   :: ODTÜ ve Mimar Sinan üniversiteleri   :: DTP, "AKP KAPATILMAMALI" DİYOR, AMA...   :: 1 Mayıs Mesajı   :: HAVA OPERASYONLARINDAN KAÇAN pkkYA NE OLDU !!!   :: Avea- Teknosa işbirliği   :: Fiat en çevreci otomobil markası   :: Kanser yüzde 80 önlenebilir   :: Klavyede klozetteki kadar bakteri var   :: Yaşananlar devlet terörüdür   :: Tüketici güveni en düşük düzeyde   :: Dünya'da İşçi Bayramı böyle kutlanıyor   :: Dolapdere karıştı !   :: İran'da 4,7 büyüklüğünde deprem   :: İstanbul'da kapalı yollar   :: Taksim   :: İşçileri vurmalı...   :: Üniversite ve Tüm Türk Gençliği Dikkat!   :: YA TÜRBANINIZI ÇIKARACAKSINIZ YA DA İRAN'A HİZMET EDECEKSİNİZ

           

Dengeli.net - Kalemini Kullan Sessiz Kalma...

 

E-mail ile haberdar ol:

Sistem FeedBurner

Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk

SİZ'CE

AKP davasında Savcılarımız Cumhuriyetin ve Demokrasinin kendilerine verdiği yetkiyi kullanmıyor mu?
 
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

ÖNCEKİLER
SONRAKİLER