|
Münevver camia bu gibi durumları “Kara mizah” diyerek tanımlıyor zarifçe... Sokak ağzında ise adlı adınca vaziyete “Tam bir dallamalık” denilir!. Ne gibi durumlara?..
Aha işte memleket saht-ı mailindeki olaylar... Örneğin, İstanbul’un göbeğinde, içinde patlayan maytapla yerle bir olan ve o kadar insanın canına mal olan olayın suçlusu, sorumlusu falan yoktur!.. Hani bu duruma sebep olan alçak sürüsünü bulalım diye bir gayret falan da yoktur da!.. Olan şudur... Almanya’da gurbetçileri yakan Haçlı çakalların peşine düşmüş durumdayız evelallah!.. İğne deliğine girseler bulacağız Allahın izniyle (Var mı inanan?!) Sonra... Türban. Bir tarafta, sırf kızlar üniversitelerde rahat etsin diye düzenleme yaptıklarını söyleyen, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’le bir sıkıntıları olmadığını anlatanlar... Beri yanda “Cumhuriyet gitti gider” diye bir anda Atatürkçü kesilen, sermayeden siyasete uzanan vitrin!.. “Kızların türbanını özgür bırakın,inançlarını yaşasınlar” teranesinde ekranları dolduran “Ablagillerin” en heyecanlılarına bakıyorum kendi başları açık... Neden örtmüyorsun ablacım!? Ablagiller, duruma göre vaziyet alıyorlar, kimin atına binerlerse onun türküsünü çığırıyorlar ve bu nedenle de, iktidara kim gelirse gelsin Boğaz’a nazır yalılarda ikamet edebiliyorlar... “Ben örtmem ama” diye... “Türban J eanne D’arc’ı” olmalarının sebebi bu... Türban mühendisi partinin en büyük şehir belediye reisinin en büyük icraatına buyurunuz!.. Anadan üryan hali ile sabah şenliği olarak yeniden düzenlenen aile yapısı çerçevesinin mühendisi olan hanımefendi sanatçı(!)nın, yarı yaşındaki jigolosu ile göstermelik nikahını kıymak!.. Yani beyim, bir tarafta türban seferberliği beri yanda, İslami ahlakın neresinde olduğu belirsiz bir icraatın aktörü!.. Hal böyle iken, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’i apar topar AB’ye peşkeş çekmenin bayraktarlığını yapan sermaye ağalarının türbana sırf cumhuriyetin temel ilkeleri çerçevesinde sahip çıkmak için mi karşı çıktıklarına inanacağız?!. Yani TÜSİAD Atatürkçü müdür örneğin?!. 28 Şubat’ın 50 milyar doları bankalardan lüpleten hortumcularının “Atatürkçülüğü” kimselere bırakmadıklarını hatırladıkça!.. Çankaya’ya “Türban”ın çıkışını “Bunlar” selamlamadı mı?!.. Çankaya’da oturan “Türban”ın üniversiteli kızın başında olup olamayacağının tartışması da bir garip durum değil midir zaten?!.. Türban işini didikledikçe, bu meselenin dinen emir olduğu ve “Hanımların avret yerlerinin korunması” temelinin bulunduğu sonucuna varılıyor... Hanımların avret yerlerini dini emirle kimden korumak gerekiyor... Azgın mandalar gibi oldukları kabul edilen “Erkek”lerden!.. TBMM görüşmelerinde bir demiş ki; “O halde kızların başını örteceğimize, niyeti bozuk erkeklerin gözünü bağlayalım,ya da onlar gece sokağa çıksın!..” doğru söylemiş... Bir kısım hanımın bu “Türban” sayesinde özgürleştiğini biliyoruz... Aileleri ancak böyle örtünürse sokağa çıkmalarına izin veriyor... Türban bu kadınların bu yüzden özgürlük simgesi... Ve tabii bu ülkeyi yönetenlerin kadınları türbanla dini imani yolda tutmalarından önce, devletin kilit noktalarındakilerine Allah korkusunu sağlamayı iş edinmeleri daha yerinde olacaktır!.. Şu hale, habere bakın... “Mavi Hat operasyonuna konu olan BOTAŞ’ta, İbrahim Selçuk önderliğindeki ihale çetesi ile çalışan BOTAŞ yöneticilerine kadın sağlandığı belirlendi. Kadın sağlanan ve gazinoya götürülen bürokratlardan birinin, dini inancı nedeniyle içki içmediği, meyve suyu içtiği telefon kayıtlarında yer aldı...” Devletin köşe başlarına yerleşen bu ahlaksızlardan devleti,saçı bitmedik yetimin hakkını korumak için ne yapılması lazım?.. Bunlara türban takmak falan da olmaz,bunlardan korunmak için bekaret kemeri lazım!.. Ortaçağ kafasına, Ortaçağ tedbiri!..
|