• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Dengeli.net

05
Mayıs
2008
Anasayfa arrow Takip Ettiğimiz Yazarlar arrow Gereksiz Yere Çatıştırılan Gençler
Gereksiz Yere Çatıştırılan Gençler Yazdır E-posta
Erol MANİSALI   
Pazartesi, 11 Şubat 2008

Erol MANİSALI7 Şubat akşamı benim de katıldığım 32. Gün programındaki havaya bakıyorum;

- Atatürkçü, Cumhuriyetçi ve solun değişik noktalarındaki gençler gerçek tehlikeyi görmüşler.

Solun ulusalcı kanadı da, enternasyonalist ucu da "Esas tehlike emperyalizmdir" diyor; ABD'yi, AB'yi gösteriyorlar.

- Irak'ta, Afganistan'da, Lübnan'da, Filistin'de işgalleri ve saldırıları vurguluyorlar.

- Türbanın, "Bunların Türkiye'deki sonucu olduğunu" görüyorlar. Ya İslamcı (ve türbancı) gençler? İşin ilginç yanı, "işbirlikçi İslamcı" siyasilerden farklı olarak , "israil"i gösteriyorlar. Yani "emperyalizmin, onların düşmanı olduğunu" biliyorlar.

- Bolu'da, İsrail'in saldırılarına karşı çıktığı için tehdit edilen ve okumayı bırakan genç, emperyalizmin ucunu, İslamcı kimliği ile görüyor. Ama arkasını göremiyor. "Onun kızdığı İsrail ile Türkiye'de türban ticareti yapan siyasi partilerin ortaklığını" anlayamıyor. Kafaları burada karışmış. İsrail'e karşı ise, Batı'daki onun sömürgeci ortaklarına da karşı olması gerektiğini; sömürgecilerle işbirliği yaparak Türkiye'de "türbancılık oynayan" siyasi partilere de karşı çıkmak zorunda olduğunu anlayamıyor. Resmi, parça parça görüyor, bütününü algılamakta zorlanıyor.

- İslamcıların, "işbirlikçi" olanlarının saklanması için türban kullanılıyor. İşbirlikçi İslamcılar, türbanın altına girerek gizleniyorlar.

Türban sömürgecileri de örtüyor

Sorun, "Türbana evet mi, hayır mı?" olarak ortaya konuyor. Oysa esas sorun, "Emperyalizme evet mi, hayır mı?" biçimindedir. Türban yalnız işbirlikçi İslamcıları gizlemiyor, emperyalizmi de örtüyor.

- ABD ve AB, AKP'nin arkasındadır; Türkiye Cumhuriyeti yerine, "Ilımlı İslam devleti" ni destekliyorlar.

Türban hem işbirlikçi İslamcıların, hem de sömürgecilerin gereksinimlerini birlikte karşılıyor. İşte AKP iktidarı döneminde "Türban" ın bir simge haline getirilmesinin arkasında yatan esas neden budur.

Türbancı-laik kavgası mı?

32. Gün programına benimle birlikte CHP milletvekili Necla Arat , eski CHP, DSP üyesi, yeni AKP vekili Haluk Özdalga ve gazeteci Emre Aköz de katıldılar.

Eski CHP ve DSP, yeni AKP vekili Özdalga, dalga geçercesine, AB'ye girmekte olan Türkiye'nin üniversitede türban yasaklaması özgürlüklere karşıdır demez mi? Üç parti değiştiren Özdalga şunları bilmiyor mu:

- AKP hükümetinin 17 Aralık 2004 ve 5 Ekim 2005'te AB ile imzaladığı çerçeve anlaşmalarının Türkiye'yi üyeliğe değil, özel statü adı altında sömürge statüsüne götürdüğünü neden görmek istemiyor?..

- Abdullah Gül 1996'dan 2002'ye, "Bu konudaki görüşünü ve değerlendirmesini değiştirmişti". Özdalga'nınki hangisine giriyor? Parti değiştirirken hem görüşü hem de değerlendirmesi mi değişti? Yoksa "görüşü aynı kalmakla birlikte", değerlendirme hatası yaptığını mı söylüyor? Eğer bunlardan biri doğru değilse Günter Verheugen" in, "anlamak istemeyenler........ sınıfına" kendisini de katmamız gerekir.

- Özdalga'nın bir sözü vardı ki gerçekten doğruydu; "AKP Türkiye'deki en AB'ci partidir" ifadesi tamamen yerinde. AKP, "AB'yi arkasına almış, Türkiye'deki yolunu onun sayesinde açıyor." ABD ve AB, "Cumhuriyet'in yerine ılımlı İslam devleti istemiyorlar mı?" Tabii ki en Avrupacı parti AKP olacak, hedefte birleşiyorlar.. türban işin bahanesi.

"Türban süreci" ve "AB süreci"...

Her iki süreç de bir oyalama; aynen AKP başdanışmanlarının söylediği gibi; "Avrupa'nın talepleri ile bizim (AKP'nin) taleplerimiz 200 yıldır ilk defa örtüşmüş bulunuyor". AKP, bu birleşmenin ürünüdür.

"AB süreci de, türban süreci de birer kaldıraç konumundalar. AKP ile Batı arasındaki alış-verişin maşaları olarak..."

- AB ve ABD'nin bu örtüşme (birleşme) sonucu siyasi, iktisadi, askeri ve kültürel talepleri AKP tarafından bir bir karşılanıyor. BOP bu sayede adım adım ilerliyor.

- Ancak karşılığında AKP, "Ilımlı İslam devleti" için Batı desteğini elde ediyor. Haluk Özdalga bunun için çok haklı: "En AB'ci hükümet AKP'dir".. bunda hiç kuşku bulunmuyor.

AKP üst yönetimi BOP için önemli bir misyon yürütüyor. Bunun bedeli Türkiye ve bölge ülkeleri tarafından ödenmekte. BOP'ye karşılık AKP'ye, AB ve ABD desteği geliyor.

32. Gün'de türban tartışan gençlerin büyük bir bölümü, "kafanın kapatılmasını değil, BOP'yi tartıştıklarının" farkındaydılar.

- Önemli bir kısmı gerçek tehlikenin "Batı emperyalizmi ve BOP olduğunu" çok iyi görmüşlerdi.

- Bu bağlantıyı kuramayanlar ise çelişkiye düştüler. Bir yandan İsrail'i eleştirirken, öte yandan "Türban ticareti yapanların onun en büyük dostu olduğunu" gözden kaçırdılar.

Sömürgecilerle işbirliği yapanlar Türkiye'ye ve bölgeye ihanet ediyorlar. Dini ve etnik ayrımcılığı emperyalizm adına körüklemiş oluyorlar.

Batı, Saddam'ı da El Kaide'yi de kullandı. Sonunda ne oldu? Emperyalizmin ipiyle kuyuya inenler, önünde sonunda boğulmaya mahkûmdurlar...

feed1 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.
SABAN KAYACI
11 Şubat 2008 14:37 48
Başarı Göstergesi: +4

TÜRBAN BAKIŞ

Bu olanları onaylamak mümkünmü? Karmakarışık duygular içindeyiz.
Hani çoğumuz da ne diyeceğimizi bilemiyoruz. Halkın i Türban konusunda yapılmak istenen anayasa değişikliğine onay veriyor. Çünkü bizler demokratik olma kültürüne göre yetiştiriliyoruz. "Özgürlükleri" başka insanlara zarar vermeyecek ölçüde kaldığında sınırlandırmıyoruz. Öyle ya; daha çok özgürlük daha çok hürriyet. İnsanların din ve geleneklerle olan bağlarının devletin kısıtlaması ile karşılaşmasına demokratik inancımız gereği onaylamıyoruz. Peki, bu özgürlüğün bedeli nedir? Bu bedel nelere karşı ödenmiştir.

Özgürlük ve hürriyetimizi yok eden, insanımızı yüzyılın 400 yıl gerisinde bırakarak,bütün dünyanın paylaşmak, sömürmek için sırada beklediği 1914 lere bu topraklar nasıl gelmişti.İnsanımızı ortaçağ karanlığında bırakan, bilimden, akıldan, dünyevi neşriyat ve yaşam dan uzak tutan yönetim anlayışı, kanun ve gelenekler ,tabular ve dinsel dogmalarla dolu geçmiş imparatorluk tecrübesi bize neler hatırlatıyor acaba. Acaba o koca imparatorluk nasıl oldu da yok oldu..
Bilime ve akla sırt dönmek bir imparatorluğu yok etmiştir.Orta doğuda halen geçmiş, teokratik yönetim anlayışı ve dini esaslara göre yönetilen ülkelerin durumları "halklarının özgürlükleri !!" sömürü olmuş durumları bizlere "özgürlüğün" ne olduğunu tekrar düşünmek gerektiği aklını vermiyor mu ?
Dünyada özgürlük için verilmiş en büyük mücadele "TÜRK KURTULUŞ SAVAŞIDIR" Ve bu savaş emperyalistlere karşı savaş meydanlarında kan ile acı ile verilmiş olduğu kadar, insanımızı Arap hurafe ve gelenekleriyle yaşamaya mahkum eden, yüce dinimizi bir sömürü aracı olarak kullanan "din" kisvesi altında beyinlerimizi yok eden, "düşünüp öğüt alalım diye değil" sorgusuz inanıp tabi olalım diye bizleri yetiştiren bir eğitim sistemine, yaşam biçimine dünya görüşüne karşı verilmiştir. Bu mücadele, 85 yıl öncesinin en moderni olduğu kadar bugünün bile en hayranlık uyandıran devlet kimliğini üretmiştir.
Bu ülkeyi, yapılmış olan mücadeleyi beğenmeyenler olabilir. Geçmiş yaşam alışkanlıklarına dönmeyi arzulayanlar da olabilir. Çalışmayı geleceği anlamayı "yaratılmışların en mükemmeli" olan bu "dünyayı ve evreni" anlamak için çaba sarf etmenin gereksiz olduğunu "nasıl olsa her şeyi yüce yaratanın bildiğini" bizlerin bu tip beyhude işlerle uğraşmamızın vakit israfı olduğunu düşünenler de olabilir. VE sanırım aramıza da ki % 80 yaratanın biz kullarının ne giydiği ile çok meşgul olduğunu da düşünebilir. İşte "özgürlük" herkes her şeyi düşünebilir. Yaratan bizlerin ne giyeceğimizi akıl edemeyecek kadar aptal olduğumuzu mu düşünüyor. Kİ; bizler en akıllı canlılar olarak kendimizi överiz. Ne beyhude bir kısırdöngüdür inaklarla yaşamak, insan aklını ne kadarda küçültür boş inaklar...
Ne ilginç, 85 yıl sonra bu ülkenin konuştuğu şeylere bak..."TÜRBAN"... Neden acaba? 85 Yıl önceki ağır malubiyetlerinin rövanşını almak için ,içimizdeki işbirlikçilerle beraber başımızı Türban LA BAĞLAYIP TEKRARDAN AKLIMIZI ÖRTMEK İÇİNMİ ACABA....

ŞABAN KAYACI

Rapor Et
Başarısız
Başarılı

 
  küçült | büyült
 

busy
 

  :: Bahtiyar Ol Nazım   :: Deniz Baykal'dan Aklımda Kalan...   :: Müttefik Aklı   :: 2009 Başına Kim Hazır?   :: Devlet Bahçeli:AKP hükümeti Türklüğün her özelliğinden rahatsız   :: 1 Mayıs, örnek biçimde kutlandı.!   :: Yurttaşına savaş açan hükümet   :: Eczacıbaşı, Koç, Sanayi ve AB...   :: Uyarı Çeşitleri   :: Taksim Duvarı!   :: Üç Adam   :: Disk'alifiye!   :: ODTÜ ve Mimar Sinan üniversiteleri   :: DTP, "AKP KAPATILMAMALI" DİYOR, AMA...   :: 1 Mayıs Mesajı   :: HAVA OPERASYONLARINDAN KAÇAN pkkYA NE OLDU !!!   :: Avea- Teknosa işbirliği   :: Fiat en çevreci otomobil markası   :: Kanser yüzde 80 önlenebilir   :: Klavyede klozetteki kadar bakteri var   :: Yaşananlar devlet terörüdür   :: Tüketici güveni en düşük düzeyde   :: Dünya'da İşçi Bayramı böyle kutlanıyor   :: Dolapdere karıştı !   :: İran'da 4,7 büyüklüğünde deprem   :: İstanbul'da kapalı yollar   :: Taksim   :: İşçileri vurmalı...   :: Üniversite ve Tüm Türk Gençliği Dikkat!   :: YA TÜRBANINIZI ÇIKARACAKSINIZ YA DA İRAN'A HİZMET EDECEKSİNİZ

           

Dengeli.net - Kalemini Kullan Sessiz Kalma...

 

E-mail ile haberdar ol:

Sistem FeedBurner

Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk

SİZ'CE

AKP davasında Savcılarımız Cumhuriyetin ve Demokrasinin kendilerine verdiği yetkiyi kullanmıyor mu?
 
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

ÖNCEKİLER
SONRAKİLER