|
Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay anlatıyor; “Türbanla ilgili Anayasa değişikliği Meclis’ten geçtikten sonra Cumhurbaşkanı Gül tarafından onaylanırsa AKP hakkında kapatma davası açılacağı her ikisine de (Erdoğan-Gül) iletildi.
Her ikisi de şu kanıya vardı: Cesaret edemezler...” diyor. Gazetecinin bu sözlerini, kendisini dinleyen politikacı, eski milletvekillerinden Mehmet Bekaroğlu,”Bu benim de kulağıma geldi” cümlesi ile onaylıyor... Yasa belli... Bu kadar “Netlik” ortada iken, devletin tepesinde oturan iki önemli yönetici ortaya çıkacak olan sonucu “Cesaret edemezler” diye mi değerlendirdiler!?. Eğer durum böyle ise, bu ülkenin içerisinde adı konmamış bir cephe savaşı mı var?!. Kim neden niye cesaret edemeyecek?.. Korkulacak olan ne ki; yasa bir kenara itilecek?.. Olayı biraz daha açalım.. Balbay anlatıyor: “Türbanla ilgili Anayasa değişikliği Meclis’ten geçtikten sonra cumhurbaşkanı tarafından onaylanırsa, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın dava açacağını Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül’e söylediler. Her ikisi de şu kanıya vardı; cesaret edemezler, dava açamazlar!..” Eğer bu bilgi doğru ise, “Cesareti test edilen” devlet makamı öncelikle Yargıtay Başsavcılığı!.. Yani “Siyasi partilere kapatma davası açma konusunda tek yetkili” olan makam... Ve bu makamı dolduran Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya, görevinin icabı gereği konuya yaklaşıyor... Bakın ne yapıyor... Önce, çok dikkatlice ve hiç rencide etmeden iktidarı uyarıyor, bir bildiri yayınlıyor... Bundan kısa bir süre önce... Başsavcı bu bildiride altını çiziyor... “Türban yasağının kaldırılması üniversiteleri cemaatçi, ırkçı, ayrılıkçı güçlerin laik ve üniter yapıya aykırı faaliyetlerinin alanı haline getirir.” Net olarak sıralıyor... “Partiler açısından, Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetlerin devletin bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağı Anayasa ve yasalarda hüküm altına alınmış, ayrıca yaptırımları gösterilmiştir. Yasa koyucu, ülke ile millet bütünlüğünün bozulmasını önlemek amacıyla bu hükümleri ve yaptırımları saptamıştır. Bağımsız ve egemen olan her devletin, partiler üstü olan bir devlet politikası vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin politikası, işgal güçlerinin yurttan çıkarılıp Lozan Anlaşması sonucu ülke sınırlarının yeniden belirlenmesi ve kurucu devlet ve kurucu meclis tarafından yapılan 1924 Anayasası ile belirlenmiştir. 1982 Anayasası ile de anılan devlet politikası değiştirilemez hükümleri de konulmak suretiyle koruma altına alınarak başlangıç hükümleri ve ilk dört madde açıklanmıştır. Cumhuriyet yönetiminin ilkesi olan halkın egemenliği kuralı gereği de halkoyu ile kabul edilmiştir. Cumhuriyetin temel ilkelerini, 85 yıllık kazanımlarını yok saymak, özgürlüğü çağdaşlaşma yerine dini esaslar çerçevesinde ele alarak etnik gruplara, mezheplere, ırkçılara haklar vermek olarak görmenin ve tartışmanın ülkeye yarar getirmeyeceği, halkı önce bilinçlendirmeye, ayrıştırmaya sonra da çatışmaya götüreceği açıktır. Eğitim ve öğretim kurumlarında bazı giysilerin kullanılmasının özgürlük sayılıp özgürlükler içine alınmasının mezheplerin, cemaatlerin ırkçı örgütlerin ayrılıkçı güçlerin sembollerini rahatça kullanacakları, yayacakları, eğitim görenleri örgütleyerek huzursuzluğa, saflara ayıracağı, eğitim ve öğretim kurumlarının yukarıda sayılan etkin örgütlerin alanı haline getireceği, laik ve üniter yapıya aykırı bir faaliyet alanına dönüştüreceği, yüce milletimiz ve ülke ile milletin koruyucusu olan yasalar önünde sorumluluğun Anayasa ve yasalar gereği bu yönde beyan ve faaliyetlerde bulunan siyasi partilere ait olacağı gözden kaçırılmamalıdır...” Bildiri bu kadar da değil... Başsavcı çok net olarak “Atatürk milliyetçiliği ile laik ve sosyal hukuk devleti ile bağdaşmayan...” çıkışları “Özgürlük” diye yutturulmaya çalışılmasına ve bu işlerde AB’den desteklere güvenilmesine de set çekilmesini istiyor... Peki bu uyarılara karşı yapılan ne?.. Kafa kafaya verip “Cesaret edemez, durmak yok yola devam!.” Eee, ne olacak şimdi?!.
|
20 Mart 2008 18:03 15
Başarı Göstergesi: +2