• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Dengeli.net

03
Mayıs
2008
Anasayfa arrow Takip Ettiğimiz Yazarlar arrow Ulusal Sol Yerine "Dinci-Bölücü Koalisyon"
Ulusal Sol Yerine "Dinci-Bölücü Koalisyon" Yazdır E-posta
Erol MANİSALI   
Salı, 04 Aralık 2007

Erol MANİSALI ABD 1960'lı ve 1970'li yıllarda Türkiye'de artan sol ve Amerika karşıtı gelişmeleri engellemek için hangi araçları kullandı? Bunun yanıtlarını verdiğimiz zaman Türkiye'nin 2000'li yıllarda, "AKP yönetimine nasıl getirildiğini de" kolayca anlamış oluruz. 

1960'lı ve 70'li yıllardaki sol ve ABD karşıtı muhalefet hareketleri 1961 Anayasası'nın getirdiği toplumcu yapılanmaların sonucudur. Şöyle ki;

1) 1961 Anayasası Türkiye'de, ABD'nin (ve Batı'nın) hiç de hoşlanmadığı bir yapıyı yavaş yavaş sağlıyordu. Demokrat Parti'nin Amerikancı, liberal ve kapitalist felsefesine ve uygulamalarına karşılık sosyal devleti öne çıkaran bir anlayış yeşeriyordu.

Devletin iktisadi kurumlarının hızla piyasaya hâkim olmaları gerçeği vardı. Petro-kimya, demir-çelik, alüminyum, motor sanayii, elektronik gibi birçok alanda devlet devreye girmişti. Karma ekonomik yapı "sistemin esasını oluşturmaya başlamıştı".

Bunlar ABD'nin (ve Batı'nın) Türkiye'de istemediği şeylerdir.

2) 1961 Anayasası ile kapı gibi bir Devlet Planlama Teşkilatı kurulmuştu. Beş yıllık planlar ve yıllık programlarla sanayi, tarım, enerji, ulaştırma, eğitim, sağlık gibi alanlar; "ulusal çıkarlar gözetilerek" , planlı ve programlı bir biçimde yürütülmeye başlandı.

Birinci Beş Yıllık Plan döneminde başbakan olan Morrison Süleyman bile, ABD'nin vermek istemediğini gidip Sovyetler Birliği'nden almıştı. Sol ve ulusalcı kesim bu işin başını çekiyordu. Sol dışında, ABD'ye karşı olan İslamcılar da Türkiye'nin sanayileşmesinden yanaydılar. Sol ve ABD karşıtı İslamcılar Ecevit-Erbakan koalisyonu ile iktidara gelmişler ve 1974'te Batı istemediği halde ulusal çıkarlarımızı Kıbrıs'ta korumuşlardı. ABD'nin bölge uzmanları şöyle karara vardılar:

1) Sağ ve sol aralarında çatıştırılmalıydı.

2) "ABD karşıtı" cephe yerine, onun yandaşı dinciler yaratılmalıydı.

3) "Sermayenin sisteme egemen olacağı" bir değişiklik yapılmalıydı.

Ama her şeyden önce ABD'nin baş belası 1961 Anayasası budanmalıydı.

- 12 Mart 1971 darbesi ABD karşıtı cepheyi, sol hareketleri ortadan kaldırmak için ilk basamak oldu. Amerikancı kimi generaller ve kimi sağ çevreler ABD istihbarat örgütleri tarafından solun üzerine gönderildiler.

- 24 Ocak 1980 iktisadi kararları ile 12 Eylül 1980 darbesi ABD'nin ortak operasyonlarıdır. 1978 Washington Uzlaşması'nın Türkiye'de uygulanması için 12 Eylül generalleri tarafından 1982 Anayasası'nın getirilmesi gerekiyordu. (*)

1980-83 Askeri Konsey ve 1983 sonrası Özal hükümetlerinde üç belirgin hareket oldu.

1) Sermaye çevrelerinin siyaseti ele geçirerek Türkiye'yi Batı'ya bağlamaları için "Özalcılık" geliştirildi. Sermaye çevreleri, sisteme egemen kılınmaya başlandı. Özal Türkiye'yi birkaç büyük işadamı ile birlikte yönetiyordu.

2) PKK kuruluyor ve "devlete karşı yeni bir ayrılıkçı muhalefet" ve terör oluşturuluyordu.

3) Askeri Konsey (1980-83) ve Özal dönemi ile birlikte İslamcı yapılanma sistemli bir biçimde devreye sokuluyordu. Atatürkçü geçinen 12 Eylül'ün Amerikancı generalleri bu konuda ellerinden geleni yaptılar. Özalcılıkla birlikte tarikatçılık devletin tepesine yavaş yavaş sızmaya başladı. Fethullahçılık bu dönemde sistem tarafından desteklendi.

İlk tohumlar...
Böylelikle sol kesim başta olmak özere ABD karşıtı ulusal öğelere alternatif olacak "Amerikancı işbirlikçiler" ilk filizlerini vermeye başladılar.

- Bir yanda Amerikancı (Batıcı) büyük sermaye çevreleri;

- Onun yanında Amerika'ya yakın İslamcılar (ve tarikatlar);

- Ve tabii Türkiye Cumhuriyeti'ne, Lozan'a ve devlete karşı PKK terör örgütü. Bu birbirinden tamamen farklı görülen unsurlar yavaş yavaş ABD ve AB tarafından "terbiye edilecekler" ve 2000'li yıllardaki ortaklıklarını kuracaklar. ABD ve AB'nin güdümüne girmiş olan "büyük sermaye, köktendinci ve bölücü" koalisyonu işin esasını oluşturdu.

Amerika ve (sonra AB), 1960'lı ve 1970'li yıllardaki solun karşısına büyük sermaye-köktendinci-bölücü koalisyonunu 2000'li yıllarda oturtmayı başarmıştır (**). Eski solun bir bölümü dinci ve liberal çevrelere yamandı. İşin en ilginç yanı şu:

- İslamcıların tabanının büyük çoğunluğu ABD'nin (ve AB'nin) karşısındalar.

- Kürt kökenli yurttaşların da çoğunluğu PKK'ye karşılar. Çünkü terörden en büyük zararı onlar gördü. Terör yüzünden Güneydoğu geriledi;

- İş çevrelerinin çok küçük bir bölümü "gözü kapalı Amerikancı ve AB'ci".

Çoğunluğu, iktisadi işgale karşı.

- Bu kesimler dışındaki insanlarımızın yine büyük çoğunluğunun ABD'ye karşı olduğunu kamuoyu yoklamaları gösteriyor.

Ve bütün bunlara rağmen Amerikancılar iktidarda. Bu sonucun bir tek açıklaması bulunmaktadır; Türkiye'de demokrasi işlemiyor. Sadece demokrasi oyunu oynanıyor.

O zaman düşünmemiz gereken şey bu işi nasıl ve hangi yolla düzelteceğimizdir.

Türkiye'yi emperyalizmin güdümündeki oligarşiden nasıl kurtaracağımızı, "büyük çoğunluğu oluşturan kesimler bütün güçlerini kullanarak" çözmek zorundalar. Bugünkü gidişe karşı olan bütün kesimlerin kenetlenmesi gerekiyor.

Sağcısı, solcusu, işbirlikçi olmayan ve Atatür k'ü seven Müslümanıyla...

(*) Hayatım Avrapa, Birinci kitap 2006, Truva.

(**) AKP, Ordu, ABD Üçgenindeki Türkiye, 2007, Truva.


 

feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 

  :: 1 Mayıs, örnek biçimde kutlandı.!   :: Yurttaşına savaş açan hükümet   :: Eczacıbaşı, Koç, Sanayi ve AB...   :: Uyarı Çeşitleri   :: Taksim Duvarı!   :: Üç Adam   :: Disk'alifiye!   :: ODTÜ ve Mimar Sinan üniversiteleri   :: DTP, "AKP KAPATILMAMALI" DİYOR, AMA...   :: 1 Mayıs Mesajı   :: HAVA OPERASYONLARINDAN KAÇAN pkkYA NE OLDU !!!   :: Avea- Teknosa işbirliği   :: Fiat en çevreci otomobil markası   :: Kanser yüzde 80 önlenebilir   :: Klavyede klozetteki kadar bakteri var   :: Yaşananlar devlet terörüdür   :: Tüketici güveni en düşük düzeyde   :: Dünya'da İşçi Bayramı böyle kutlanıyor   :: Dolapdere karıştı !   :: İran'da 4,7 büyüklüğünde deprem   :: İstanbul'da kapalı yollar   :: Taksim   :: İşçileri vurmalı...   :: Üniversite ve Tüm Türk Gençliği Dikkat!   :: YA TÜRBANINIZI ÇIKARACAKSINIZ YA DA İRAN'A HİZMET EDECEKSİNİZ   :: Sanal kumarla paralar dışarı gidiyor!   :: Dünya Bankası: ''Türkiye AB'yi besler''   :: HÜKÜMETTEN 1 MAYIS YANITI!   :: Sınırlar Arasında MALEZYA MODELİ'ni anlatıyor   :: 'Devleti zaafa uğratanlar, yargıda hesap verecekler'

           

Dengeli.net - Kalemini Kullan Sessiz Kalma...

 

E-mail ile haberdar ol:

Sistem FeedBurner

Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk

SİZ'CE

AKP davasında Savcılarımız Cumhuriyetin ve Demokrasinin kendilerine verdiği yetkiyi kullanmıyor mu?
 
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

ÖNCEKİLER
SONRAKİLER