|
Kıbrıs'a Giden Gül Hangisi? |
|
|
|
Erol MANİSALI
|
|
Salı, 18 Eylül 2007 |
|

5 Eylül 2007'de Rauf Denktaş 'la, A.Gül 'ün eski ve yeni kimliğini Girne'deki evinde konuşuyorduk:
- Tamıtamına 13 Temmuz 1996 idi. Size, çiçeği burnunda Başbakan Necmetin Erbakan'ı 20 Temmuz kutlamaları için davet edip etmediğinizi sordum. Bana "Yahu adamcağız daha birkaç günlük başbakan; çağırmak aklıma gelmedi" demiştiniz... Benim ısrarım üzerine yine yemekte telefonla yaptığınız daveti Erbakan , inşallah diye geçiştirdi. Sonra ben, Kıbrıs'tan sorumlu Devlet Bakanı Abdullah Gül'ü yanınızda telefonla arayıp başbakanı getirmeye çalışması için ricada bulunmuştum. Eski hocasının ricasını kırmadı ve canını dişine takarak Başbakan Erbakan'ı KKTC kutlamalarına getirmeyi başardı; Denktaşçı ve KKTC'nin bağımsızlığını savunan bir Gül vardı... O zaman için, bir kaktüsten farksızdı!.. ABD ve AB için tabii...
Gül şimdi KKTC'ye gidiyor, Cumhurbaşkanı olarak 1996'daki Kıbrıs'tan sorumlu Devlet Bakanı Gül ile 2007'deki Cumhurbaşkanı Gül arasında ne fark var? Başbakanları dışında tabii... O zamanki Erbakan, şimdiki Tayyip Erdoğan dışında!.. Arada neler olmuştu neler...
1) O zamanki Gül, bugün Türk halkının yüzde 90'ının düşündüğü gibi düşünüyordu. ABD'nin Ortadoğu (ve Kıbrıs) politikalarına o da karşıydı. Daha da ötesi antiemperyalist (ve milliyetçi) bir A.Gül kimliği sergiliyordu.
Şimdi ise ABD (ve AB) ile "olağanüstü yakın ilişkiler içinde" ; ABD'nin BOP'sini desteklediği gibi 2003'te Colin Powell ile çok özel anlaşmalar bile yaptı. Zaten Köşk'e çıkışında Washington'ın mutluluğu ve desteği göz önüne alınırsa bu yakınlığın adeta, "stratejik bir işbirliği" sonucu olduğu kolayca söylenebilir.
İşin ilginç yanı Türk halkının 1996'da sadece yüzde 60'ı ABD'nin Ortadoğu politikasına karşı çıkarken bugün oran yüzde 90'a ulaşmış. Buna karşın A.Gül yüzde 10'a düşen azınlık görüşün yanında yer almış. Çoğunluğun tarafındayken azınlığın yanına geçmiş.
2) 1996'da Denktaş'ın yanında ve KKTC'nin mutlak bağımsızlığına destek veren bir Gül vardı. KKTC ebediyen yaşamalı diyordu.
Oysa aynı kişi AKP iktidara gelince Annan Planı'na ve M.A.Talat'a destek verdi. Her iki proje de Washington ve Londra'nın ürünleriydi. KKTC'yi yavaş yavaş eriten bir altyapı hazırlıyorlardı.
3) Bu da yetmedi, 1 Mayıs 2004'te Selanik'e giderek kutlamalara katıldı. Selanik'te, Rumların, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB'ye tam üyeliğine girişinin şenlikleri yapılıyordu. İkinci Helen devletinin AB'ye girişine A. Gül Selanik'te alkış tuttu.
4) Bunlar da yetmedi, AKP hükümeti AB ile öyle anlaşmalar imzaladı ki Türkiye 9 yeni üyeyle birlikte Rumlara karşı da yükümlülük altına girdi.
AKP hükümetinin 2005 yılında Brüksel'le imzaladığı anlaşmalarla, "hükümet Rumları, Kıbrıs adasının tek egemen gücü olarak tanıdığını kabul ediyordu"...
5) Sayın Gül AB ile, beni şahsen de çok yakından ilgilendiren bir konuda inanılması güç anlaşmalara imza attı. Oysa 10 yıl önce bu tür yükümlülüklerin Türkiye'nin ulusal çıkarları ile taban tabana zıt olduklarını çok haklı olarak kendisi, Meclis kürsüsünden Türk ve dünya kamuoyuna ilan ediyordu. Türkiye'nin AB boyunduruğuna alınmasına 1995 ve 1996 yıllarında karşı çıkan Gül, AKP iktidarında tamamen farklı bir çizgiye gelmişti. Bu ödünler içinde KKTC baş köşede duruyordu.
Gül ve Talat'ın ortak kaderi Cumhurbaşkanı Gül şimdi KKTC'nin Cumhurbaşkanı Talat'ı ziyarete gidiyor. Aslında ortak bir kaderleri var.
- Talat da, Gül de ABD ve AB'nin çok sevdiği siyasiler.
- Her ikisi de BOP'ye destek veriyorlar. Biri İslamcı diğeri solcu(!) zemininden gelmiş olsalar da ABD ve AB'nin projelerinde birleşiyorlar.
- 2004'te Annan Planı KKTC'de halkoylamasına sunulurken her ikisi de varlarını yoklarını ortaya koydular. "Yes be annem" e birlikte destek verdiler.
- KKTC'nin siyasal egemenliğine Talat da, AKP de destek vermiyorlar.
- Talat'ın CTP'si iktidara gelirken, Talat cumhurbaşkanlığına getirilirken AKP (ve Gül) en büyük desteği sağladılar.
- Her ikisi de soğuk savaş sonrasında ülkelerinde Batı taleplerine en olumlu biçimde yanıt verdiler ve veriyorlar. Bu anlamda soğuk savaş sonrasının tipik Batıcı siyasal figürlerini birlikte oluşturuyorlar.
Bütün bunlar göz önüne alındığında her ikisinin de ortak bir kaderi paylaştıkları ortaya çıkar. Birinin soldan, diğerinin İslamcı kesimden gelmeleri hiç önemli değil. Onları yakınlaştıran ve ortak bir kaderde bütünleştiren en önemli öğeler Washington, Londra ve Brüksel'le olan çok yakın ve özel ilişkileridir.
20 Temmuz 1996'da benim yanımda, Denktaş'a bakarken gözleri parlayan mahcup ve saygılı Gül, şimdi M.A.Talat'a destek için Kıbrıs'ta...
Kıbrıs BOP'nin ön karakolu. Buna karşı çıkan "Türkiyeci Denktaş" tasfiye edildi. Yerine Amerikancı ve AB'ci Talat getirildi.
1996'da Denktaş'a destek sağlamak için Erbakan'ı ite kaka Kıbrıs'a götüren Gül, şimdi Talat'a destek için adaya gidiyor...
Soğuk savaş sonrasında Amerikan emperyalizminin Kıbrıs'taki zaferi kutlanıyor sanki...
|