|
AKP'nin ve Batı'nın Anayasası |
|
|
|
Cumartesi, 22 Eylül 2007 |
|

Batı emperyalizminin, BOP dahil, bütün taleplerine kapılarını aralayan bir düzenlemenin izlerini görebiliriz. Bu bizim değil, olsa olsa sömürgeciliğin ve onun içimizdeki uzantısı olan oligarşinin anayasasıdır.
- AKP bir anayasa taslağı hazırlattı. Seçtiği uzmanlar Atatürk'e, Kemalizme, sosyal devlete, toplumcu demokrasiye uzak insanlar. Uzaktan da öteye Cumhuriyetin kuruluş felsefesine ve devrimci kimliğine karşı çıkan "teknisyenler".
- AKP tarafından seçilen uzmanların yaklaşımları ile Batı'nın yaklaşımları örtüşüyor. Açıkçası AKP'nin ısmarladığı taslak ABD ve AB'nin taleplerini de karşılıyor. "AKP, ABD ve AB koalisyonunun" istediği düzen kurulmak isteniyor.
Soğuk savaş sonrası Batı'nın yeni emperyalizminin yolunu açan bir taslakla karşı karşıyayız. Bir boyutu ile Cumhuriyetin kuruluş felsefesine karşı, öbür boyutu ile Cumhuriyetin kazanımlarını ve kimliğini tasfiye eden özellikleri beraberinde getiriyor.
- Cumhuriyetin kurumlarının sahip olduğu değerlerde ve ülkedeki "kurumsal demokratik dengeler yerine", yürütmeyi öne çıkaran ve başkanlık sistemini yavaş yavaş getiren bir yapılanma görüyoruz.
- Ve bu yapılanmada tarikatlar, yerel yönetimler güçleniyor. Bir yandan "merkeziyetçi" zihniyete yönetimde güç kazandırılıyor; öte yandan yerel yönetimler (ve organları) daha bağımsız hale getiriliyor.
Çelişkili görülen bu durum özünde AKP açısından çok tutarlı; hükümet ve yerel yönetimler AKP'nin istediklerini hep birlikte uygulayacaklar. Tam bir dönüşüm ve devşirme ortamı yaratılıyor;
- Hem yönetimde yukarıdan aşağı, yürütme (hükümet) güçlendiriliyor;
- Hem de dinci ve etnik odakların etkilerini arttırdıkları yerel yönetimler güçlendiriliyor.
- Toplum ve (Cumhuriyet), merkezden, yukardan aşağıya ve yerel yönetimler kanalı ile aşağıdan yukarıya sıkıştırılıyor.
Oligarşinin anayasası Oligarşinin elindeki "merkezi ve yerel güçler birbirlerini tamamlayan bir kıskaç haline dönüştürülüyor" . Kıskacın yerel ayaklarını dinci ve ayrılıkçı örgütler oluşturacak. Tarikatlar ve siyasallaştırılmış bölücü belediyeler merkezdeki güçlendirilmiş yönetimle birlikte hareket edecekler. Her iki cephe de Batı emperyalizminin denetiminde olacaklar. Yeni anayasa ile Türkiye böyle bir kıskacın ve faşist yapılanmanın içine sokuluyor. Dini ve etnik oligarşi (ve faşizm) anayasal yoldan meşrulaştırılıyor.
AKP'nin iktidara taşınmasında Washington ve Brüksel ile birlikte başrolde yer alan kimi büyük sermaye çevreleri şimdi anayasa taslağına biçimsel bazı eleştiriler getiriyorlar.
- Bölücüler ve şeriatçılarla aynı resimde görülme korkusu mu?
- Yoksa, "kerhen" yapılan göstermelik bir eleştiri mi?
"Biz Kemalist değerlerin yanındayız; sosyal devletten yanayız; sömürgeci yapılanmanın karşısındayız" diyemiyorsanız bu tür çıkışlar medyatik gösteriden öte bir anlam taşımaz.
Ismarlama bir anayasa Anayasa taslağının teknik ayrıntıları dışında ortaya çıkan ipuçlarında şu özellikler var:
1. Cumhuriyetin kuruluş felsefesinin oluşturduğu kurumlar ortadan kaldırılıyor; bunların yerine hükümet ve yerel yönetimler öne çıkarılıyor.
2. Dinci ve ayrılıkçı (bölücü) siyasal ve sosyal kurumlar, tasfiye edilenlerin yerine getiriliyor.
3. Bölgeci ve federatif bir yapılanmanın ulus-devlet yerine yerleştirilmesi; 12 Eylül'deki Amerikancı generallerin Özalcılıkla birlikte kurmaya çalıştıkları yeniden yapılanma, şeriatçı öğelerle desteklenerek tamamlanıyor.
4. Sosyal sınıfların örgütlenerek gerçek bir demokrasinin oluşturulması yerine İslamcılığa, tarikatlara ve etnik ayrımcılığa dayanan antidemokratik bir yapılanmanın, "ABD ve AB'nin talepleri doğrultusunda" gerçekleştirilmesinin yolu açılıyor.
5. AB başta olmak üzere Batı kapitalizminin kurumlarına Türkiye'nin tek yanlı bağlanma sürecini derinleştirip güvence altına alacak yeni düzenlemeler getiriliyor.
6. Sosyal devlet ve toplumcu bir yapılanmanın yollarının kapatılması için, özelleştirmenin her alanda devamı; piyasa düzeninin sisteme tamamen egemen kılınması; Türkiye'nin ulus-devlet kimliğinin kapatılması, "özelleştirmenin her alanda devamı; piyasa düzeninin sisteme tamamen egemen kılınması; Türkiye'nin ulus-devlet kimliğinin bu yolla tasfiyesi için" geçiş yolları hazırlanıyor.
Taslakta bu altyapıyı doğrudan değilse bile detaylı olarak hazırlayacak öğeler yerleştirilmiştir. Bu taslak 73 milyonun değil ABD, AB ve AKP'nin ortak ürünüdür.
Batı emperyalizminin, BOP dahil, bütün taleplerine kapılarını aralayan bir düzenlemenin izlerini görebiliriz. Bu bizim değil, olsa olsa sömürgeciliğin ve onun içimizdeki uzantısı olan oligarşinin anayasasıdır.
Sonuçta taslak, oligarşiyi oluşturan iç ve dış odaklara hizmet vermek için hazırlanmaktadır.
1996'daki Rand Corporation'un raporunda öngördüğü üzere, Cumhuriyet Türkiyesi yerine ABD'nin istediği ılımlı İslam devletini karşılayan bir belge özelliğindedir.
Dinci, bölücü ve piyasacı bir yapılanmanın, anayasal güvenceleri bu belge ile sağlanmak isteniyor.
|