|
"AB Süreci" Üzerinden Türban |
|
|
|
Erol MANİSALI
|
|
Cuma, 15 Şubat 2008 |
|
- "Türkiye AB'nin kapısındayken bunlar yapılır mı?"
- "AB sürecindeki Türkiye'de bizi olumsuz etkiler."
Bu tür açıklamalar "Türban" meselesi dolayısıyla iyice arttı. Önceki yıllarda başka nedenlerle de sıkça duyduk. Ancak türban bağlamında işin çok ilginç bir yönü var. Karşıt görüşleri savunanların birçoğu aynı şeyi söylüyorlar: "AB kapısında bu yapılır mı?" - Türbana karşı çıkanlar, "AB kapısında kafalar bağlanır mı" diyerek tepki gösteriyorlar. Onlara göre "Türkiye uygar bir dünyaya girerken, kafaların İslami bir simge olarak bağlanması yanlıştır"...
- Türbanı savunanlar ise "Bu, bireyin dini özgürlüğüdür, AB kapısındaki Türkiye, özgürlükleri kısıtlamamalıdır" görüşündeler.
Bu iki karşıt çevrenin, "samimi olarak" bu düşüncede olduklarını varsaysak bile şu öngörülerden hareket ettiklerini kabul etmek durumundayız;
1) AB kapısındaki (aday ülke) Türkiye için Brüksel ile ilişkiler normal seyrinde gidiyor. AB bir süre sonra Türkiye'yi, hiçbir ayrıcalık yapmadan tam üye yapacak. Türbanın takılması (veya yasaklanması) bu normal gidişi bozar.
2) AB'nin Türkiye üzerinde "Kürdistan projesi" bulunmuyor; Ermenistan projesi yok. Fener Patrikhanesi'nde Lozan'ın koşullarını kabul ediyor, hiçbir sorun yaşanmıyor. Dicle ve Fırat konusunda bir dayatması yok. AB Türkiye'yi, "kesinlikle" federasyona götürmek istemiyor. Cumhuriyet'in değerlerine ve Atatürk ilkelerine saygılı... Oysa AB ile ilişkiler bir cehennem kapısı niteliğinde. Lozan'ın altı, ite kaka Brüksel ve içimizdeki ortakları tarafından oyulmakta.
Hal böyle iken türbana karşı çıkan taraf, "AB içinde aydınlanacak Türkiye'yi karartıyorsunuz" derken türbancı cephe, "Türkiye AB'ye girerken özgürlükleri kısıtlıyorsunuz" kelamını ediyor.
Türbancıları anlayabiliyorum; söylediklerinin doğru olmadığını bilseler de; kafaları kapatmanın Türkiye'yi "ortaçağ" a götüreceğini düşünseler de "AB'yi kullanmakta haklılar". Ne de olsa, AKP de AB'yi arkasına almış, onu kullanıyor. Türkiye'yi türbanlamak için AB ideal bir kaldıraç durumuna sokulmuş.
Türban karşıtlarının çelişkileri... Ama türbana karşı çıkanların bunu "kullanma" olanağının bulunmaması gerekir. Uygar ve demokratik Türkiye'de "Kadının kafasının kapanması bizi ortaçağa götürür". "Bu Atatürk devrimlerini ortadan kaldırmak demektir, onun için kesinlikle kabul edilemez" gibi değerlendirmeleri anlayabilirim. Ama kalkıp, "AB kapısındaki Türkiye'de türban olmaz" demek, "Türbanı şemsiye yaparak AB'nin cehennem kapısını örtmek anlamına gelmez mi"?.. AB'nin Lozan ve Atatürk devrimlerini tasfiye girişimlerini unutturmak sayılmaz mı?
Türbana üniversite ve kamusal alanda karşı ol duğunu söyleyen çok geniş bir cephe var. Bu cephenin bir kısmı , "Türbana karşı çıkarken, AB için bunlar olmamalıdır" diyorlar. Oysa, ABD ve AB yüzünden bütün bunlar başımıza geldi demeleri gerekirdi. AKP'yi getirenler onlar, Cumhuriyet'in yerine ılımlı İslamı getirmek isteyenler yine onlar. - Liberallerin bir bölümü türbana karşılar. Onlar da AB'yi gerekçe gösteriyorlar. Türbancı AKP'den hiçbir farkları kalmıyor.. onlar da takıyye yapıyorlar. Esas niyetleri Batı kapitalizminin Türkiye'de egemen kılınması ve bütün işlerin piyasaya devri. Beraberinde BOP'nin kabulü.
- Kimi sosyal demokratlar da "AKP kapısını" kullanıyorlar. Türkiye-AB ilişkilerindeki fiili gidişi göremeyecek ve imzalanan anlaşmaların içeriğini okuyup da anlayamayacak kadar geri olduklarına inanmıyorsak, bunların da takıyye yaptıklarını kabul etmek zorundayız. Neyin takıyyesi: "Türkiye'deki oligarşiye, örtülü desteğin gizlenmesi ..."
- Milliyetçiler (ve MHP) içinde de "AB süreci masalını" kullananlara rastladım. Bunlar, hiç kuşkunuz olmasın, "Türk değilse bile, Amerikan milliyetçisi olmak durumundalar".
- Bir de DTP'liler var tabii. Onlar AB ve ABD konusunda kaderlerini onlarla bütünleştirmişler. En açık onlar oynuyorlar; Biz Ankara'yı değil Brüksel'i tercih ederiz demeye getirdikleri için, AB kapısında olmak onlar için cehennem değil. DTP; AB ve ABD'nin Türkiye planlarının bir parçası haline gelmiş. "AB yolunda türbana destek" diyerek hem Brüksel hem de AKP ile paslaşmış oluyorlar.
"AB süreci" neyin süreci? "Türbanın AB süreci" meselesi yalnız dinciler tarafından değil, Türkiye'yi Batı'ya tek yanlı bağlamak isteyen liberaller ve kimi sağcılar tarafından; Türkiye'de mevcut oligarşinin sürmesini isteyen kimi sosyal demokratlar ve gardrop Atatürkçüleri eliyle de bol bol kullanılmaktadır.
Bu "istismar" en az türban kadar tehlikelidir,12 Mart 1971'den itibaren sıkça kullanıldı ve son 30 yılda şu sonuçları doğurdu; - Türkiye'de sosyal devlet çökertildi.
- Yerini tarikatlar, cemaatler ve büyük sermaye almaya başladı.
- Atatürk devrimleri ve Cumhuriyet'in değerleri tasfiye ediliyor.
Sorunun bir ucunda içimizdeki oligarşi, diğer ucunda ABD ve AB'nin dayattığı BOP var.
Türkiye, içindeki oligarşiyi tasfiye ederek gerçek demokrasiyi sağlamak zorundadır. Kafalar, "Nasıl olacak" sorusunda karışıktır...
Kafamızı netleştirmeye ve Türkiye'deki tehlikeyi tanımaya , "önce kendimizden başlayarak, onu bulup, ortadan kaldırmak zorundayız"...
|