Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Dengeli.net

22
Ocak
2008
Anasayfa arrow Yazarlar arrow Devlet Başkanı
Devlet Başkanı Yazdır E-posta
Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL   
Cumartesi, 05 Ocak 2008

Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL Hiç kendi devletinin adını söylemekten çekinen bir devlet başkanı duydunuz mu? Anayasası varken ve o anayasayla göreve gelmişken bunu ortadan kaldıran bir plana "evet" deyip halkına da dedirtmiş olan bir başkan? 


Halkının kurtuluşunu ve cumhuriyetinin kuruluşunu sağlayan bir devletten kopup daha birkaç yıl öncesinde kendi insanlarına karşı katliama kalkışmış bir toplumla birlikte AB'ye girmeye kalkışan?

"Böyle şey olur mu?" demeyin. Oluyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin şimdiki başkanı, son Ankara ziyaretinde görüldüğü gibi, ne resmi konuşmalarında ne de kişisel demeçlerinde başında bulunduğu devletin adını söylemekten bile özenle kaçınmış. Hep "Kıbrıs Türk tarafı" demekte.

Öyle bir söz var aslında. Birleşmiş Milletler zemininde yapılan ikili görüşmelerde eşitlik olsun diye, "Kıbrıs Türk tarafı" ile "Kıbrıs Rum tarafı" ndan söz edilir; metinlerde bu deyimler kullanılır.

Rumların buna razı oluşlarında şaşırtıcı bir şey yok, zira görüşme masası dışında başka her yerde adları "Kıbrıs Cumhuriyeti" dir. Hem de kuzeyinde sözünün geçmediği ve "yetki" sinin bulunmadığı bir adanın bütünü adına. Resmi metinler, o topraklardan "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin otoritesinin kullanılmadığı arazi" olarak söz eder. Rumların ve Yunanistan'ın buna razı oluşlarını anlamak mümkün de KKTC ve onu resmen tanıyan Türkiye Cumhuriyeti için öyle mi?

Peki, bizim taraf müzakere masasına oturmak için bu adın resmen kullanılmasını şart koşsaydı, masaya hiç mi oturulmazdı?

Kısa bir süre için, belki evet, oturulmazdı? Kim zararlı çıkardı bu durumdan? Adanın güneyine şöyle ya da böyle, sonuçta "fiilen" egemen olmuş olan mı, yoksa çözüme varılmasını bir an önce sağlayıp yine "şöyle ya da böyle" o topraklara yeniden dönmeyi özleyen taraf mı? Dolayısıyla, masaya oturmak için kuzeydeki devlet adının mutlaka kullanılmasında ısrar etmeyenler sonuçta zararlı çıkmış o ve "Kıbrıs Türk tarafı" sözü yarım kalmış bir çözümün ve güçbela kabullenilmiş aşağılayıcı bir uzlaşmanın belirtisi olarak yerleşmiştir.

Ankara'nın Kıbrıs'taki büyük hatası, uluslararası antlaşmalarla hukuken "haklı" olduğu ve askeri dolayısıyla da "güçlü" bir soruna ağırlığını koyamamış olmaktır. Kendisini "suçlu ve zayıf" hissetmesi için hiçbir neden yoktu.

Hiç değilse bundan sonrası için, geçerli ve sürekli olabilecek çözümü olanca açıklığıyla belirtip onda ısrar etmek gerekiyor. Bu ise adada iki egemen devletin varlığının karşılıklı olarak tanınmasını ve o iki devlet arasında imzalanacak barış, saldırmazlık ve iyi komşuluk anlaşmalarının geçmişte olduğu gibi üç devletli bir güvence mekanizmasına bağlanmasını istemek demektir.

AKP ve CTP iktidarlarını buna zorlayamamış olmak koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne hiç yakışıyor mu?


 

feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
 
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
küçült | büyült
 

security image
Güvenlik kodunu girin


busy
 
  :: Piyasalara ateş düştü   :: PKK infazdan vazgeçti   :: Kiptaş'tan 55 bin YTL'ye konut   :: İran'da doğalgaz krizi   :: Irak'ta bombalı saldırı   :: Yeni teşvik yasası geliyor   :: Türkiye'nin yeni nüfusu açıklandı   :: İnternetten MP3 indirenlere gözaltı   :: Şırmak'ta 7 PKK'lı tutuklandı   :: Kan tutması!..   :: Ayrıntılar   :: PKK'lılar Büyükanıt'ı protesto etti   :: Stres panikatak yapıyor   :: Bodrum'a sanat köyü   :: "Talabani Türkiye'ye davet edilsin"   :: Sırbistan'da seçim bugün   :: Doğan Grubu'na ''asker'' sürprizi !   :: Barış için dağlara yürüyeceğiz   :: Dikkat!sahte 100 YTL'ler 6 ilde piyasaya sürüldü   :: 'Meclis'i feshedin' önerisi   :: Sanal kumara ceza   :: Mehmetçiği harekete geçiren istihbarat   :: 'Partimiz bitti maalesef'   :: 'Ilısu Barajı'nı PKK istemiyor'   :: Badem   :: Balıkları ağırlarken turistler kaçtı...   :: Bıldırcın yumurtası gençleştiriyor   :: Okuyucu diyor ki...   :: Türban tartışması   :: Tünelin ucundaki gün ışığı mıdır... Üzerine gelen trenin farı mı?
     
MAHİR KAYNAK
Mahir KAYNAK Ayrıntılar Yaygın bakış açısına göre dünyadaki gelişmeler, olayları etkileyen sayısız aktörün bireysel d...
 
Sizce Ülkemizde bir "KÜRT SORUNU" var mı?
 
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 
Okuyucu MektuplarI
Image "TERÖR, KİMDEN GELİRSE GELSİN"İN ANLAMI pkk terör örgütü tarafından, Diyarbakır şehir merkezinde, Ergani’de g...
 
GÜNDEM DIŞI
'4 Ay, 3 Hafta ve 2 Gün' isimli filmin konusu şöyle: Gabita hamile kalır. Bebeğini aldırmak için arkadaşı Otilia'dan yardım ister. Fakat Romanya'da kürtaj yasaktır. İki genç kız tüm hukuki ve tıbbi riskleri göğüsler. "BEBEK CANLIYDI" İstanbul'da sevgilisinden hamile kaldığını 5 ayın sonunda fark edip, aile korkusuyla bebeğini il...
 
YEREL
Rüşvet Tapu Dairesini Kapattırdı Rüşvet Tapu Dairesini Kapattırdı Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Zeki Adlı, rüşvet aldıkları ve yolsuzluk yaptıklar...
 
TEKNOLOJİ-BİLİM
Image Sanal kumara ceza Kumar sitelerine girişler engelleniyor.. Polis, bu sitelere girenleri de araştırıyor !...
 
 

İLGİNÇ HABER
Image Birasından fare çıktı ! Televizyon karşısında keyif yapmak isteyen adam, bira şişesinden fare çıkınca ne yapacağını ş...
 
EĞİTİM
Image Seviye tespit sınavında skandal soru! OKS'ye hazırlık için yapılan seviye tespit sınavında hazırlanan bir soru, ortalığı karışt...