|
Dikkat çekici olan, bölgeye ilişkin olarak hemen her gün demeç veren, basın toplantısı yapan, bildiri yayımlayan DTP milletvekillerinden hiçbirinin ekonomik kalkınma, toprak reformu, plan ve yatırım sözü etmeyişidir.
Var mı yok mu, siyasal çözüm. O da, "Operasyonlar dursun, ikili şiddete son verilsin, bölgesel özerklik tanınsın" biçiminde.
Sorunun temelinde yatanın ya da en azından temel boyutlarından birini oluşturanın ekonomi olduğunu onlar bilmez olabilir mi? Toprak reformunun yarım bırakılmış olduğunu. GAP'taki sulama sistemlerinin tamamlanmadığını, Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu gibi işletmelerin kapatıldığını, yerli sermaye sahiplerinin bölgeye yatırım yapmak yerine Batı'ya, hatta İstanbul'un göbeğine taşındığını en iyi onların bilmesi gerekir.
Peki, o milletvekillerinin özerklik, Kürtçe eğitim gibi kolay kolay gerçekleşmeyecek ve aslına bakılırsa kendi insanlarının da hayrına olmayacak hayaller peşinde koşmak yerine, bölgenin ekonomik ve sosyal dertlerini dile getirip devletten beklentilerini ortaya koymaları gerekmez miydi?
Y alnız şunu da kabul edelim ki, Türkiye Cumhuriyeti'ni şimdi yönetmekte olanlar, yalnız Güneydoğu halkının değil, başka vatandaşların da bu çeşit beklentilerine kulak verecek bir tutum içinde değiller. Onlar, tam tersine sosyal devleti sadece "sadaka devleti" saymak ve seçimden seçime bir şeyler dağıtarak hayır duası alıp parti oyu toplamak peşindedirler.
Oysa, gelişmekte olan ülkelerin sosyal devleti, yalnız sosyal güvenlik, eğitim ve sağlık gibi hizmetleri değil, ekonomik kalkınma, sermaye birikimi, sanayi, hatta tarım yatırımı türünden işlevlerin sorumluluğunu da yüklenmek, onları da yine sosyal devlet anlayışıyla yerine getirmek zorunda olmalıdır.
Türkiye'de, yalnız politikacıların değil hukukçuların, sosyal ve siyasal bilimcilerin de bunu böyle bilmek, böyle okutup, böyle öğretmek ödevi vardır.
A ma öyle olmuyor. Dış politikasından ulusal güvenliğine kadar her alandaki sorunları başkalarının rızasına ve hatta iznine bağlanan, en seçkin üniversitelerinde sosyal ve siyasal bilim konuları başkalarının yazdığı İngilizce kitaplardan, yabancıların dünya görüşlerine uygun olarak okutulup anlatılan, dolayısıyla özgür ve bağımsız düşünme yeteneğinden gün geçtikçe uzaklaştırılıp kendi kendine yabancılaştırılan bir ülkede, sosyal devlet sorunu, benzer birçok sorun gibi toplum gerçekleri dışında yabancı düşüncelere göre yorumlanıyor.
Böyle olunca, Güneydoğu sorununun da Türkiye'nin ve bölge halkının gereksinmelerine göre değil, başkalarının hesaplarına göre yorumlanıp çarelerin yine başkalarının çıkarlarına göre düşünülmesine şaşmamak gerek.
Ama, ora milletvekilleri hiç değilse bunu fark edip başka türlü konuşuyor olmalıydılar.
|