|
AB Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso 'nun 10-12 Nisan tarihli Türkiye ziyareti sırasında verdiği mesajlar, yaptığı konuşmalar bizde şu soruyu çağrıştırdı:
Acaba AB'nin AKP'ye özel, yeni kriterleri mi oluştu? Barroso, Türkiye'nin 80 yılı aşan birikimini neredeyse sıfırlamak üzere gelmiş. Arkadaşın konuşmasını isimsiz yayımlasak ve sorsak: Sizce bu görüşler kimin? Gelişmeleri biraz yakından izleyen herkes şu yanıtı verecektir: "Bir AKP demagogunun..." Barroso'nun laiklikle ilgili sözlerinden birkaçı: "Laikliğin uygulaması yerine göre değişir, demokratik laiklik olmalı..." "Laiklik din değildir..." "Demokrasi, laiklikten önemlidir!" Elbette ülkelere göre kimi uygulama farklılıkları olabilir ama, laikliğin özü değişmez. Eğer duruma göre değişiyorsa, sormak gerekir: "AB'nin ortak değerleri" tanımının ne anlamı var? Laikliğin din olmadığını Türkiye'de aklı başında herkes söylüyor. Bu sözü size hangi AKP'li öğretti? Demokrasinin laiklik olmadan yaşayamayacağını bizim söylememize gerek yok; birazcık kendi tarihinize bakın, yeter! *** Barroso, laiklik konusunda AKP'nin eline bütün kozları ve pozları verdikten sonra parti kapatma davasına geçti. Tanımı düzeltelim, parti kapatma dersek içine öteki davalar da girer; AKP'nin kapatılması davasına değindi! Dedi ki: "Yargı kararı, Avrupa standartlarına uygun olmalı." Arkadaşın laiklik standardı yok. Türkiye tipi ülkeler, kendi sorunlarıyla baş başa kalabilir, Türkiye kendi çözümünü kendisi bulmalı. Ama, yargı standardı var! Nedir o? AKP kapatılmamalı! Barroso, Türkiye'ye gelmeden önce verdiği demeçlerde olduğu gibi , Ankara-İstanbul'da da parti kapatmayı düzenleyen yasalara karşı çıkmadı, AKP'nin kapatılmasını anlayamadığını söyledi! Kendisine AKP'liler Türkiye'de nasıl konuşması gerektiğini çok iyi öğretmişler. Önce "Anayasa Mahkemesi'nde görülmekte olan bir davayla ilgili yorum yapamam" de... Sonra, ver veriştir... Davaya şaşırdığını söyle... Demokratik ülkelerde böyle şey olmaz, de... Atış serbest! Yargıda standart getiren Barroso, türbanda yine tavır değiştiriyor, "AB'de bu konuda standart yok" diyor. Zart dersem standart var, zurt dersem yok! AB bu işi zart zurta çevirdi... Barroso, Türkiye'ye verip veriştirdikçe, AKP'lilerin zevkten dört köşe olduğunu gördük! *** Sanki AB katlarında şu tür hesaplar yapıldığını hisseder gibiyiz: Türkiye bu gidişle raydan çıkar. Biz de raydan çıkmış bir ülkeyi AB'ye alamayız, deriz. Yeni bir düzen tutalım, deriz. İmtiyazlı bir şeyler yaparız. Böylece hem Türkiye'yi yanımızda tutmuş oluruz hem de içimize almamış oluruz. Bu yolda bizim en büyük yardımcımız AKP'dir! Barroso, Anıtkabir defterine şunları yazdı: "Ülkesine kararlı reformlarla hizmet eden ve onu modernliğe götüren büyük vizyon sahibi devlet adamı Kemal Atatürk 'e saygılarımı sunarım." Barroso'ya bir çift sözümüz var: Reformlardan modernliğe yazdıklarınız doğru. Mustafa Kemal, onları hiçbir dış dayatmayla yapmadı, ulusal iradeyle yaptı. O kazanımları sizin AKP kriterlerinizle heba etmeye niyetimiz yok!
|