Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
24
Eylül
2008
Önsayfa arrow Yazarlarımız arrow "TATLI RÜYALAR"DAKİ ÜLKEME
"TATLI RÜYALAR"DAKİ ÜLKEME Yazdır E-posta
Şaban KAYACI   
Pazartesi, 25 Ağustos 2008

Şaban KAYACI
Son dönemde yaşanan önemli iç siyasi gelişmeler sonucunda ülkemiz, oldukça ürpertici bir yöne doğru kaymakta. Ülke tatlı bir rüyanın içinde, sanal bir dünyada, yok olucu bir sona doğru yaklaşmakta. 

Son yıllarda TMSF’nin eline geçmiş olan basın ve medya kuruluşlarının AB-D desteği ve yönlendirmesi ile hükümet tarafından kendini destekleyen kişi ve kurumlara, devlet bankalarının imkânları zorlanarak peşkeş çekilmesi neredeyse tamamen sağır ve ilgisiz bir toplum yaratma adına çok önemli bir mesafe alınması sonucunu doğurmuştur.

Maalesef halkımız artık ne doğru bilgi edinebilmekte nede doğru düşünebilmekte ve dolayısıyla doğru taraf ta olamamakta. Halkımızın bütün duyu organları neredeyse yok edilmiş, kendine, benliğine bağımsızlığına ve ülkesine sahip olamayacak kör ve ahmak bir duruma getirilmiş.

Halkımız tatlı bir rüyanın, sanal ve yalan bir refah ın içinde. Üretmeden tüketmenin dayanılmaz rahatlığı Arap kültürü ile yoğrulmuş miskinliğimizle birleşince, özgürlüğünün gasp edilecek oluşuna, bağımsızlığına karşı tamamen ilgisiz bir toplum yaratmış.

Kanaatimce, İnanılmaz bir ahmaklık ve yanlış olarak halkımız, din eksenli bir ideolojiye hükümet olma yetkisi vererek gelecek adına büyük bir endişenin içine girmemize sebep olmuştur. Dini inançlarını ve amaçlarını ulaşılacak son merhale olarak gören bu meczupların koskoca Türkiye Cumhuriyetinin geleceğini tayin etme programını acı içinde izlemekteyiz. Dış destekli-iç işbirlikçili yürürlükteki yönetim ve dönüşüm programının ülkemizin hiçbir menfaatine hizmet etmediği, halkımızın hiçbir sorununun çözümü ile ilişkili olmadığını anlayamayacak kadar kör olmak ne kötü ve vahim.

Bütün iç politikalarımızın ulusal devlet olma kıstaslarından uzaklaştığı, dış politikamızın manda ülkesini andırdığı bu günlerde , tatlı rüyalar, alemler de gezinmekteyiz.

Var olan hükümet, son dönemde yaşanan anayasa mahkemesi bunalımlarının ardın dan mevcut sıkıntılı ortamdan daha da güçlü çıkarak daha da patavatsız ve yok edici bir planın uygulamasına AB-D desteğini de arkasına alarak ilerlemekte.

Üniversitelerimizde ki son atama tercihleri ne yöne doğru gittiğimizi tekrar gözler önüne serdi.  18 genç fidanımızın ne olduğu, ne amaçla faaliyet gösterdiği devlet tarafından tespit edilemeyen bir binadaki patlamada yok oluşu ardındaki korkunç ciddiyetsizlik ne derin bir rüyada olduğumuzun kanıtıdır bence.  Bu son olay, din eğitiminin, zavallı cahil halkımızı daha da sömürmek ve uyutmak gibi ne kadar yanlış bir amaçla insanımıza dayatıldığını bir kez daha gözler önünde tutmakta.

Anlaşılması ve kavranılması inanılmaz güç bir coğrafyada yaşadığımızı son Gürcistan kriziyle bir kez daha gördük. Doğrusu yanı başımızdaki bu geleceği oldukça endişeli coğrafyada bu fitneleri sokanları hala iyi analiz edememiş olmak ne kötü. Tam ters yöndeki; güneyimizdeki fitneyi oraya sokanların kullandıkları sloganı unutmayalım. “Halkı özgürleştirmek” ve demokrasiyi tesis etmek. Doğrusu Gürcistan da geçtiğimiz haftalarda 3000 insanın ölmesine neden olan fitnenin de o coğrafyaya refah getirmek amaçlı olmadığını tekrar anlamak lazım.

Gürcistan da ki bir haftalık kanlı savaşın ülkemize boğazlar nedeniyle yüklediği derin sıkıntının gelecekte bizi düşüreceği durumu da hesap etmek gerekir. ABD fitnesinin Möntrö antlaşmasını delme isteği, ulusal çıkarlarımızı ne kadar büyük bir soruna itmektedir umarım görebiliyoruzdur.

Dünyanın şu anda en önemli siyasi şekillendirme operasyonlarının merkezi olan bir coğrafyada bulunduğumuzu artık anlamak zorundayız. Fakat kahrolarak değinmek istiyorum ki,  devletimiz başkaları adına ve onları temsilen rol alırken kendi geleceği açısından hiçbir proje ortaya koyamamakta.

Bütün bu bilgisiz, duyarsız kalınış yok olma tehlikesi kadar ağır sonuçları doğurabilecek kadar önemlidir kanaatimce. Bu ülkeye elveda demek için henüz çok erken. Bu kadar zor şartlarda, büyük acılarla kazanılmış olan bunca kazanım bu kadar kolay ve aptalca,  umarsızca savrulabilirimiydi, hayal bile edilemezdi sanırım. Ama oldu, oluyor savruluyoruz, dağılıyoruz, satılıyoruz..Geçmiş olsun ,elveda ,demek için henüz erken ama,  ne olur uyanalım artık bu rüyadan.


 

1 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.
sewim
29 Ağustos 2008 23:53 34
Başarı Göstergesi: +0

sayın kayacı yazılarınız için sizi tebrik ediyorum ...

Başarısız
Başarılı

 
  küçült | büyült
 

busy
 

  :: BİZLER MUSTAFA KEMAL'İN NEFERLERİYİZ!   :: Pakistan askerleri ABD uçağını düşürdü   :: Fazıl Say'dan Mektup   :: Tofaş üretime ara verdi   :: DSP'den Başbakan Erdoğan'a "Empati" önergesi   :: 'Hayatımda gördüğüm en büyük kriz'   :: Ataköy ihalesi'ni Sinpaş-Kat turizm kazandı   :: Bala'da 4,6 büyüklüğünde deprem   :: Engellilerin 'Aziz Baba'sı   :: İZDOB, Bu Eserleri İlk Kez Sahneliyor   :: Tuncay Özkan gözaltına alındı   :: Ne olacak halimiz Allah'ım?   :: Kasırganın söktüğü kök: Ülkücülük   :: Eski film; Pervasız Kaptan   :: Siyasette Yeni Denge Arayışları   :: Ne Cumhurbaşkanı Ama?   :: Şema?   :: İki olay, bir sonuç   :: Sanal dünya   :: Uzaktan kumandalı bomba patladı, 1 şehit   :: "Türkiye mükemmel müttefik"miş!   :: TOKİ, Ataköy-Bakırköy sahil şeridindeki arazinin satışını yarın yapacak   :: 'Türkiye soykırımı tanırsa, laik sistemi çöker'   :: CHP'de toplu istifa   :: "Tuz Gölü artık yok"   :: 'Cep'ler çocukta beyin tümörü riskini artırıyor   :: Komada Eruygur'a yurtdışı yasağı geldi   :: Hadi Çaman hayatını kaybetti   :: Antik Kente Termik Santral   :: İzmir'de bebek ölümleri enfeksiyondan

   
Zafer YÜCEL
Zafer YÜCEL Hasta hakları koca bir palavradır... Türkiye de senelerdir hemofili sorunu yaşanmaktadır. Birçok il’e yayılan mevcut hasta sayısının 3.500 ...
     
 

SİZ'CE

200TL'de Atatürk resminin olmaması Kemalizm'e bir saldırı değil midir?

(422 oy)

  • 51% (214)
  • 49% (208)
yükleniyor


Ulusal Bilgi Merkezi