Hükümet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın 'Türk Ordusu', 'Türk Milleti','Türk Slahlı Kuvvetleri' , 'Türk Milli Takımı', kısaca başında Türk olan yani milletimizin adı olan bir nitelemeyi bile kullanmadığı bilinen bir gerçektir.
Hükümet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan kendisini de Türk olarak nitelemez. Taha Akyol’un bu konuda geçtiğimiz yıllarda CNNTürk’te kendisine yönelttiği bir soruda ‘ Yurt dışında kendisini Türk olarak tanımladığına dair bir cevap verememiş ‘ Ben Türkiyeliyim ’ demişti, birde yine geçtiğimiz yıllarda Fatih Altaylı’nın Kanal D’de program yaptığı dönemde Teketek programında ‘ Ben Türkiyeliyim ’ demişti. Kısaca Hükümet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en temel niteliği yani Türk olmak ile ciddi sorunları vardır. Bir Fransız Cumhurbaşkanı’nın ve Başbakan’ın ‘ Ben Fransalıyım ’ demesi mümkün değildir. Bir Fransız Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’nı ‘ Ben Fransız’ım ‘ der ve ‘ Fransız ’ olduğunu söyler. Bir Alman Cumhurbaşkanı veya Başbakan’nı da ‘ Ben Almanyalıyım ’ demez, bir Alman Cumhurbaşkanı ve Başbakan’nı ‘ Ben Alman’ım ’ der ve ‘ Alman ’ olduğunu söyler. Amerikan Başkanı’da ‘ Ben Amerika Birleşik Devletleriyim ’ demez,bir Amerikan Başkanı ‘ Ben Amerikalı’yım ‘ der ve ‘ Amerikalı ’ olduğunu söyler. Fransa’da ‘ Fransa Milleti ’ diye bir millet yoktur, Fransa’da ‘ Fransız Milleti ’ vardır. Aynı şekilde Almanya’da ‘ Almanya Milleti ’ diye bir millet yoktur, Almanya’da ‘ Alman Milleti ’ vardır. Amerika Birleşik Devletlerinde ‘ Amerika Birleşik Devletleri Milleti ’ diye bir millet yoktur, Amerika Birleşik Devletleri’nde 'Amerikan Milleti' vardır. Türkiye’de yaşayan insanlara ‘ Türkiye Milleti ’ denmez ve denemez, çünkü Türkiye’de ‘ Türkiye Milleti ’ diye bir millet yoktur, Türkiye bu coğrafya üzerindeki ülkenin adıdır, Türkiye içersinde yaşayan insanların bütününe ise Türk Milleti veya Türk Ulusu denir. Öncelikle bu kavram kargaşasına son verip eğriyi doğruyu bir kere böyle öğretip hatırlattıktan sonra Türkiye’deki Başbakanlık koltuğunda oturan zat’ın Türk olmak ile ilgili bir takım sorunları vardır, burada hatırlatmakta fayda görüyorum. Sondan bir önceki NATO Zirvesi toplantısında yaptığı konuşmada, kendisinin Rizeli olduğunu, eşinin ise Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Siirt’den geldiğini söyleyen Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan ‘ Bizden gelen nesil adeta melezdir. ’ sözleri ile devam etmişti. Bakınız bu son derece ilkel ve anayasa ile çelişki içinde olan bir millet anlayışıdır. Değerli okurlar; Ben bugün Hükümet Başkanı olan R. Tayyip Erdoğan’nı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken, yıllar önce Türkiye’nin ilk ve tek politika okulu’nu kurduğumuzda davet edip okulumuzda ders verdiği dönemde bir soru üzerine ‘ Ben dedeme sordum, biz Türk müyüz? Laz mıyız? Dediğimde dedemde bana oğlum bize öteki tarafta Türk müsün? Laz mısın? Diye değil, Müslüman mısın? Değil misin? Diye sorulacak ’ dediğini gayet iyi hatırlıyorum. Kaldı ki: buna benzer bir olayı bende kendi dedemle yaşamıştım.Hatta adaşım, kandaşım ve gendaşım olan Harun dedem bir gün çok kızdığında ‘ ulan biz Gökyiğit’ler Gürcü değiliz, Türk’üz, hatta önce Türk sonra Müslüman’ız. ’ diye sinirlenip kızıp çevresindekilere fırça attığını çok iyi hatırlıyorum. Sonra yatıştığında, sakinleştiğinde sevgili Harun dedem beni bir köşeye çekip ‘ oğlum biz Gökyiğit’ler Gürcü filan değil Türk’üz, hem de Avrasya’da yaşayan Kafkasyalı Türk’üz, bir kere bunu iyi belle. Biz hem Türk’üz hemde Müslüman’ız, Gürcülük bizim bunların en altındaki kimliğimizdir. Sana sen hangi millete tabisin? Hangi millettensin? Dendiğinde, sorulduğunda her zaman daima Türk’üm ve Türk Milletindenim diyeceksin. ’ diye bana hayatım boyunca ölüne kadar uymak zorunda olduğum ve elbette ki; tartışmasız da seve seve uyacağım nasihatte bulunmuştu. Sevgili Harun dedem bu tür kimlik tartışmalarından hiç hoşlanmazdı ve bunu aklınca kurcayan ve Türk kimliğinin üzerine alt etnik olan kimlikleri üst kimlik olarak en tepeye kondurulmasından hiç hoşlanmazdı, bunu bu şekilde yapan insanları da iyi gözle görmez ve bakmazdı. Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan son olarak geçtiğimiz yıllarda AKP’nin Kızılcahamam’da yaptığı üç günlük toplantısının ardından açılış konuşmasında ‘ 1940’ların millet anlayışının artık aşıldığını ve değiştiğini ’ ileri sürmüştü. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana devletin Türk anlayışında bir farklılaşma aslında olmamıştır. Bütün anayasalarımızda bu anlayış ‘ Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür. ’ şeklinde ifade edilmiştir. Bu hukuki zemin, tabii ki; Türk Milleti’nin büyük tarihsel mirası, yüksek kültürü ve cihanşümul imparatorluk mirası üzerine oturtulmuştur. Bu hukuki zemin ve tarihi, kültürel ve misyon düzleminin ideolojik ifadesi ise "Ne mutlu Türk’üm diyene" olmuştur. Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan’ın bir zamanlar milli devlete muhalefet aracı olarak kullandığı, istismar ettiği ve arkasına sığındığı siyasal ümmetçi ideolojinin temsilcileri tarihin gördüğü bu en ileri ve en insancıl millet ve milliyetçilik anlayışına dahi muhalefet ederek ‘ Biz ne mutlu Türk’üm diyene ’ dersek o zaman başkaları da ortaya çıkar ve ‘ ne mutlu Kürdüm diyene ’ der. Şeklinde bir itiraz geliştirmişlerdir. Oysa kültür, tarih, hukuk, misyon temeli kapsayıcı Türk milliyetçiliğinin ‘ Ne mutlu Türk’üm diyene ’ değişi ile dışlayıcı, antropolitik, ırkçı, emperyalizm uydusu Kürt milliyetçiliğinin ‘ ne mutlu Kürdüm diyene ’ değişi arasında en ufak bir benzerlik olmadığını biraz okuma yazma bilen ve aklını işletmeyi bilen her aklı selim sahibi insan bilir. Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan şimdi çok tehlikeli ve olmaması gereken bir tartışma başlatarak ‘ Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin millet anlayışının değiştiğini ’ ileri sürmektedir. Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan Türk Milletine değişenin ne olduğunu ve yeni millet anlayışının ne olduğunu derhal açıklamak zorundadır. Zorundadır ki; Türk Milleti alacağı tavrın ne olacağı konusunda hemen karar versin. Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan bu konuda açıklama yapmasa bile Türk Milleti Başbakan’ın melez millet yaklaşımına karşı çıkacaktır. Çünkü bu millet, Türk olduğunu ve Türklüğün sadece nüfus cüzdanı kimliği olmadığını gayet iyi bilmektedir. Değerli okurlar; Bakınız Antalya Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan bir arkadaşım anlatmıştı, Osmanlı İmparatorluğu’nun Afrika’dan getirterek, Akdeniz sahillerimize yerleştirdiği siyahi vatandaşlarımız vardır. Arkadaşım onlarla ilgili bir araştırma yapmış, anket ile birçok sorular sormuş, sorulardan biride ‘ Afrika’nın neresinden geldiğinizi biliyor musunuz? ’ şeklinde imiş. Bu soruya bütün zenci yurttaşlarımızın verdiği ortak cevap aynı olmuş, açıkçası zenci yurttaşlarımızın vermiş oldukları cevap benim tüylerimi sevinçten diken diken edip gözlerimden mutluluk gözyaşları damlamasına vesile olmuştu. Zenci yurttaşlarımız ‘ Ayıp ediyorsun hoca hanım, biz Orta Asya’dan geldik, bizim Atamız Oğuz Han ’ demişler ve bunu gayet doğal bir şekilde söylemişler. İşte değerli okurlar; Türk milliyetçiliği dediğimiz de budur. Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan’ın millet anlayışının Necef’i Çanakkale’nin önüne geçiren bir anlayış ile ortak zeminde geliştiğini artık biliyoruz ve bunu gayet açık bir şekilde görüyoruz. Hükümet Başkanı Bay Recep Tayyip Erdoğan; yüce Allah sizi Çanakkale’de şehit düştüğü zaman Müslüman Türk askerinin yanına gömülmek için ısrar eden ve ölmeden önce bunu vasiyet eden 57.alay’ın askeri Doktoru Binbaşı Yorgo ve Orta Asya’dan geldiklerini söyleyen, gururla atamız Oğuz Han’dır diyen zenci yurttaşlarımız kadar Türk olmayı nasip etsin. Türk olmak güzeldir Hükümet Başkanı Bay Recep Tayyip Erdoğan Türk olmak güzeldir. Hem de dünyanın en güzel duygusu ve hissiyatıdır. Tabii bunu da yalnızca Türk olan bilir, Türk olan anlar. sağlıcakla kalın.
|
25 Haziran 2008 18:45 12
Başarı Göstergesi: +13