Bu kadar mı? Başka yok mu? İstanbul Gaziantep Batman Denizli Daha çok şehir ve belediyeler mevcut bu vatan topraklarında! Haydi, yok mu sayıyı arttıran?
Tabela holdingleri İhlâs holding Yimpaş Kombassan Deniz feneri Haydeee. Bekliyoruz yok mu sayıyı arttıran? Hâlbuki bizler çok alışmıştık! Tefrika roman gibi her sabah merakla bekler olduk, bugün nerede ne patlak verecek diye? Hani kazağın kel alaka yerinden bir ip sarkar. Kopartıp atmak için ipin ucundan tutarsınız ve çekersiniz. Siz zannedersiniz ki kazağın ucundan sarkan alelade bir ip. Hâlbuki… Çektikçe gelir… Çektikçe gelir… Bir bakarsın ki kazak yarılanmış sökülmüş! Ne kol kalmış, ne beden. Çıplak kalmaya az kaldı! İpler yavaş yavaş çekile çekile bitiyor, sona geliniyor. Yama da tutmaz bundan böyle. Çok yakında führerimiz ve takımı çırılçıplak! Elbette öfke sanatına(!) sığınacak! Başka elden ne gelir! Ama bizim basında pek hınzır! Beklesinler de 2009 Temmuz 22 yi, öyle saldırsınlar. O zaman genç ve taptaze vekiller ölene dek maaş alsınlar. Çok gaddar mıyız neyiz? Adamlar o kadar masraf yaptı şunun şurasında vekil olabilmek için. Var mı öyle masrafı çıkartmadan yan çizmek? Vekil efendileri oyalayacağım diye kırk takla atıyor. Bu da elbette sinirlerini yıpratıyor. Gitmeyin üzerine yazıktır, günahtır(!) Führerimize öfkelenmemesi için tarafımdan naçizane bir öneri: Yüzde 53 e CHİP taksın, ense kökümüze doğru. Otomatik kumanda mekanizmasını sıfırlayan CHİP! Alsın eline bir kumanda şık şık düğmelerine bassın dursun. Bak o zaman ses çıkar mı? Tıss… Bak nasıl rahatlar. Ne öfke kalır, ne kavga. Dır dır dır ne bu kardeşim! Yok deniz feneriymiş, yok Dişli imiş, yok Güzelbeyli imiş… Bırakın rahat etsin, hükümetinin son günlerinde bari rahat bırakın, El insaf! Bu arada Sayın Baykal’ a iki çift lafım var. Bu yaşa kadar gelmişsiniz, Bunca yıldır vekillik yapmışsınız, Hala öğrenememişsiniz zengin olmayı, cık cık cık… Yakışmadı size! İnsan bu mal varlığını açıklar mı? Utanır(!) Mal varlığının içinde düğün, dernek, sünnet paraları yok mu? Ya babanızdan kalma çıkın? O kadar oğlan everdiniz, kız çıkardınız! Yok yok sizi seçmeyiz biz, asla iktidar olmazsınız(!) Vekilliğinde zengin bile olamayıp, hortumlamasını beceremeyenlere iktidar teslim edilemez(!) Bir gemiciğiniz bile yok! Koskoca gemiciğin yanaşması için deniz feneriniz bile yok(!) …. Ne alaka bu hikâye, nerden çıktı diyeceksiniz? Olsun ben yine de yazacağım, alakaya maydanoz olmak için! Aşağı köyle yukarı köy kavgalılarmış. Birbirlerini gördükleri yerde kavga ederler, adeta bir kaşık suda boğmak isterlermiş. Bir gün yukarı köylüler sakin sakin köyün meydanında oturup sohbet ederlerken, aşağı köyden üç beş kişi çıkagelmiş. Yukarı köylüler hemen ayağa kalkmışlar dertleri neymiş diye soracakları sırada aşağı köylüler: —Niyetimiz iyidir! Kötülük için gelmedik. Aksine bu aramızdaki husumetin sona ermesi için size hediye getirdik. Demişler ve hediyeyi bırakıp gitmişler. Yukarı köylü şaşkın… Hangi dağda kurt öldü ki bunlar değişti demişler ve hediyeyi açmışlar. Birde ne görsünler, kocaman bir sini insan pisliği. Aman ne sinirlenmişler, hemen misilleme yapmak istemişler ve aralarında konuşmaya başlamışlar. ---Durun! Demiş köyün bilgesi. Nedense bu tür hikâyelerde hep bir bilge vardır. Neden olur hala anlayabilmiş değilim. ---Yarın hanımlarınız en güzelinden, en lezzetlisinden baklava yapsın! Yarın burada toplanalım görüşürüz konuyu demiş ve bilge ayrılmış. Ertesi gün baklava yapılmış, köy meydanında toplanılmış. Bilgenin sözüyle baklava kocaman bir siniye konmuş, bir güzel sarılmış aşağı köye götürülmek üzere hazırlanmış. Bilge paketlenen baklava sinisinin üzerine de bir not yazmış, ---Varın götürün artık aşağı köye demiş. Yukarı köylüler siniyi almışlar ve aşağı köye götürmüşler. Aşağı köy zaten misilleme beklediklerinden hazırlarmış her türlü olaya. Selamün aleyküm, aleyküm selam dendikten sonra siniyi bırakıp dönmüşler yukarı köylüler. Aşağı köylüler merak içinde siniyi açmışlar bir görsünler ki en alasından bir baklava! Şaşırmışlar… Biri yazıyı, sinideki notu fark etmiş ve okumuş, notta: ‘’Siz bize yediklerinizden gönderdiniz, bizde size bizim yediklerimizden gönderdik!’’ Not: Mesaj gibi, kıssadan hisse gibi bir niyetim yok(!) Artık baklava yok! Saygılar.
|