|
Önemli bir olgu daha var bugün, bizim gençliğimizde olmayan bir çağdaş oluşum olan görsel Medya, bu gün iletişim sektörü tüm teknoloji ve yöntemleri ile toplumun beynine inmiş elini kolunu bağlamış ve zombileştirecek durumdadır.
Liberal söylem ve uygulamalara paralel gelişen bu sektör 1990’lı yıllarda Türkiye’de birçok gelişmeye neden olmuştur, bunun iletişim alanındaki en belirgin örneği ise, özel radyo ve televizyonların hemen her eve girmesidir. Bilindiği gibi, daha önce televizyon ve radyo yayınları yıllardır devlet Tarafından yürütülmekteydi. 1990’lı yıllarda yapılan kanun değişiklikleri, Türkiye’de bu gücün devlet tekelinden çıkarak özel sektöre geçmesine yaramıştır. Bu bir nevi özelleştirme olmuştur, Devlet Televizyonu satılmamış sadece Tekel kaldırılmıştır, bunun sebebi de Devlet Televizyonunun iktidar partileri tarafından kullanılmasıdır ve bu imkânı bir kenarda tutmak kaygısındandır. Türkiye de Siyasi Erki elinde tutanlar ve Devlet içinde kadrolaşanlar sosyal kaygılardan hep uzak olmuşlardır. Bu çevreler bu güne kadar çeşitli gelişmelere hep belli kaygılarla ve karakucak gittikleri için, bu yapılanmada denetimsiz şekilde, liberaller eliyle ve vahşi kapitalist küreselleşme anlayışına uygun yöntemlerle gelişmiştir. Bilişim alanındaki bu gelişim sonucu, yazılı medya reklâm pastasını televizyon ve radyo ile paylaşmak zorunda kalmış, Televizyon ve Radyonun artan gücünü gören yazılı medyanın güçlü patronları, yasal engeller Kalktıktan sonra televizyon ve radyo yayıncılığı işine girerek, medya Sektöründeki hâkimiyetlerini sağlamlaştırmıştır. Bu da Ticaret, Siyaset ilişkilerini başka bir boyuta taşımış, küreselleşmeciler açısından da avantaj oluşturmaya zemin hazırlamıştır. Turgut Özal’ın deyişi ile İş bitirici ve kitleleri etkileyip yönlendirmeyi bilen kesimler, halk üzerinde büyük gücü olan ve milyarlarca liralık reklâm pastasını paylaşan bu sektörü, sansürsüz ve denetimsiz bir şekilde kavramıştır. Televizyon ve radyonun ücretsiz ve halka açık olması, hatta büyük Ekonomik getirisi ve yönlendirme etkisi olması, parlamenter sistemin kuralları içinde, çıkar birliklerinin çok işine yaramıştır. Bu çağdaş oluşumu kullanabilen kesimler bırakın halkın oturma odasını, insanların beynine girmiştir, hatta girmesine imkân sunulmuştur. Bir sürü partinin hazineden trilyonlar alması ile başlayan bayraklı, davullu, zurnalı nutuklarla yapılan panayır görünümlü kafa kol seçimlerimizde, bazı kesimlerin işini kolaylaştırmıştır. Bu seçimlerde ve bazı örgütlerin genel faaliyetlerinde uygulanan birçok teknik yanında, görsel medya etkileme gücü ile karşı devrimcilere bile sanal dünya yaratmada diğer medya organlarıyla beraber çok büyük avantaj sağlamıştır. Bu sektörün gelişiminin bir faydası olduysa oda bu kesimlerin aslında hiç istemediği bir şeydir. Bu iletişim araçları sayesinde, değerli Aydınlarımız, Gazetecilerimiz ve Bilim insanlarımız sayesinde bilgi dolaşımı çok hızlanmıştır. Bunca kitap yazan, yazdıklarını da korsana kaptıran hocalarımız, hiç kitap okumayan geniş bir kitleye bir şeyler öğretme imkânı bulmuştur. Türkiye’nin ve Dünyanın birçok meselesi, bu sayede çok geniş bir perspektifte kapsamlı olarak tartışılmaya başlanmıştır. Tabi bunu istemeyen kesimler, bazı programların, hatta komple kanalların baltalanması ve seyredilmemesi için elinden geleni yapmış birçok kanalın destekçilerinin eline geçmesi desteklenmiş ve bunu da büyük çaplı başarmışlardır. Bu arada RTÜK’ün girişimleri ile Karadeniz işbirliği kapsamında, bazı Karadeniz ülkeleri arasında ortak çalışmalar yapılmıştır, bu konu da göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir. ABD’nin sadece bu bölgelere değil tüm Dünyaya otlağı gibi baktığı kesindir. Emperyalistlerin, kitleleri yönlendirip kontrol edebilmek için, Kitle iletişim araçlarının kontrolünü çok önemsendiği artık herkesçe bilinmektedir. Rusya’nın arka bahçesi olarak nitelenen Gürcistan ile Ukrayna'da tezgâhladıkları Gül ve Turuncu devrimlerin bütün bölgeye yayılmasını istediklerini, Ermenistan’daki kardelen devrimi ni zorladıklarını ve bizdeki ortak akıl hareketini planlandıkları nı da bilmekteyiz. Bazı çevrelerin, işte bu ‘’Radyo televizyon üst kurulları işbirliği’’ adı altında, bölge halklarına fayda vadeden sevimli maskeyi kullanarak, bu hareketin bizi de kapsayan bu bölgedeki kitle çalışmaları ile kenetlenmesi Stratejilerinin önemli bir ayağını oluşturuyor olabilir. Bu yolla çok yönlü bir muhasara ve çok geniş bir bölgesel ve kitlesel kontrol imkânı elde edilmesi amaçlanıyor gibi sanki. Şu meşhur Keriz Feneri olayı da Milli görüşçülerin genel faaliyetlerine olduğu gibi, bu tarz planlamanın da finansına yarıyor gibi sanki. Kanal 7 gibi diğer yandaş medya operasyonlarının merkezinde yer alıyor olabilir, ona bağlı başka TV ler olduğu gibi, internetteki uzantıları da mevcuttur. Bu yandaş yapılanmaların, ayrıca Hacker yapılanmalarının olması da kuvvetle imkân dâhilindedir. Bu Deniz Feneri yapılanmasının yediği darbe karşısında bu kadar telaşlanılarak yardımların kesilmemesi için acele çağrılar yapılması da, bu finans kaynağının bu stratejilerin finansı açısından çok önemli olduğunun belirtisi olabilir. Bu güne kadar servetler toplanmış yeter denemez, çünkü stratejileri gereği yürüttükleri faaliyetlerin finans ihtiyacının sürdürülebilirliği çok büyüktür ve bu kaynak kesildiği takdirde işleri zordur. Buna bağlı olarak önümüzdeki günlerde malum saflarımıza yönelik reklam ve çağrılar kesinlikle artacaktır. Şu üç konu beni bir süredir rahatsız ediyor; 1- Bu konu hakkında inceleme yapılmaması ve RTÜK başkanına biz sana inanıyoruz diyerek gündem değiştirme çabalarına girilmesi ve makamlar arası ilişkilerin akraba ilişkileri gibi olması çok yadırgatıcı olmaktadır. 2- Bu kadar kritik bir soruşturma sürerken, bazı Devlet büyüklerimizin, Deniz Feneri Reklamlarında konu mankeni gibi gözükmesi, hiç hoş karşılanacak bir durum değildir. 2- Ayrıca Başbakanlık örtülü ödenek ten karşılanan 400.000.000 YTL’lik dinleme planlamalarının uzandığı alan merak konusudur. Dünyanın onlarca ülkesine yardım ettiğini Reklamlarında ilan eden Deniz fenerinin Tusunami yardımını niye Hindistan’a vermeyip bizim Başbakanlığa verdiği de merak ve inceleme konusudur. Allah hepimize akıl fikir versin, Pardon aklımıza mukayyet olsun Saygılarımla Yurtsever Yurttaş
|
22 Eylül 2008 22:02 40
Başarı Göstergesi: +3