|
30.07.2008 18.00: Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç salona geliyor. Haşim Kılıç, "Partinin kapatılması ve 61 kişinin siyasi yasakları konusunda talep vardı" demiş ve şöyle konuşmuş:
Haşim Kılıç: "70 milyon gözünü Anayasa Mahkemesi'ne dikerek kararı beklemek zorunda kaldı. Çok büyük eleştirileri tabi tutulduk, hakaretlere maruz kaldık. Biz dışardan gelen baskılarla plan yapmayız demiş. Yani bu kadar olay oldu ama mutlu ve doğru sona ulaştık gibi konuşmuş… Arkadaşlarımızı görevlendirirken bazı noktalara dikkat ettik. Raportör arkadaşımız Türban davasından deneyimliydi bu yüzden seçtik, 2 arkadaş kendisine refakat etti demiş. * Bu arada, Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman Can’ın, türbanı serbest bırakan düzenlemenin iptalini isteyen davanın, düşürülmesi yönünde görüş verdiğini hatırlatalım. “Değişiklikler şeklen uygun” diyen Can, Anayasa Mahkemesi’nin “esasa” ilişkin karar alamayacağını öne sürmüştü.
Haşim Kılıç: Davanın önemini biliyoruz. Parti kapatma olaylarında şunu söyleyebilirim, hiçbir üye arkadaşımız kapatmadan mutlu olmaz. Siyasi aktörlere sesleniyoruz. Bu gibi Parti kapatma davaları için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Bu davalar nedeniyle toplumda gerginlikler de yaşanıyor. * Bütün üyelerin çok yorulmuş bir hali var, peki Anayasa Mahkemesi Başkanının TBMM ye böyle bir çağrı yapma yetkisi var mı? Haşim Kılıç: Biz toplum olarak hangi kesim, inanç ve düşünceden olursa olsun bütün toplum katmanlarının birlikte yaşama şartlarının oluşmasını istiyoruz. * Sanki biz istemiyoruz, bu Kemalist çevreleri zan altına sokan bir söylemdir. Sanki birlikte yaşamak istemeyen birilerinin önünü mü kesti barışsever birileri. Haşim Kılıç: Çok kısa sürede arkadaşlarımız olayı değerlendirip her türlü fedakârlığı göstererek çalışmalarını sürdürdüler. Ben Ret verdim 6 arkadaşımız kapatılması yönünde oy kullanmış. 4 arkadaşımız hazine yardımından yoksun bırakılsın demiştir." Bu arada şöyle yorumlar ardı arkasına geldi;Anayasa Mahkemesi, AKP’nin ’laikliğe aykırı eylemlerin’ odağı olduğu tespitini yaparken, partinin aşmaması ’ihtarında’ bulunduğu kırmızıçizgilerini de belirledi. AKP, türban, imam hatiplere kat sayı düzenlemesi, açık lise gibi odak tespitine delil olan konularda yeniden icraata geçerse, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tekrar devreye girebilecek. Bu durumda AKP, yeniden kapatma ya da hazine yardımından kesme talepli davalar ile karşıya kalabilecek. Başsavcılığın en sıkı takibi türban konusunda yapması, AKP’nin türbanı serbest bırakmak için yeni bir girişimde bulunması halinde harekete geçmesi bekleniyor. Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararıyla tam olarak netleşecek olan ’kırmızıçizgi’ler varmış falan filan… * Bunlar sinirleri yatıştırmaya yarar anca. Bu karar bir tek Askeri şura yı kurtarır ve ayrıca hem İç hem Dış odakların Anti Demokratik Devlet suçlamalarını kıvırıp gözüne sokmaya yarar. Anayasa Mahkemesi üyeleri kararı alırken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Dışişleri Bakanlığı dönemindeki Fethullah Gülen okullarının ziyaret edilmesine ilişkin genelgesi ve on eylemi büyük tartışma yaratmış. Buna itiraz eden bazı üyeler ki adlarını bilmiyorum, Gülen’in beraat kararının kesinleştiğine dikkat çekmişler. Uzun tartışmalar sonunda, Gül’ün tek tek oylanan eylemleri odak tespiti kapsamında değerlendirilmemiş. Haklarında siyasi yasak istenen 71 kişiyle ilgili 400 eylem ve söylemi inceleyen heyet, bu eylemlerin 30 kadarını "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" olma açısından delil kabul etmiş.
* Bu karardan sonra, Anayasa Mahkemesini yargı darbesi yapmakla yanlı davranmakla suçlayan çevrelere ne demek lazım şimdi, AKP yi kapatma değil kapatmama yönünde bir çaba olduğu aşikâr. Eskiden nasıldı niye böyle oldu?Eskiden siyasi Partiler Kanunun una göre parti kapatılması daha kolay olabiliyordu. 1995’ten sonraki birçok değişiklikle bunu engellenmek için değişiklikler yapıldı ve parti kapatmak zorlaştırıldı, 1999’da Siyasi Partiler Kanunu’nda, odak olmayı da belirginleştirmeye yönelik değişiklikler de yapıldı. Anayasa Mahkemesi bu değişikliği, parti kapatmayı çok zorlaştırdığı gerekçesi ile iptal etti. Sonra 2001’de AB yönünde Anayasa şimdiki haline getirildi, Anayasa Mahkemesi’nin onayladığı biçime sokuldu ve odak olma durumu belirlendi. Anayasa Mahkemesi’nin 3/5 yani en az 7 üye ile karar verebileceği hükmü getirildi, kapatma dışında, mali yaptırımlar da öngörüldü. Doğru mu yapıldı? * Sayın Kanadoğlu’nun yargı hatası dediği bu durumun ortaya çıkmasının sebebi ne olsa gerek, acaba bu değişiklikler ortaya çıkacak boşluklar görülerek mi yapıldı? Tamamı ile işe yaramasa bile ileriki adımlara basamak olabilir mi? Ya da ikinci bir varsayım, bu oluşacak durumun farkında olan birileri restoran toplantısından başlayarak, bu sonuca yönelik mi çalıştı? İyi niyetli insanları bu yöne farkında olmadan yönlendirmek mümkünmüdür. Şimdi kararın aritmetiği ne bir bakalım;Şimdiki kararın temeli olan oy oranı; 6 Kapatma Kararı + 4 Hazine yardımı kesilmesi+ 1 Ret Diyelim şöyle oldu; 6 Kapatma Kararı + 3 Hazine yardımı kesilmesi+ 2 Ret 6 Kapatma Kararı + 2 Hazine yardımı kesilmesi+ 3 Ret 6 Kapatma Kararı + 1 Hazine yardımı kesilmesi+ 4 Ret Ya da; 6 Kapatma Kararı + 5 Hazine yardımı kesilmesi Ya da; 4 Kapatma Kararı + 2 Hazine yardımı kesilmesi 4 Ret 5 Kapatma Kararı + 1 Hazine yardımı kesilmesi+ 5 Ret Ya da şöyle ve kapatılsın oyları daha çeşitli olabilir; 2 Kapatma Kararı + 4 Hazine yardımı kesilmesi+ 5 Ret * Yani bu iş her halükarda AKP’nin işine yarayacaktı, üstelik hazine yardımının da tamamı değil yarısı kesilecek, benim bildiğim AKP bunu hesaplayacak zekâya ve kurnazlığa sahiptir. * Şu hazine yardımı da bunca borcun mali tasarrufun konuşulduğu bir ülkede niye verilir buna da aklım ermemiştir hiçbir zaman… Sayın, Erdoğan’ın Ulusa Sesleniş konuşması, önceki gün Başbakanlık Konutu’nda, Anayasa Mahkemesi’nin partisi hakkındaki kararı beklenirken çekildi. Sayın, Erdoğan, şunları söyledi:
Atatürk yolunda devam;
Başbakan Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi kararından önce çekimi gerçekleştirilen Ulusa Sesleniş konuşmasında, "Taze bir başlangıç için diyorum ki, gelin umutlarımızı, hayallerimizi, kardeşlik bağlarımızı, vatandaşlık şuurumuzu bir kez daha tazeleyelim" dedi.
"Her millet, her devlet gibi bizim de sorunlarımız, zorluklarımız var. Ama bir ve beraber olduğumuz sürece aşamayacağımız hiçbir engel yoktur, olamaz. Birlik ve bütünlüğümüzü koruduğumuz takdirde, önümüzde parlak bir gelecek için tarihi imkán ve fırsatlar bulunduğunu bilelim. Aramızda kuşkuya, evhama, güvensizliğe yer olmasın. Aramıza fitne, nifak tohumları ekmek isteyenler fırsat bulmasın. Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak, Atatürk’ün gösterdiği çağdaşlaşma hedeflerine doğru durmadan yoluna devam edecektir. Bu yolun özellikle dönüşü yoktur. Zaman zaman birliğimize, bütünlüğümüze, gelecek umutlarımıza, huzur ve istikrarımıza kast edenler yolumuza çıkabilir. Çeteleşmeler, hukuk dışı yapılanmalar, terör şebekeleri karşımıza çıkabilir. Ama milletimiz, hükümetimiz ve anayasal kurumlarımız mücadele iradesine sahiptir. Sonuna kadar da mücadelemiz devam edecektir. Yapay gündem maddeleriyle vaktimizi heba etmiyoruz, Türkiye’yi dünyaya açmanın mücadelesini veriyoruz. Birileri hep engel çıkarma gayreti içerisine girebilir, hiç önemli değil. Bizim işimiz var. Türkiye büyük bir ülkedir, milletimiz güngörmüş bir millettir, önümüze çıkacak her türlü güçlüğü aşarak hedeflerimize ulaşmaya muktediriz." Yakında Ergenekon kapsamında paketledikleri Kemalistleri, Kemalizm i yıkmaya yönelik örgüt kurmaktan paketlerlerse hiç şaşmayın… Saygılarımla
|
12 Ağustos 2008 13:20 15
Başarı Göstergesi: +1