Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
25
Eylül
2008
Önsayfa arrow İzlediğimiz Yazarlar arrow Altemur KILIÇ arrow Eski film; Pervasız Kaptan
Eski film; Pervasız Kaptan Yazdır E-posta
Altemur KILIÇ   
Salı, 23 Eylül 2008

Altemur KILIÇ“Tarih tekerrürden ibarettir” derler, ama şairin dediği gibi, “Eğer tarihten ders alınsaydı tekerrür mü ederdi?”

Yakın tarihimizin, 27 Mayıs Darbesi öncesinin yakın tanık ve mağdurlarındanım.

O dönemin son dokuz aylık bölümünü, “radyolardan” ve basından sorumlu olarak bizzat yaşadım ve şimdi vizyondaki “filmi” gördüm... O filmde baş aktörler  başkaydı, ama senaryo genel hatlarıyla aynıydı! O “filmin” hiç de “happy” (mutlu) olmayan sonu malum...

Bu filmin sonunu, heyecan ve merakla bekliyoruz! Ancak o zamanki gibi; milletçe, “Binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete”! 1960 Mayıs ayında, içinde bulunduğumuz otobüsün frenleri patlamış, belirsiz bir uçuruma sürükleniyorduk...

Sonu biliyorduk ve gücümüz yettiği kadar söylüyorduk, ama çaresizdik! Bunları, daha önce anılarımda da yazdım...

Ama şu bağlamda gene yazmayı -hatırlatmayı- görev biliyorum. Mümkümse ders alınsın, o “tarih tekerrür etmesin” diye!

Senaryonun ana hatları aynı: 1950 seçimlerinde, tek parti rejimine “Yeter” sloganıyla, büyük oy farkıyla, iktidara gelen Demokrat Parti ve Genel Başkanı rahmetli Adnan Menderes, büyük oy çoğunluğuna dayanarak, önce kendilerine destek olmuş basını karşılarına aldılar... Radyoları iktidarın borazanı haline getirdiler. O sonlarda “Resmi ilanlarl” ve “kâğıt” ayrıcalığıyla beslenen bir “besleme” -yalaka basın vardı. 

Söylemek gerekir, bu sayıları ve etkileri az “besleme” basının dışındaki basın muhalefetin katkı ve tahrikleriyle, ülkede yapılan iyi şeyleri görmüyor ve dozu gittikçe artan ağır eleştiriler yapıyor. Buna karşı da, Menderes ve DP’nin tahammülsüzlüğü artıyordu: Demokrasiye inanmışlar ve bu gerçek inançla iktidara gelmişlerdi, ama o “oy çoğunluğunun” “demokrasi” olduğuna, ancak kendi düşüncelerinin ve yaptıklarının, doğruluğuna inanır olmuşlardı’...Özellikle medyanın iktidarlarına haksızlık ettiği hükmüyle, basına karşı- gazetecilerin cezaevlerine sokulmasına kadar ağır “tedbirlere” başvurdular! Bu hareketlere karşı çıkan “Uluslararası Basın Enstitüsü”ne (IPI) meydan okundu. “Radyo gazetesi” her akşam, IPI Başkanı Pulliam’a saldırılarla doluydu. Ancak, bütün bunlara rağmen Başbakan, muhalif gazetelerin boykot edilmesini istemedi, aklından bile geçirmedi!

Bu ortamdan CHP yararlanıyor ve en kötüsü, subayları tahrik ediyor ve Komünist Parti’nin yeraltı teşkilatı, yalan haberler yayıyordu... Mesela, Menderes, güya orduya “Battal Gazi Ordusu” ve “Ben orduyu yedek subaylarla idare ederim” demiş... Komünist Parti tarafından işletilen yalan tezgâhlarının, teksir makinelerinin yaydığı “yüzlerce ölü” ve bunların “kıyıldığı” Et-Balık Kurumu kıyma makineleri, yalanları! 

Doğru söylemeli; iktidar, kâğıt ve resmi ilanları kısıyor, kesiyordu, ama Menderes ara sıra basına çiçek buketleri de uzatıyordu. Ancak en büyük hatası, “çalışan gazetecilerle” değil, patronlarla uzlaşmayı yeğlemesiydi. Hemen işaret edeyim; o “patronlar” holdingler değil, gerçek gazetecilerdi. Yani arada çıkar ilişkileri yoktu! Besleme olanlar bile bugünkü gibi, “besili” değillerdi! Fakat gene doğruyu söylemeli, o “çalışanlar” da Menderes’e haksızlık ediyorlardı...

Ben, görevim gereği, Başbakan ve iktidarla “çalışan gazetecileri” yaklaştırmaya çok çalıştım, ama bir tarafın tahammülsüzlüğü, öteki tarafın da haksızlığı sonucu, başarılı olamadım. Kısır döngü, sonuna kadar iktidarın basını “tahkik” edip, “toptan cezalandırmak” kanununa kadar devam etti. Duvardaki yazıyı görmemekte ısrar eden iktidarı, artık İnönü bile (bilmem yürekten ister miydi) kurtaramadı!

Bütün bunlara, rağmen, Menderes ve DP, bazıları hariç, hâlâ oy çoğunluğundan medet umuyorlardı. Mesela, Menderes, yurt gezilerinde, havadan çekilmiş fotoğrafları yerlere koyup, “Kaç bin kişi vardı?” tahminleri yaptırıyordu. En sonunda o “binler” buharlaştı!

Menderes’in karakteri, itibariyle  kabalık yapmaya yüzü tutmazdı. Bir defasında basına çok kızdığı bir zamanda, İstanbul’da işadamlarına bir kokteyl veriyordu. Bana “Buraya gazeteci sokma” talimatını verdi! Ben de kapıda dikildim ve kendi meslektaşlarımdan özür dilemek zorunda kaldım. Ama Başbakan, dışarıda bekleyen gazetecileri görünce, “Neden dışarıda bekliyorsunuz, benim davetlimsiniz“ diye hepsini içeriye buyur etti... Ne durumda kaldığımı siz düşünün!

Evet, çok başbakan gördüm, ama Erdoğan gibisini görmedim...

Kısacası

Türkiye bu Başbakan’ı ve bu iktidarı hak etmiyor!

AKP, yerel seçimlerde ve eğer genel seçimler yapılırsa, az farkla da olsa, kazanır...

“Sadaka ve tramvay demokrasisi” sayesinde!

Ama ya en sonunda?


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 
  :: Direksiyonda SMS atmak, alkolden tehlikeli   :: Irak'ta bir köye saldırı: 35 ölü   :: DİSK:Kriz önce emekçileri vuracak   :: Yaşar Kemal iki ayrı sergiyle Frankfurt'ta   :: Ahmedinejad:ABD İmparatorluğu yolun sonuna geldi   :: Bayramda trafiğe sıkı denetim   :: DSP: "Medyadaki tartışmalar hükümetin sorunların altında ezilmesinin yansıması"   :: Müsiad'dan Erdoğan'a Küresel krize karşı önlem raporu   :: Kalbini sevenler kırmızı giyecek   :: Baykal:" AKP 28 Şubat'ın intikamını alıyor"   :: "Kriz Dönemi,Döviz kredisi yasağını kaldırmak için uygun"   :: Bebek ölümleri Ekim'de masaya yatırılacak   :: Minibüs ile TIR çarpıştı: 13 ölü   :: Ahmet Altan'a Açık Mektup - Değer Erbora   :: Zorunlu eğitim 9 yıl olacak   :: 5 şeker fabrikası satışa çıktı   :: Tolon'un Avukatı tahliye istedi   :: Batı kesimlerden yine yağışlı hava geliyor   :: Tunceli'de çatışma:1 pkk'lı öldürüldü   :: Şener Eruygur ameliyat edildi   :: "Mesele Memleketse, Türk Ulusu Önünde Engel Tanımaz"   :: Kazım Kanat'ı kaybettik   :: BİZLER MUSTAFA KEMAL'İN NEFERLERİYİZ!   :: Pakistan askerleri ABD uçağını düşürdü   :: Fazıl Say'dan Mektup   :: Tofaş üretime ara verdi   :: DSP'den Başbakan Erdoğan'a "Empati" önergesi   :: 'Hayatımda gördüğüm en büyük kriz'   :: Ataköy ihalesi'ni Sinpaş-Kat turizm kazandı   :: Bala'da 4,6 büyüklüğünde deprem

Eski film; Pervasız Kaptan

“Tarih tekerrürden ibarettir” derler, ama şairin dediği gibi, “Eğer tarihten ders alınsaydı tekerrür mü ederdi?” Yakın tarihimizin, 27 Mayıs Darbesi...

Diğer Yazıları
 

SİZ'CE

200TL'de Atatürk resminin olmaması Kemalizm'e bir saldırı değil midir?

(430 oy)

  • 52% (222)
  • 48% (208)
yükleniyor