Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
24
Eylül
2008
Önsayfa arrow Yazarlarımız arrow BU HAİNCE, KALLEŞÇE KATLİAMLARI HATIRLIYOR MUYUZ?
BU HAİNCE, KALLEŞÇE KATLİAMLARI HATIRLIYOR MUYUZ? Yazdır E-posta
Muhlise GÜNGÖR   
Perşembe, 04 Eylül 2008

Muhlise GÜNGÖRHayır, hiç sanmıyorum hatırlanmıyor bile şimdi bu isimler.
İsimleri bırakın olayların bile hatırlandığını sanmıyorum.
Ne için öldürüldüler?
Sırf TÜRK oldukları için öldürüldüler.
Unutuyoruz maalesef!
Unutturulmak için tüm çabalar sarf ediliyor!

Sınırlarımızı bile tarihin en rezil anlaşması olan SEVR’İN belirlediği sınırları kabul eden,

Hala topraklarımızda gözü olan,

Soykırım maskaralığı ile tüm dünyada yandaş bulan,

‘’büyük ermenistan’’ hayali ile hala kin ve nefret kusan bir ülkeye

Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı sıfatıyla,

Mustafa Kemal’in Ordusunun Başkumandanı sıfatıyla,

Gidenler, hele ki maç bahanesi ile gidenler Türk olma onurunu ayaklar altına almaktadırlar!

15 yıl önce ermeni cumhurbaşkanı cenaze törenine katılacak diye sarf ettiklerini unutanlar, bugün fırıldak gibi dönerek aksi yönde yollarına devam ediyorlar!

Işık hızı değişimi buna denir sanıyorum.

Adamların değişimlerini takip edebilmek için ışık hızına vakıf olmak gerekiyor!

Artık ABD-AB bizi alkışlar(!)
Basit ve adi oyunlarla içimizde ki işbirlikçilerinin ağzına bir parmak bal çalarak uzun süre oyalanmalarını sağlayacaklardır!

Bastıkları yerleri toprak diyerek bastıkları yetmediği gibi, mirasyedinin malları hovardaca tükettiği misali, koskoca bir ülke tüketiliyor, tükettiriliyor.

Bunlar unutulur mu?
Biz unuttuk!
Ya onlar unuttu mu?
Onlar asla unutmuyorlar…
19 Mayıs ruhunun şahlanışını ve mağlubiyetlerini asla unutmuyorlar.
Hasımlarının cumhurunun sözde soykırım anıtı önünde diz çöküp af dilese bile unutacaklarını hiç sanmıyorum!
Tarihin derinliklerinde kara leke gibi kazınacaklara artık dur deme zamanıdır!
Yazıklar olsun unutanlara ve unutturanlara!


ERMENİLER TARAFINDAN HAİNCE KATLEDİLEN ŞEHİTLERİMİZ!

• 27 Ocak 1973 Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir, 78 yaşındaki Amerikan uyruklu Ermeni Gurgen (Karakin) Yanikiyan tarafından öldürüldü. Yanikiyan, Baydar ve Demir'i Türk-ermeni dostluğunu geliştirme bahanesiyle kendi evine yemeğe çağırmıştı.

• 22 Ekim 1975 (Avusturya) Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi Daniş Tunalıgil 3 saldırgan tarafından makamında öldürüldü.

• 24 Ekim 1975 (Fransa) Türkiye'nin Paris Büyükelçisi İsmail Erez ve makam şoförü Talip Yener, büyükelçilik yakınlarında pusuya düşürülerek öldürüldü. Saldırıyı "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgüt üstlendi.


• 16 Şubat 1976 (Lübnan) Türkiye'nin Beyrut Büyükelçiliği Başkâtibi Oktar Cirit, bir salonda otururken öldürüldü. ASALA ilk kez bu cinayetle adını ortaya attı.

• 9 Haziran 1977 (İtalya) Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Taha Carım, büyükelçilik ikametgâhının önünde iki örgüt üyesinin açtığı ateş sonucu öldürüldü. Saldırıyı bu kez "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgüt üstlendi.

• 2 Haziran 1978 (İspanya) Türkiye'nin Madrid Büyükelçisi Zeki Kuneralp'in makam aracına 3 terörist tarafından ateş açılması sonucu büyükelçinin eşi Necla Kuneralp ile emekli büyükelçi Beşir Balcıoğlu, hayatlarını kaybettiler. Saldırıyı "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgüt üstlendi. Bu olayda makam Şoförü İspanyol Atonyo Torres de kurşunlara hedef oldu.

• 12 Ekim 1979 (Hollanda) Türkiyenin Lahey Büyükelçisi Özdemir Benler'in oğlu Ahmet Benler, silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Olayı bu kez hem "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" hem de ASALA ayrı ayrı üstlendi.

• 22 Aralık 1979 (Fransa) Türkiye'nin Paris Turizm Müşaviri Yılmaz Çolpan bir saldırı sonucu öldürüldü. Saldırıyı "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgüt üstlendi.

• 31 Temmuz 1980 (Yunanistan) Türkiye'nin Atina Büyükelçiliği İdari Ataşesi Galip Özmen ile 14 yaşındaki kızı Neslihan Özmen, bir silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Galip Özmen'in eşi Sevil Özmen ve oğulları Kaan Özmen olaydan yaralı olarak kurtuldular. Saldırıyı ASALA üstlendi.

• 17 Aralık 1980 (Avustralya) Sidney, Türkiye'nin Avustralya Başkonsolosu Şarık Arıyak ile koruma görevlisi Engin Sever öldürüldü.

• 6 Şubat 1980 (İsviçre) Türkiye'nin İsviçre Büyükelçisi Doğan Türkmen, Bern'de uğradığı saldırıdan yara almadan kurtuldu.

• 17 Nisan1980 (Vatikan) Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Vecdi Türel'in makam aracına ateş açıldı. Türel ve koruma görevlisi Tahsin Güvenç saldırıdan yaralı olarak kurtuldular.

• 26 Eylül1980 (Fransa) Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği Basın Danışmanı Selçuk Bakkalbaşı, uğradığı silahlı saldırıda yaralandı.

• 4 Mart 1981 (Fransa) Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi Reşat Moralı ile din görevlisi Tecelli Arı, Çalışma Ataşeliği' önünde saldırya uğradılar. Moralı saldırı sırasında hayatını kaybederken, din görevlisi Arı, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede öldü. Saldırıyı ASALA üstlendi.

• 9 Haziran 1981 (İsviçre) Türkiye'nin Cenevre Başkonsolosluğu Sözleşmeli Sekreteri Mehmet Savaş Yergüz uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Saldırıyı ASALA üstlendi. Olaydan sonra yakalanan Lübnan uyruklu Mardiros Camgozyan, 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.

• 24 Eylül 1981 (Fransa) Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu ile Kültür Ataşeliği'nin bulunduğu binayı işgal eden 4 örgüt üyesi, 56 Türk görevli ve vatandaşı rehin aldı. Teröristler, kendilerine müdahale etmek isteyen güvenlik görevlisi Cemal Özen'i öldürdüler, Başkonsolos Kaya İnal'ı yaraladılar. Olayı ASALA üstlendi. Saldırıyı gerçekleştiren 4 kişi, Vasken Sakosesliyan, Kevork Abraham Gözliyan, Aram Avedis Basmaciyan ve Agop Abraham Turfanyan, 31 Ocak 1984'de Fransa'da 7'şer yıl hapis cezasına çarptırıldılar. Mahkemenin sonucu Türkiye'de tepkiyle karşılandı.

• 2 Nisan 1981 (Danimarka) Türkiye'nin Kopenhag Çalışma Ataşesi Cavit Demir, oturduğu apartmanın asansöründe uğradığı silahlı saldırıdan yaralı olarak kurtuldu.

• 25 Ekim 1981(İtalya) Türkiye'nin Roma Büyükelçiliği İkinci Katibi Gökberk Ergenekon yolda yürürken uğradığı saldırıdan hafif yaralarla kurtuldu.

• 28 Ocak 1982 (ABD) Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan öldürüldü. Arıkan'ın katili Taşnak militanı Hampig Sasunyan, müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

• 5 Mayıs 1982 (ABD) Türkiye'nin Boston Fahri Başkonsolosu Orhan Gündüz, uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti.

• 7 Haziran 1982 (Portekiz) Türkiye'nin Lizbon Büyükelçiliği İdari Ataşesi Erkut Akbay otomobilinde uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü; eşi Nadide Akbay yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

• 27 Ağustos 1982 (Kanada) Türkiye'nin Ottawa Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Atilla Altıkat silahlı saldırı sonucu öldü.

• 9 Eylül 1982 (Bulgaristan) Türkiye'nin Burgaz Başkonsolosluğu İdari Ataşesi Bora Süelkan öldürüldü.

• 8 Nisan 1982 (Kanada) Türkiye'nin Ottawa Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Kani Güngör, uğradığı silahlı saldırıda yaralandı.

• 21 Temmuz 1982 (Hollanda) Türkiye'nin Rotterdam Başkonsolosu Kemal Demirer'e konutu önünde silahlı saldırıdan yara almadan kurtulurken, saldırgan yaralı olarak yakalandı.

• 7 Ağustos 1982 (Türkiye) 2 ASALA örgüt üyesinin Ankara Esenboğa Havalimanında düzenlediği silahlı baskında 8 kişi öldü, 72 kişi yaralandı. Bu örgütün Türkiye'deki ilk eylemi oldu
.
• 9 Mart 1983 (Yugoslavya) Türkiye'nin Belgrad Büyükelçisi Galip Balkar'a 2 örgüt üyesi tarafından silahlı saldırı düzenlendi. Olayda ağır yaralanan Balkar, 11 Mart'ta hayatını kaybetti. Olayda bir Yugoslav öğrenci de öldü. Saldırıyı yapan Kirkor Levonyan ile Raffi Aleksandr, olaydan tam bir yıl sonra 9 Mart 1984'de 20'şer yıl ağır hapis cezasına çarptırıldılar.

• 14 Temmuz 1983 (Belçika) Türkiye'nin Brüksel Büyükelçiliği İdari Ataşesi Dursun Aksoy silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

• 27 Temmuz 1983 (Portekiz) Türkiye'nin Lizbon Büyükelçiliği, 5 örgüt üyesi tarafından basıldı ve bina içindekiler rehin alındı. Baskın sırasında büyükelçilik Müsteşarı Yurtsev Mıhçıoğlu'nun eşi Cahide Mıhçıoğlu hayatını kaybetti. Portekiz polisi, düzenlediği operasyonla rehineleri kurtardı, 5 teröristi de öldürdü. Saldırıyı, "Ermeni Devrimci Ordusu" adlı örgüt üstlendi. Örgüt, üyelerinin öldürülmesi nedeniyle Portekiz Başbakanı Mario Soarez'i ölümle tehdit etti.

• 16 Haziran 1983 (Türkiye) İstanbul Kapalıçarşı'da bir terörist tarafından halkın üzerine ateş açıldı. Olayda 2 kişi öldü, 21 kişi de yaralandı. Saldırgan, olay yerinde öldürüldü.

• 15 Temmuz 1983 (Fransa) THY'nin Paris Orly havalimanındaki bürosu önünde bomba patladı. Olayda, 2'si Türk, 4'ü Fransız, 1'i Amerikalı, 1'i de İsveçli olmak üzere 8 kişi öldü, 28'i Türk, 63 kişi de yaralandı. Bu olay tarihe "Orly Katliamı" olarak geçti.

• 28 Nisan 1984 (İran) Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği Sekreteri Şadiye Yönder'in eşi, İran ile Türkiye arasında ticaret yapan işadamı Işık Yönder, bir ASALA militanı tarafından öldürüldü.

• 20 Haziran 1984 (Avusturya) Türkiye'nin Viyana Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi Erdoğan Özen, otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldü. Olayı, "Ermeni Devrimci Ordusu" adlı örgüt üstlendi.

• 27 Mart 1984 (İran) Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği Ticaret Müşavir Yardımcısı Işıl Ünel'in otomobiline bomba yerleştirmeye çalışan bir terörist, bombanın elinde patlaması sonucu öldü.

• 28 Mart 1984 (İran) Tahran'da Büyükelçilik Başkâtibi Hasan Servet Öktem ve Büyükelçilik Ataşe Yardımcısı İsmail Pamukçu, evlerinin önünde uğradıkları silahlı saldırıda yaralandılar.

• 19 Kasım 1984 (Avusturya) Türkiye'nin BM temsilciliğinde görevli Enver Ergun, aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldü. Bu olayı da, "Ermeni Devrimci Ordusu" adlı örgüt üstlendi.
 
• 7 Ekim 1991 Atina Basın ataşesi Çetin Görgü şehit edildi.

• 11 Aralık 1993 Bağdat İdari ateşe Çağlar Yüce şehit edildi.

• 4 Temmuz 1994 Atina Müsteşar Haluk Sipahioğlu şehit edildi.

Ayrıca;
Orly Katliamı, ASALA tarafından 15 Temmuz 1983'te THY'nin Paris Orly havalimanındaki bürosu önünde patlatılan bomba ile 2'si Türk, 4'ü Fransız, 1'i Amerikalı, 1'i de İsveçli olmak üzere 8 kişinin ölmesi, 28'i Türk, 63 kişinin de yaralanması ile sonuçlanan olay.
Bu olay tarihe "Orly Katliamı" olarak geçmiştir.

 

"HÜKÜMETLERİN İCRAATI MENFİ OLUP DA MİLLET İTİRAZ ETMEZ VE İKTİDARI DÜSÜRMEZSE BÜTÜN KUSUR VE KABAHATLERE KATILMIS DEMEKTİR.                                                            

                                                                                                                                MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

 

Saygılar.


2 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.
gozutok
05 Eylül 2008 08:48 00
Başarı Göstergesi: +0

Sayın Okurlar
gül ! Bu Milletin Balık Hafızalı olduğuna kanaat getirerek, adeta bizlerle dalga geçiyor,bu Ülkeye Yapılan Kötülüğüde iyiliğide unutmayan Sıkmabaş olmayan Laik Cumhuriyetçilerin de olduğunu hatırlatırız.

Başarısız
Başarılı
muhlisegungor
04 Eylül 2008 22:41 01
Başarı Göstergesi: +0

SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTİYORUM.DAHA NELERİ UNUTTUĞUMUZU

Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlere 150 bin askerimiz şehit düştü. Bu askerlerden bir kısmı da Mısır'ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi.

Kampın tam adı, ‘'Seydibeşir Kuveysna Osmanî Useray-I Harbiye Kampı'’ idi.

Bu kampta, 1918’ de Filistin Cephesinde esir düşen 16. Tümen’in 48. Alay’ına bağlı Osmanlı askerleri tutuluyordu.

12 Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaretler ve aşağılamaya maruz kaldılar.

İnsanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi.

Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların, yalan yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kampların İngiliz komutanları azılı TÜRK DÜŞMANI haline gelmişlerdi.
Savaş bitmişti.

Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek İngilizlerin işine gelmiyordu.

Çünkü olası bir şavaşta bu askerlerin yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından İngilizlerin beyinlerine işlenmişti.

Çözüm:

’’Toplu katliamdı.’’

Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu.

Ancak; suya normalin çok üzerinde ‘’krizol’’ maddesi katılmıştı.
Mehmetçik, suya daha ayağını soktuğu anda aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyordu.

Ancak, İngiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarına izin vermiyorlardı.

Mehmetçikler, bellerine kadar gelen suya başlarını sokmak istemediler.

Ancak, bu kez İngilizler havaya başlarının üzerine ateş etmeye başladılar.

Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular.

Ancak, başını sudan kaldıran artık göremiyordu!
Çünkü gözleri yanmıştı.

Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi.
Ve 15 000 (15 bin) askerimiz KÖR OLDU!

Bu vahşet, 25 Mayıs 1921 tarihinde TBMM’ de görüşüldü.

Milletvekilleri Faik ve Şeref Beyler bir önerge vererek Mısır’da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan İngiliz Doktor, Garnizon Komutanı ve askerlerin cezalandırılmaları için TBMM’nin teşebbüse geçmesini istediler.

Ancak, yeni kurulan devletin bin bir türlü derdi vardı. Ağır sorunlarla uğraşan TBMM' de bu hesap sorma işi unutuldu gitti.

Ama onlar

Unutmuyorlar.

Kendi ihanetlerini bile, soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar!






Başarısız
Başarılı

 
  küçült | büyült
 

busy
 

  :: BİZLER MUSTAFA KEMAL'İN NEFERLERİYİZ!   :: Pakistan askerleri ABD uçağını düşürdü   :: Fazıl Say'dan Mektup   :: Tofaş üretime ara verdi   :: DSP'den Başbakan Erdoğan'a "Empati" önergesi   :: 'Hayatımda gördüğüm en büyük kriz'   :: Ataköy ihalesi'ni Sinpaş-Kat turizm kazandı   :: Bala'da 4,6 büyüklüğünde deprem   :: Engellilerin 'Aziz Baba'sı   :: İZDOB, Bu Eserleri İlk Kez Sahneliyor   :: Tuncay Özkan gözaltına alındı   :: Ne olacak halimiz Allah'ım?   :: Kasırganın söktüğü kök: Ülkücülük   :: Eski film; Pervasız Kaptan   :: Siyasette Yeni Denge Arayışları   :: Ne Cumhurbaşkanı Ama?   :: Şema?   :: İki olay, bir sonuç   :: Sanal dünya   :: Uzaktan kumandalı bomba patladı, 1 şehit   :: "Türkiye mükemmel müttefik"miş!   :: TOKİ, Ataköy-Bakırköy sahil şeridindeki arazinin satışını yarın yapacak   :: 'Türkiye soykırımı tanırsa, laik sistemi çöker'   :: CHP'de toplu istifa   :: "Tuz Gölü artık yok"   :: 'Cep'ler çocukta beyin tümörü riskini artırıyor   :: Komada Eruygur'a yurtdışı yasağı geldi   :: Hadi Çaman hayatını kaybetti   :: Antik Kente Termik Santral   :: İzmir'de bebek ölümleri enfeksiyondan

   
Zafer YÜCEL
Zafer YÜCEL Hasta hakları koca bir palavradır... Türkiye de senelerdir hemofili sorunu yaşanmaktadır. Birçok il’e yayılan mevcut hasta sayısının 3.500 ...
     
 

SİZ'CE

200TL'de Atatürk resminin olmaması Kemalizm'e bir saldırı değil midir?

(424 oy)

  • 51% (216)
  • 49% (208)
yükleniyor


Ulusal Bilgi Merkezi