Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
16
Eylül
2008
Önsayfa arrow İzlediğimiz Yazarlar arrow Bir Başbakan'ın dramatik hikâyesi!
Bir Başbakan'ın dramatik hikâyesi! Yazdır E-posta
Mustafa MUTLU   
Cumartesi, 13 Eylül 2008

Mustafa MUTLUGörmeye pek de alışık olmadığımız bir siyasetçi tipiydi... İnsanların ellerini tutar, gözlerinin içine bakarak konuşurdu.

Romantikti...

Çabuk heyecanlanır, çabuk sinirlenir, çabuk coşardı!

Liderinin en yakınındaki isimdi...

Dizinin dibinden ayrılmaz onun sözünün dışına çıkmazdı.

Ama ne zaman ki kendisi “lider” oldu “hoca”sını beğenmemeye başladı.

Onunlayken verdiği sözleri unuttu, birlikte yaptıklarını inkâr etti.

Çünkü sadece kendisine hayrandı ve hiç kimse ondan daha iyi olamazdı!

Bu huyu yüzünden “tek adamlığı” seçti. Kimseyle güç birliği yapmaya yanaşmadı.

Kadrosunu hep “kendisi için çalışan ekip” olarak gördü.

Kader birliği yaptığı arkadaşlarını bile küstürdü zaman içinde, partiden kaçırttı.

Kendi elleriyle “Cumhurbaşkanı” seçtirdiği eski başbakanını bile çekemediğini belli etti.

***

Ama sihirli bir şeyler vardı onda!

Bol bol gaf da yapsa, siyasetteki acemiliğini belli de etse halkın nabzını iyi tutuyordu. Seçmenin zaaflarını biliyordu.

Üç kozu vardı:

Çıkarın ucunu göstermek...

Bunun yetmediği yerde, dini duyguları kullanmak...

İkisi de işe yaramazsa tehdit etmek!

***

Sonunda muradına erdi ve Başbakan oldu!

Ama uzlaşmamayı sürdürdü. Kavgayı hobi edindi...

Sadece siyasetçilerle değil sivil toplum örgütleriyle, yargıyla, akademisyenlerle, sendikacılarla, kendisini açıkça destekleyen iş adamlarıyla bile çatıştı...

Çatışacak kimse kalmadığında, vatandaşla papaz oldu!

En büyük destekçisi her zaman eşiydi... Hiç yanından ayırmazdı onu, ne derse yapardı.

Bir de danışmanları vardı, uğruna ölebilecek kadar kendisine tapan!

Seçim otobüslerindeki gazetecileri bile hoyratça iteklerlerdi onun için... Aleyhindeki her haberi anında yalanlar, toz kondurmazlardı biricik liderlerine!

***

İktidarını sürekli kılabilmek için “yandaş medya” yaratma hırsına kapıldı.

Bunun için kimi gazete patronlarının ağızlarına bir kaşık bal çaldı, kimilerini tehdit etti!

Baktı olmuyor gizliden gizliye medya patronu bile oldu. Ailesinden birini geçirdi o medya kuruluşunun başına!

Tamam bazı yazarlar şiddetle eleştiriyordu onu, ama bazıları da hayranlıkla izliyordu yaptıklarını...

Ele ele, göz göze, diz dizeydiler o yazarlarla!

Nereye gitse uçağında, helikopterinde hep onlar vardı... Ne istese yazdırırdı onlara...

Ama o kadar çok kavga etmeye başladı ki onlar bile uzaklaştılar yanından...

***

Bu arada yakın çevresindekilerin adları, neredeyse her gün bir başka yolsuzluk, usulsüzlük iddiasına karışır hale geldi...

Eski gücü kalmamıştı artık eski sihirli formüller (!) para etmiyordu....

Çünkü lafla yürümüyordu peynir gemisi: Halk teröre, yoksulluğa, yolsuzluğa, yasaklara çözüm istiyordu!

O ise kavga ediyordu...

Göz göre göre bitirip tüketti kariyerini...

Sadece kendisini değil ülkeyi de zor günlere sürükledi...

Sonuçta silinip gitti!

***

Kısacası yazık oldu Tansu Çiller’e...

Sahi bugün nerede, kimlerle, neler yapıyor acaba?

(Not: Eğer bu yazıyı, son cümlesine kadar başka birini düşünerek okuduysanız size teessüf ederim... Ne kadar art niyetlisiniz!)


*****

GÜNÜN SORUSU

Türbanın üniversitelerde serbest bırakılması için açılan kampanyaya imza koyan gerçek bilim insanları:

Aranızdan 16 kişinin rektör olarak atanması sizin için bir anlam taşıyor mu?


****

Necla Nazır yanılıyor!

Otuz yıl önce tesettüre giren eski film yıldızı Necla Nazır, Ferdi Tayfur’la olan ilişkisi bittikten sonra çalışmaya karar vermiş.

Ama...

Türbanıyla dizilerde, filmlerde iş bulabilmesinin olanaksız olduğunu, “ekmek parası” uğruna açılmaya karar verdiğini söylüyormuş!

Bana göre yanlış yapıyor...

Çünkü günümüzde kadınlar “ekmek parası” için açılmıyor, örtünüyor!

Lüks ciplerde gezen, villalarda oturan belediye müteahhitlerinin...

Üst düzey bir göreve atanan bürokratların eşlerine baksın Necla Hanım...

Hangisinin başı açık?

“Ekmek parası için” nasıl giyinileceğini onlardan daha iyi bilecek değil ya!


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

security image
Güvenlik kodunu girin


busy
 


  :: Danıştay'dan AK Parti'ye şok   :: Yunanistan'da deprem   :: Gazze'de Filistinliler birbirlerini vuruyor   :: MEB'den yeni uygulama   :: KGS ve OGS indirimi kalkıyor   :: ACLE sayesinde Çine yapılan deri ihracatı arttı   :: Piyasadaki ucuz telefonlara dikkat!   :: Yok artık Google !   :: 24 saattir nüfus işlemleri yapılmıyor   :: Aksaray'ın suyunda çok yüksek arsenik çıktı   :: Dolar 1,27'yi aştı, borsada kayıp sürüyor   :: Kayıkçı kavgası   :: BAŞBAKAN'A AÇIK DAVET   :: Kadehleri değil kafaları tokuşturmak!   :: Bu kavga bizi ırgalamıyor Tayyip bey   :: Kararı kim verir?   :: Başbakan bir de beni böyle yaksa ya!!   :: Bize hakaret edenler, elin Alman'ına neden susuyor?   :: 'Derin devlet' yok edildi ama piyasa intikam hazırlığında   :: Dış Politikada D-övünme Günleri   :: Frankfurt'ta Nazım olmadı ama...   :: Sağlık Üzerine Sağlıksız Görüntüler   :: RTE Aydın Doğan'ı Başbakan Yapacak   :: EPDK Akaryakıtta fiyat belirleme mekanizmasına el koyuyor   :: Sağlık Bakanlığı'ndan alerjisi olanlara "Grip Aşısı" uyarısı   :: Türkiye'deki kuraklık kritik noktaya ulaştı   :: 500 Bin çocuğa Anadolu Lisesi hayal oldu   :: Obama'dan Bush'a kriz tepkisi   :: İftarda intihar saldırısı:20 ölü   :: CERN'ün bilim adamları Türkiye'de buluşuyor

                   
 

SİZ'CE

200TL'de Atatürk resminin olmaması Kemalizm'e bir saldırı değil midir?

(327 oy)

  • 50% (165)
  • 50% (162)
yükleniyor

E-Posta ile haberdar ol:

Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

Ulusal Bilgi Merkezi