Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
26
Ekim
2008
Şaşkınlık Yazdır E-posta
Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL   
Çarşamba, 03 Eylül 2008

Prof.Dr. Mümtaz SOYSALHer ne kadar modası geçti ve geçerliği kalmadı dense de, Fransız Devriminden beri siyasal tutumları ayırt etmek ve sınıflandırmak bakımından hâlâ yararlanılır sağ-sol terimlerinden.

Düzen olduğu gibi kalsındiyorsanız sağcısınızdır; aksini söylemekle yetinmeyip hep iyiye, doğruya, güzele doğru gidilsin diyorsanız solda sayılırsınız. Sosyal sınıf, dinsel inanç gibi bir yığın başka etken de bu ayrımı etkiler ama eksik ya da kabaca da olsa, ayırım terminolojisi aşağı yukarı budur.

Ama zaman zaman işin içine vatanseverlikya da düşmanlıkgibi duygusallıklar girince, bu çeşit ayrımların belirsizleştiği, düşüncelerle duyguların birbirine karıştığı da olmuyor değildir.

Şu günlerde Gürcistan kapışmasının ardından Rusyayla ticarette buna benzer bir durum yaşanmakta galiba. Dış ticaretten sorumlu devlet bakanı, yüz ifadesinden de anlaşılıyor ki, ilk gençliğinden kalma duyguların etkisiyle sağını solunu şaşırmış, ne yapacağını ve diyeceğini kestiremiyor.

Ona özgü bir tutum değil bu. Halkımızın büyük çoğunluğunda Rusyaya ilişkin, neredeyse genlere işlemiş ters bir duygusallık var. Tarih eğitimimizin Moskof savaşlarından ve Soğuk Savaşın ilk yıllarındakiStalinci komünizmtehdidinden kalma bir korku, İstiklal Harbi günlerinin dayanışmasını gölgeliyor, ilişkilere soğukkanlı ve nesnel bakmayı, daha iyiye ve doğruya gidişi engelliyor. Bakanın diyalogdan önce hemen misillemeyi düşünmesi bundan olsa gerek.

Dış politikadaki duygusallıkları ve önyargıları değiştirecek olan, geçici olaylardan etkilenmeden sürdürülen tutarlı uygulamalardır. Bu açıdan, Sayın Tüzmenin aksine hükümetin bütününce sergilenen akılcı tutumun doğruluğunu kabul etmek gerekir.

Ancak şimdiki bu tutumun içtenliğini zedeleyen ve Moskovanın davranışını da etkilemiş olduğu anlaşılan bir başka nokta var: AKP iktidarının başlangıçtan beri ABDnin bölgedeki politikasına genel olarak destek vermesi, hatta bazı durumlarda taşeronluk izlenimini yaratmış olması.

Irak Savaşındaki tezkereolayı bu izlenimi silmeye yetmediği gibi, İran-ABD ilişkilerindeki iyi niyetli tutum da yetmiyor.

Böyle olduğu içindir ki, Kafkaslarda istikrara yönelik yeni örgütlenme formülleri oluşturma ya da Nixonun Çine dönük masatenisi seferine benzer biçimde Erivana maç seyretmeye gitme gibi çabalar, beklenenin aksine yeni kuşkular uyandırmakta. Bu bakımdan, bir adım önde olmakdiye özetlenebilecek olan hiper aktifgirişimler, dıştan bakanların gözünde olsa olsa, ABDnin ve ABnin hoşuna gitme çabaları olarak algılanmaya mahkûmdur. AKP, Türk devletinin böyle algılanışından rahatsız olmayabilir; ama bilmelidir ki toplumdaki duyarlı kesim bundan çok rahatsızdır.


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy