Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
24
Ekim
2008
Önsayfa arrow İzlediğimiz Yazarlar arrow Mustafa BALBAY arrow Dış Politikada D-övünme Günleri
Dış Politikada D-övünme Günleri Yazdır E-posta
Mustafa BALBAY   
Salı, 16 Eylül 2008
Mustafa BALBAY

Hemen her ülkede böyledir; içeride başarısız olan lider, dışarıya bakar, şöyle der:

Dünyanın en saygın ülkelerinden biri olduk. Çevremize barış getiriyoruz. Komşularımızla ilişkilerimiz mükemmel düzeyde. Onlarla aramızda hiç sorun kalmadığı gibi, kendi aralarındaki krizleri bile çözüyoruz...

Gerek AKPnin gerekse AKP medyasının son dönemde öne çıkardığı durum şu:

Dış politikada altın devrini yaşıyoruz. Başarıdan başarıya koşuyoruz...

Bugün çevremizde bir ufuk turu atalım, gerçek durum neymiş bakalım...

Kıbrısta 3 Eylülde başlayan görüşmeler devam ediyor. Rumlar, Annan Planının da ötesinde isteklerde bulunuyor. Talatla AKP hükümeti arasında tam bir uyum var. Talat hangi koşulda anlaşma yaparsa yapsın, AKP sorumluluk almayıp şunu söyleyecek:

Kardeşim orada bir yönetim var. Onlara saygı duyuyoruz. Çözüm için bunu uygun bulmuşlar. Bırakın da milli irade işlesin...

Gelen haberler, Rumların Türkiyenin garantörlüğünün tümüyle kalkmasını sağlayacak bir yöntem istediğini gösteriyor. Böyle olursa, Kıbrıs tümüyle Türkiyenin dışında bir konu olacak.

Bu, başarıysa buyrun!

***

AKP çevresinin övüne övüne bitiremediği bir başka gelişme şu:

Suriye ile ilişkilerimizi iyi düzeye getirdiğimiz gibi Suriyenin İsraille sorunlarını çözmesine de yardımcı oluyoruz.

Her şeyden önce Suriye ile ilişkilerin iyileşme süreci 1998de Öcalanın sınır dışı edildiği günlere dayanıyor. O günün sonrasında adım adım iyileştirildi. AKP de sürdürdü, bunu da kutluyoruz! Gerçi Suriyeye Sünni gözlükle bakma eğilimi de var ama, olsun...

Iraktan gelen haberlerin hemen hiçbiri iyi değil. Peşmergeler Türkmenlerin olduğu bölgelerde etkinliklerini giderek arttırıyor. Bunun artık haber değeri de yok. Giderek güneye iniyorlar. Şimdi şu haber olmaya başladı:

Yakında Kürtlerle Araplar gerilecek!

Kerkükün durumunu ABD kontrol ediyor. Türkiyenin sürekli tetikte kalacağı, Kürtlerin de kalıcı bir barış elde edemediği denge-sizlik politikası izliyor.

Dün, Türkiyede çuvalcı general diye bilinen komutan Irakta güvenlik görevini devraldı.

AKP hükümetinin dış başarılarına selam olsun!

***

Bir başka övünç konusu, İran...

Biz, hem ABD ile hem İran ile en üst düzeyde konuşabilen bir ülkeyiz...

Güzel...

Her şeyi ama her şeyi bir kenara koyalım; İranla yıllardır döne döne istediğimiz başlıca anlaşma, enerji...

Var mı?

Yok...

Enerji Bakanı Hilmi Güler, başlangıçta her ay, son dönemde de her mevsim İranla enerji anlaşmasının sonuna geldik diyor... Bu son neresiyse, gele gele bir türlü gelemiyoruz!

İranla yeni anlaşmalar yapılamadığı gibi mevcutların korunmasında da sorun var. Arada bir doğalgaz vanasını kesiyorlar. Sonra da vana mısın demeyip, Aksilik oldu, tez vakitte açarız diyorlar.

Balkanlar-Kafkaslar denkleminde boğazlarımıza kadar çıkmaza battık.

Geçen şubat ayı ortasında bağımsızlığını ilan eden Kosovayı ABD ile birlikte ilk tanıyanlardan biri olduk. Rusya, Kosovanın statüsüne dayanıp Güney Osetya ve Abhazyayı tanıdı. Türkiyeye de seslendi:

Bunlar da Kosova statüsünde, tanımayı düşünmez misin?

Ne diyelim?

Övünürüz dövünülecek halimizle!


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy