Hemen her ülkede böyledir; içeride başarısız olan lider, dışarıya bakar, şöyle der: “Dünyanın en saygın ülkelerinden biri olduk. Çevremize barış getiriyoruz. Komşularımızla ilişkilerimiz mükemmel düzeyde. Onlarla aramızda hiç sorun kalmadığı gibi, kendi aralarındaki krizleri bile çözüyoruz...”
Gerek AKP’nin gerekse AKP medyasının son dönemde öne çıkardığı durum şu: Dış politikada altın devrini yaşıyoruz. Başarıdan başarıya koşuyoruz... Bugün çevremizde bir ufuk turu atalım, gerçek durum neymiş bakalım... Kıbrıs’ta 3 Eylül’de başlayan görüşmeler devam ediyor. Rumlar, Annan Planı’nın da ötesinde isteklerde bulunuyor. Talat’la AKP hükümeti arasında tam bir uyum var. Talat hangi koşulda anlaşma yaparsa yapsın, AKP sorumluluk almayıp şunu söyleyecek: “Kardeşim orada bir yönetim var. Onlara saygı duyuyoruz. Çözüm için bunu uygun bulmuşlar. Bırakın da milli irade işlesin...” Gelen haberler, Rumların Türkiye’nin garantörlüğünün tümüyle kalkmasını sağlayacak bir yöntem istediğini gösteriyor. Böyle olursa, Kıbrıs tümüyle Türkiye’nin dışında bir konu olacak. Bu, başarıysa buyrun! *** AKP çevresinin övüne övüne bitiremediği bir başka gelişme şu: Suriye ile ilişkilerimizi iyi düzeye getirdiğimiz gibi Suriye’nin İsrail’le sorunlarını çözmesine de yardımcı oluyoruz. Her şeyden önce Suriye ile ilişkilerin iyileşme süreci 1998’de Öcalan’ın sınır dışı edildiği günlere dayanıyor. O günün sonrasında adım adım iyileştirildi. AKP de sürdürdü, bunu da kutluyoruz! Gerçi Suriye’ye Sünni gözlükle bakma eğilimi de var ama, olsun... Irak’tan gelen haberlerin hemen hiçbiri iyi değil. Peşmergeler Türkmenlerin olduğu bölgelerde etkinliklerini giderek arttırıyor. Bunun artık haber değeri de yok. Giderek güneye iniyorlar. Şimdi şu haber olmaya başladı: Yakında Kürtlerle Araplar gerilecek! Kerkük’ün durumunu ABD kontrol ediyor. Türkiye’nin sürekli tetikte kalacağı, Kürtlerin de kalıcı bir barış elde edemediği denge-sizlik politikası izliyor. Dün, Türkiye’de “çuvalcı general” diye bilinen komutan Irak’ta güvenlik görevini devraldı. AKP hükümetinin dış başarılarına selam olsun! *** Bir başka övünç konusu, İran... Biz, hem ABD ile hem İran ile en üst düzeyde konuşabilen bir ülkeyiz... Güzel... Her şeyi ama her şeyi bir kenara koyalım; İran’la yıllardır döne döne istediğimiz başlıca anlaşma, enerji... Var mı? Yok... Enerji Bakanı Hilmi Güler, başlangıçta her ay, son dönemde de her mevsim “İran’la enerji anlaşmasının sonuna geldik” diyor... Bu son neresiyse, gele gele bir türlü gelemiyoruz! İran’la yeni anlaşmalar yapılamadığı gibi mevcutların korunmasında da sorun var. Arada bir doğalgaz vanasını kesiyorlar. Sonra da vana mısın demeyip, “Aksilik oldu, tez vakitte açarız” diyorlar. Balkanlar-Kafkaslar denkleminde boğazlarımıza kadar çıkmaza battık. Geçen şubat ayı ortasında bağımsızlığını ilan eden Kosova’yı ABD ile birlikte ilk tanıyanlardan biri olduk. Rusya, Kosova’nın statüsüne dayanıp Güney Osetya ve Abhazya’yı tanıdı. Türkiye’ye de seslendi: “Bunlar da Kosova statüsünde, tanımayı düşünmez misin?” Ne diyelim? Övünürüz dövünülecek halimizle!
|