Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
10
Ekim
2008
KOMPLO TEORİSİ... Yazdır E-posta
Serdar ANT   
Pazartesi, 04 Ağustos 2008

Serdar ANTİstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen "Ergenekon davası" iddianamesinde örgütün TSK ve MİT ile ilişkisinin olmadığının belirtilmesi ne anlama gelmektedir?

Basında yer alan haberlere göre iddianamede "şüpheliler (Zafer) kod Muzaffer Tekin, Oktay Yıldırım ve Milli Irgat(kod)Soruşturma aşamasında ölen Kuddusi Okkır'dan ele geçirilen "Lobi-ERGENEKON" dokümanı ile Soruşturma aşamasında ölen Kuddusi Okkır ve (Zafer kod) Muzaffer Tekin'de çıkan "Devletin Yeniden Yapılanması" dokümanlarından yola çıkılarak yapılan çalışmalarda: Sözde Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren "Ergenekon"a bağlı olarak, "Sivil Unsurların" örgütlenmesi zorunluluğu kaçınılmaz bir gerçektir. Bu gerçekten hareketle hazırlanan ve "Lobi" adı verilen bu "gizli örgütsel" çalışmaya esas olarak hazırlanan LOBİ dokümanının Genelkurmay Başkanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde bulunup bulunmadığı hususları Genelkurmay Başkanlığı ve MİT Müsteşarlığına resmi yazı ile sorulmuş olup, MİT Müsteşarlığından alınan 31.10.2007 tarih, 1653/28607 sayılı cevabi yazıda böyle bir yapılanmanın Mit Müsteşarlığı ile alakasının olmadığı belirtilmiştir. Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğinin 24 Eylül 2007 tarih ve 3050-635-07-O.Ö. sayılı cevabi yazılarında aynı konuyla alakalı olarak böyle bir oluşumun Türk Silahlı Kuvvetleri alakasının bulunmadığı belirtilmiştir." denilmektedir.

Ergenekon davası ile AKP hakkında açılan kapatma davası arasında siyaseten bir ilişki olduğu açıktır. Ergenekon davasının kaç ay, hatta kaç yıl süreceği bilinmez, ama Anayasa Mahkemesi'nin önümüzdeki günlerde AKP'yi kapatma davasını sonuçlandıracağı ve kararın belli olacağı açıklanmıştır.

Bu durumda iddianamede Ergenekon örgütünün TSK ve MİT ile bağlantılı olmadığının belirtilmesi, bu bilginin de Genelkurmay Askeri Müşavirliği ile MİT Müsteşarlığı'ndan gelen cevabi yazılara dayandırılması ne anlama gelmektedir?

Bu iki resmi kurum başka ne yanıt verebilirlerdi ki? "Evet, bu örgütün bizimle de ilgisi vardır!" diyecek halleri yoktu herhalde…

Anlaşılan o ki, TSK ve MİT ile ilişki konusunda, iddianameyi hazırlayan savcılar gayet dikkatli ve temkinlidir. Bu ilişki bağlamında senaryo yazmaktan özenle kaçınmışlardır!

Neden peki?

Örneğin İlhan Selçuk, Kemal Alemdaroğlu, Doğu Perinçek'in "terör örgütü kurucusu ve yöneticisi" olduğu türünden senaryoların bir benzeri de bu ilişki bağlamında yazılamaz mıydı?

Ya da İlhan Selçuk'un Oral Çelik'e 500 bin dolar karşılığı iş yaptıracağı türünden bir iddiayı hayal eden zihinlerin, sözde Ergenekon örgütü ile TSK veMİT ilişkisi bağlamında bu derece resmi yanıtlara bağlı kalmakla yetinmesi doğrusu takdir edilecek bir duyarlılıktır!

Yaşar Büyükanıt'tan Orhan Pamuk'a, Fehmi Koru'dan Barthalemeos'a kadar birçok kişiye suikast yapılacağını iddia edenler "Ergenekon" ile TSK-MİT ilişkisi konusunda bir yaratıcılıktan neden bu derece yoksunlar?

Denilebilir ki ortada somut kanıt yok. Ne yapsınlar ki?

Peki iddianamede yer alan ve yukarıda aktardığımız iddialarla ilgili kanıtlar çok mu somut, çok mu tutarlı, çok mu inandırıcı? Bir gazete yöneticisi, bir eski üniversite rektörü ve kamuoyunda desteği yüzde 1'i aşmayan bir parti lideri, bir "terör örgütü" kurup hükümeti devrimeye karar veriyorlar! Üstelik ordudan aldıkları bir destek ya da dayandıkları silahlı bir güç de yok! O zaman nasıl olacak darbe? Bu mu somut suçlama, bu mu somut kanıt?

Bu durumda akla ister istemez bir "uzlaşma"nın gerçekleşmiş olması geliyor. Bu durumda da AKP'nin kapatılmaması önem kazanıyor!

Tamamen komplo teorisi olarak söylüyorum.

Acaba AKP kapatılmayacak mı? Bunun karşılığında da Ergenekon ile TSK-MİT ilişkisinin üzerine gidilmiyor, eğer varsa böyle bir ilişki kapatılıyor mu? Kamuoyu iddianamede yer alan ve James Bond filmlerinin senaryolarına taş çıkartan iddialarla oyalanırken, iktidarın doruklarında bir uzlaşma çoktan gerçekleşti mi?

Dava çerçevesinde AKP'ye gerçekten seçenek olabilecek bir parti, lideri ve yöneticileri şahsında yıpratılacak; Fettullah Gülen'e muhalifliği ile bilinen bir gazete yöneticisi ve başyazarından da hesap sorulmuş olacak… Artık aylarca mı, yoksa yıllarca mı sürecek olan bu dava en sonunda yılan hikayesine dönecek, şüphelilerin bir kısmı zamanla tahliye edilirken, kimileri de kurban mı edilecek?

Tabii bu arada AKP siyasal yaşamına devam edecek, asker ile AKP arasındaki siyasal güç dengesi yeni bir noktada kurulup, rejim ABD'nin istediği biçimde sürmüş olacak!

Bütün bu olanlardan sonra AKP de, diğer iktidar odakları da gerekli dersi çıkardıkları için bir daha kimse ABD'nin nasırına basmayacak! "Demokrasi" tıkır tıkır işleyecek…

Dedim ya, komplo teorisi…


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy