Gül’ün Erivan gezisine hiçbir AKP’li milletvekili katılmıyor. Başlangıçta, 30 kadar milletvekilinin de eşlik edeceği duyurulmuştu, daha sonra bu yalanlandı. Başbakan Erdoğan grup kararı aldıracak kadar geziye temsilci göndermemekte kararlı.
Muhalefet partileri CHP ve MHP geziye daha başından soğuk baktıklarını açıkladılar. Gül’ün yanlıştan dönmesini istediler... Geziye karşı çıkan, tabii ki vekil de vermez.
Bu durumda ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:
Cumhurbaşkanı, çok önemli, bütün dünyanın büyük anlamlar yüklediği bir geziye çıkıyor, gezinin diyaspora Ermenilerinin kozlarını elinden alacağı ilan ediliyor ama, TBMM gezinin arkasında yok!
***
Dışımızla devam edelim...
Yeri geldikçe vurguladığımız bir gerçek var:
Biz Türkler, dünyadaki ve etrafımızdaki gelişmelerin merkezine kendimizi alıyoruz, bunun etrafında düşünce üretiyoruz.
Gül’ün Ermenistan gezisi de bu anlayıştan payını aldı.
Türkiye’nin geleneksel Ermeni iddiaları karşısındaki tutumunu bir kenara koyalım, soralım:
Ermenistan, bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılından bu yana Rusya’ya yakın politika izliyor; acaba Ankara, Erivan’ı Moskova’dan koparıp Batı’ya yakınlaştırmanın aracı olarak mı kullanılmak isteniyor?
AB’nin ve ABD’nin özel bir Ukrayna, Gürcistan ve Ermenistan politikası olduğu kesin... Gürcistan’ın durumu ortada. Tek başına Batı’nın oyun aracı olmaya yetmiyor. Yanına Ermenistan kondu mu; daha rahat politika üretilebilir.
Bu soruya şu yanıt verilebilir:
Kardeşim, velev ki öyle; ne zararı var? Bırak, Ermenistan Batı’ya yakın dursun, senin de işine gelmez mi?
Gelir... Ama ne zaman gelir?
Ermenistan, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu ilan edip, 1915 iddialarını rafa koyduğu zaman.
***
Girişte vurguladığımız gibi, Gül geziye TBMM desteği olmaksızın çıkıyor. Muhalefeti anladık; AKP neden bu yönde karar aldı?
Acaba, Gül’ün öne çıkması Erdoğan’ın işine gelmedi mi?
Acaba, gezinin istenmeyen sonuçlar doğurması halinde bundan AKP’nin zarar görmesini önlemek için mi?
Birinci şık kişisel, geçelim...
İkinci şık önemli. Yürekten dileğimiz şu:
Bu gezi öylesine olumlu bir iklim yaratır ki; özellikle diyaspora politikası zeminsiz kalır. İki başkentte de barış arayışı öne çıkar. Tarihteki kimi olaylar, tarihçilere bırakılır...
Böyle olmaz da şöyle olursa:
Ermenistan, var gücüyle hazırlandığı sözde soykırımın 100. yılı stratejisi çerçevesinde; Gül’ün ziyaretini “Türkiye, Ermeni iddialarını konuşma izni verdi” biçiminde sunarsa...
Bir de Azerbaycan politikamız var... Erdoğan, “Aliyev’le konuştum, sorun yok” dedi ama, Azeri medyası öyle demiyor. Ermenistan, “bizim Azeri topraklarını işgal ettiğimiz falan yok. Gül’ün ziyaretinde böyle bir konu da gündeme gelmedi” der ve devamında Azerbaycan’a karşı daha densiz olursa...
Gereksiz sevinci ya da veresiye üzüntüyü bir kenara koyalım...
Gül, altyapısı hazırlanmamış, rüzgâra göre sonuç değiştirebilecek bir geziye çıkıyor!