Giriş
20
Kasım
2008
'Siyasi Espriler Artık Çok Tehlikeli...' Yazdır E-posta
Mustafa BALBAY   
Pazar, 07 Eylül 2008
Mustafa BALBAY

Başlık, Nejat Uygurun oğulları Behzat Uygur ve Süheyl Uygura ait...

Hafta Sonu dergisi onlarla röportaj yapmış. Hürriyetin Kelebek eki de oradan alıntı yapıp röportajı özetlemiş.

Muhabir Fırat Tur soruyor:

Nejat Uyguru politik esprilerin ağırlıklı olduğu oyunlarıyla tanıdık. Siz bu çizgiden biraz uzaklaştınız gibi...

Behzat Uygur yanıtlıyor:

“70’li yıllarda siyasi espriler daha rahat yapılabiliyordu. Siyasi malzemeler şimdiki kadar kritik değildi. Şimdi iş biraz tehlikeli bir boyuta geldi. Bu dönemde siyasi espriler yapmak çok tehlikeli bir boyuta götürebilir... Temkinli olmamız lazım. Biz tiyatrocular her zaman için muhalifizdir...

Süheyl Uygur tamamlıyor:

Eskiden belli partiler vardı. Her şey daha karikatürize idi. Siyasi liderlerin taklitleri daha rahat yapılabiliyordu...

İki kardeş de samimi bir değerlendirme yapmış. İçinde bulunduğumuz politik ortamın ne kadar demokratik olduğu bundan daha güzel dile getirilemezdi.

Türkiye, m-izah gücünü yitirdi...

***

70’lerin yanı sıra 80lerde de tiyatro, mizah gücünü kullanıyor ve çok önemli bir işlev üstleniyordu. Gazeteciliğimin 80li yılları İzmirde geçti. 20li yaşlarda genç bir muhabirken, en çok zevk aldığım ve en çok yorulduğum dönem İzmir Fuarının açık olduğu zaman dilimiydi. İzmir Fuarı, meslekte her yönüyle ufkumu açtı, diyebilirim...

Yeni muhabirliğime bakmadan, fuara gelen hemen bütün sanatçılarla konuşmaya, haber yapmaya çalışırdım. Ferhan Şensoy, Metin Akpınar, Zeki Alasya, Nejat Uygur, Abdullah Şahin, Erol Günaydın, Altan Erbulak, Altan Erkekli, Hadi Çaman ilk aklıma gelen isimler...

Ferhan Şensoyun Şahları da Vururlar oyunu Ege ekinde tam sayfaya yakın çıkınca, teşekkür etmiş, Sayfanın çoğunu bize ayırmışsınız demişti. Ben de takılmıştım:

Sayfaları da vururlar...

Seyirciler Erol Günaydının skeçlerine katıla katıla gülerdi. Donlu bir bölüm anımsıyorum:

Bu kimin donu?

- Siyasetçinin donu...

Ben yıkamam onu, içi b.. dolu.

Bu kimin donu?

- Memurun donu.

Ben yıkamam onu, yama dolu...

90’lı yıllarda da Ankarada gazeteciydim... Yine siyasi içerikli oyunlar olurdu. Bazılarına oyunda ağır dille eleştirilen siyasetçiler de çağrılırdı. Gelirlerdi... Kendilerine katıla katıla gülerlerdi.

***

Bugün ne yazık ki, yukarıdaki tablodan eser yok.

Mizah çok önemli bir sanattır. Tehlikelidir, yerine göre ağırdır ama, toplumun nefes almasını, gülerek düşünmesini sağlar. Bir mizah ustası şöyle diyor:

Mizah, insanlığı gülünç olmaktan kurtarır.

Bir başka ustanın yaklaşımı da şu:

Bir kişiyi ya da konuyu gülünç hale getirmek kadar ciddi bir eleştiri yoktur.

Bize göre de mizah, demokrasinin çerçevesidir. Yöneticiler, politikacılar, toplum kara mizaha ne kadar katlanabiliyorsa, o ülkede demokrasinin sınırları da o kadardır.

Gülmek-güldürmek aynı zamanda en etkili iletişim araçlarından biridir. Gülümseme, iki insan arasındaki en kısa mesafedir. Siyasetimiz ve toplumumuz gülmeyi unuttuğu için insanlar arasındaki mesafe de arttı!

Türkiyede mizah hiç mi yok?

Elbette var ama, kara mizahın yerini deyim yerindeyse para mizah aldı!

O zaman da demokrasi kadar mizah değil...

Getirdiği para kadar, mizah!

Ahhhh ah!


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy