Ağustos ayının son haftasında Ankara’da toplanan TOBB 4. Türkiye Sektörel Ekonomi Şûrası’nda üretim ekonomisinin masaya yatırıldığı ama, masadan kaldırılamadığı anlaşılıyor. Temel sektörlerin tümünde sıkıntı var.
Otomotivciler siparişlerin yüzde 10-20 oranında azalmasından yakınıyor. Buna dayalı olarak işten çıkarmalar kaygı verici düzeyde.
Gıda sektörü, kayıt dışılıktan ve düzensizlikten yakınıyor.
İnşaat sektörüne göre, büyük durgunluk var, girdiler yükseliyor, fiyatlar buna paralel artmıyor.
Enerji sektörünün derdi yatırımsızlık ve güvensizlik.
Tekstilciler, dünya ile rekabet edemez hale geldiklerini söylüyor.
Yakınma uzayıp gidiyor. Öyle anlaşılıyor ki, kâr eden ve sorunsuz olan tek sektör, siyaset sektörü!
***
Bu yakınmalara karşın hükümetin bulduğu çözümler hem akılcı değil hem de çelişkilerle dolu.
Bir süredir kamuoyunda tartışılmakta olan Ulusal Program (UP) ekonomiye ilişkin yeni düzenlemeleri de içeriyor. En etkili düzenleme şu:
Her şeyi özelleştirmek, elden çıkarmak!
Bu yöntemle ekonomiyi herkes yönetir... Hem programın adına “ulusal” sözcüğünü yerleştireceksiniz hem de ulusal olan ne varsa satmayı öngöreceksiniz...
Yakışır...
Tekstille ilgili olarak açıklanan çözüm ise şu:
Fabrikanızı Doğu’ya taşıyın, teşvik verelim!
Al fabrikayı, katla bavula koy, atla otobüse, git doğu’ya ertesi gün aç!
Bu yöntemle uygulanan teşvik sisteminin işe yaramadığı öteden beri bilinen bir gerçek. Bir zamanlar Doğu’ya fabrika için teşvik alanlar, soluğu Antalya’da almışlar, yan yana dev oteller kondurmuşlardı...
Hükümet bugün de farklı bir şey önermiyor.
Örneğin, Bitlis’te yatırım yapmayı teşvik ediyorsunuz. Burada salça fabrikası kursanız da teşvik alıyorsunuz, iplik fabrikası kursanız da... Oysa her ikisinin hammaddesi başka kentlerden gelecek. Kent bazında değil de üretilen ürün bazında teşvik daha akılcı ama, siyasetin akla gereksinimi yok...
***
Hükümet ekonomiye hâkim olmaktan şunu anlıyor:
Ekonomiyle ilgili tüm kurumların yönetimine hâkim olmak!
En son Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde de (TİM) aynı durum yaşandı...
Ekonominin bütün kurumları sizin elemanınız olunca, doğal olarak eleştiri de azalıyor... İşler de iyiye gidiyormuş gibi görünüyor!
Hükümet rakamlara hâkim; Türkiye İstatistik Kurumu, her türlü veriyi itina ile hazırlıyor...
Özerk kurumlara da hâkim; her biri AKP’nin özel-sektörel koluymuş gibi demeç veriyor...
Geriye ne kaldı?
Üretim ekonomisi...
Ülke üretimsizlik kıskacında ama, olsun...
Mühim olan rakamlar...
Üretimin ne önemi var!