Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
24
Ekim
2008
Önsayfa arrow İzlediğimiz Yazarlar arrow MUSTAFA MUTLU arrow Cumhuriyetin bir kalesi, hiçbir zaman düşmeyeceğini gösterdi!
Cumhuriyetin bir kalesi, hiçbir zaman düşmeyeceğini gösterdi! Yazdır E-posta
Mustafa MUTLU   
Cumartesi, 30 Ağustos 2008

Mustafa MUTLULaiklik tartışmaları, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde iyice kızışmıştı. Tartışmanın fitilini de, dönemin AKP’li Meclis Başkanı’nın “Dindar bir Cumhurbaşkanımız olsun” sözleri ve yine onun “laikliğin yeniden tanımlanmasını istemesi” ateşlemişti.

Genelkurmay Başkanlığı da 27 Nisan 2007’de internet sitesine koyduğu bir açıklamayla bu tartışmalara kendi yorumunu getirmiş ve kesinlikle “Anayasa’da yazıldığı şekliyle laiklik”ten yana taraf olduğunu duyurmuştu.
Daha sonraki günlerde “e-muhtıra” olarak adlandırılan o açıklama, hükümetten ve hükümet yanlısı medyadan büyük tepki görmüştü...

*****

Aradan 15 aydan fazla zaman geçti.
Gelen tepkilerin etkisi oldu mu bilemem ama Genelkurmay Başkanlığı, bu 15 ayda bir daha laiklik konusundaki rahatsızlığını dile getirmedi.
Önceki günkü “devir-teslim töreni”ne kadar!
O törende yeni Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, neredeyse 27 Nisan’daki açıklamanın aynısını Cumhurbaşkanı’nın, Meclis Başkanı’nın ve Başbakan’ın yüzlerine karşı bir kez daha okudu...
Sadece 27 Nisan’daki açıklamada yer alan somut örneklere girmedi.

*****

Neden mi hatırlatıyorum tüm bunları?
Çünkü 27 Nisan’daki yazılı açıklamadan sonra kıyamet koparan iktidar temsilcileri ve yandaşları, Org. Başbuğ’un, o bildiriyle aynı olan metni yüzlerine karşı okumasından o kadar rahatsız olmadılar da ondan.
Dün bütün gün bekledim “Acaba Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek yine bir basın toplantısı düzenleyerek Genelkurmay Başkanı’na cevap verecek mi” diye...
Vermedi!
O vermediği gibi, yandaş medya da Başbuğ’un konuşmasını “görmezden gelmek”le yetindi. Hatta Fehmi Koru gibi sözcüleri, bu konuşmaya övgü bile düzdü!
Tek ciddi tepki ise, zaten rengini açıkça ortaya koyan DTP’den geldi!
İyi de neden?
İçerik aynı, sözler neredeyse birbirinin kopyası o zaman ilk olayda verilen tepki, bu sefer neden gösterilmedi?
Bu sorunun üç yanıtı var:
1.) İktidar partisi artık bu rahatsızlıklar konusunda Genelkurmay Başkanlığı’na hak veriyor!
2.) Aynı rahatsızlıkların yazıyla bildirilmesi, sözlü bildirilmesinden daha şiddetli bir etki yaratıyor. Yani yazıdan korkanlar, aynı duyguların sözlü olarak iletilmesinden rahatsız olmuyor.
3.) AKP, Genelkurmay’ın bu eleştirilerine alıştı ve “Nasıl olsa arkasından bir şey çıkmıyor” diyerek rahatladı. Suskunluğunun nedeni bu...

*****

AKP ve yandaşlarının suskunluğunun nedeni ne olursa olsun Genelkurmay’daki devir-teslim törenine kadar “Bütün kaleler tek tek düştü” diye hayıflanan laik, demokratik, sosyal hukuk devleti sevdalıları, en azından bir “kale” nin düşmediğini ve “asla düşmeyeceğini” görmüş olmaktan dolayı umutlandı.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin rejimi koruma görevini “demokrasiye” aykırı bulan ve bu konuda kendileri gibi düşünmeyen herkesi “Ergenekoncu” ya da “darbeci” ilan eden takkeli liboşlar ise en azından şimdilik sessiz...
Ama merak etmeyin birkaç gün içinde yeniden çatlak sesleriyle nutuk atmaya başlarlar...
Peki bu kez “sindirebilirler” mi?
İşte, bu biraz zor!

*****

GÜNÜN SORUSU

Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Rusya’nın Türk mallarının kendi topraklarına girmesini engellemeye başlaması üzerine, bir misilleme paketi hazırladıklarını söylemiş...
Doğalgazdan ve Rus turistlerden vazgeçemeyeceğimize göre bu paket, Rus hayat kadınlarının Türkiye’de para kazanmalarını önlemeye yönelik mi olacak?

*****

30 Ağustos Zafer Bayramı cuma hutbesinde neden yoktu?

Bugün ulusal bağımsızlık mücadelesinden zaferle çıkışımızın 86’ncı yıldönümü... 30 Ağustos Zafer Bayramı, hepimize kutlu olsun!
Dün günlerden cumaydı. Cuma namazına giden vatandaşlarımız, cuma hutbesinde bağımsızlık savaşımız hakkında aydınlatıcı bir konuşma yapılmasını beklediler...
Ama boşuna!
İyi de neden?
Camilerimizden yükselen ezan seslerinin tam 86 yıldır susmamasında, bu mücadelenin hiç mi payı olmadı?
İmam efendiler, ülkemizi kurtaran ve dinimizi özgürce yaşamamızı sağlayan kahramanları ansalardı, ağızlarına mı yapışırdı?


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy