Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
24
Ekim
2008
Önsayfa arrow İzlediğimiz Yazarlar arrow Karadeniz'de Amerika-Rusya Çatışması ve Türkiye
Karadeniz'de Amerika-Rusya Çatışması ve Türkiye Yazdır E-posta
Erol MANİSALI   
Pazartesi, 25 Ağustos 2008

Erol MANİSALIABD, Irakın işgalinden sonra gözlerini Karadenize dikti. BOPun yürütülebilmesi için Rusyanın önünün kesilmesi ve İranın vurulması gerekiyor. Ancak işler ABD, İngiltere ve İsrailin, 1990lardaki öngörüleri doğrultusunda gelişmiyor; büyük sorunlar var.

- ABD büyük bir kriz yaşıyor. Buna karşın 2008’de askeri harcamalarını 460 milyar dolara yükseltti (*). Oysa 2007’de bütçesindeki açık 739 milyar dolardı. Askeri operasyonlarla, içerdeki krizi dünyaya yaymak istiyor.

- Rusya Putin sonrasında yeniden güçlendi. Hem Asya’da hem AB içinde sağlam ortaklar buldu, doğalgaz ile AB’yi bağladı.

- Şanghay İşbirliği Örgütü içindeki devlerin son 3-4 yıldır ortaya koydukları dayanışma, ABD’nin küresel konumunu olumsuz etkiledi.

- ABD Irak işgalinden sonra dünyada değil Batı’da da yalnız kaldı.

ABD, İngiltere ve İsrail bu olumsuz konjonktür içinde BOP’u yürütmeye çalışıyorlar. Bu nedenle Karadeniz’de ABD üstünlüğünün sağlanması özellikle Washingtonın küresel konumu açısından hayati bir önem taşıyor.

 

ABD ve Karadeniz hattı

Filosu ile Karadeniz’e yerleşmiş bir Amerika’nın elde edeceği çıkarların bazıları şunlardır:

1) Rusya’nın önü kesilmiş olacak ve Washington Güney Kafkasya’da öne çıkacaktır.

2) Gürcistan ve Ermenistan üzerinde elde edeceği yeni askeri olanaklar ile İran üzerinde etkisini genişletecektir.

3) Almanya ve Fransa’nın Rusya ile olan iyi ilişkileri ve doğalgaz bağımlılıkları, zamanla değiştirilebilecektir.

4) Türkiye üzerindeki yeni projelerin uygulanması olasılığı güçlenecektir.

5) ABD’nin, Boğazlar üzerindeki etkisi artacaktır.

6) Fener Patrikhanesi’ni Vatikanlaştırma ve bölgedeki 200 milyon Ortodoks nüfusu etkileme konumu sağlamlaşacaktır.

 

AB ve Amerika’nın ortak çıkarları

Almanya ve Fransa ile kimi küresel paylaşım sorunlarına rağmen ABD, Batı kapitalizmi ve Hıristiyanlığı içinde Avrupa’yla stratejik ortak konumundadır. Henry Kissinger ve Z. Brzezinski’nin son 20 yıl içinde sürekli vurguladıkları gibi, ABDnin küresel üstünlüğünü sürdürebilmesi için, AByi yanına alması gerekmektedir”.

- Körfez krizi ve AB’nin 1991’deki Maastricht Anlaşması sonrasında, ABnin genişleme politikası ile, ABD’nin NATOlaştırma politikası bütünleştirildi.

Polonya’dan Bulgaristan’a kadar eski Doğu Avrupa ülkeleri NATO ve AB’ye birlikte alındılar. Doğu Avrupa ülkelerinin siyasi, iktisadi ve askeri olarak Batı kapitalizmine devşirilmeleri, NATO ve AB üzerinden yapılmıştır.

- ABD ve stratejik ortaklarının 2003’teki Irak işgalinin ardından 2004’ten itibaren Kıbrıs Cumhuriyeti ve Doğu Avrupa ülkeleri Batı şemsiyesi altına sokuldular.

H. Kissinger ve Z. Brzezinski’nin önerileri fiilen uygulamaya kondu. Bu durum Karadeniz’deki ABD varlığı için de geçerlidir. Bulgaristan ve Romanya AB’ye ve NATO’ya alındıktan sonra ABD, bu ülkelerde askeri üs inşaatına başladı. ABD ile Polonya arasında füze kalkanı konusunda anlaşmaya varıldı.

Önümüzdeki yıllarda Gürcistan ve Ermenistan’ın AB’ye alınmaları ile birlikte NATO üyelikleri de gündeme gelecektir.

 

Karadeniz’de Türk-Rus ortak çıkarları

ABD filosunun Karadeniz’e sokulmaması konusunda Türkiye’nin ve Rusya’nın çıkarları örtüşmektedir. Karadeniz’de Washington’ın egemenliğinin artması, Türkiye için şu sakıncaları getiriyor:

- İktisadi ilişkiler başta olmak üzere, Türk-Rus ilişkilerinin sabote edilmesi olasılığı ortaya çıkar. Doğalgaz da bunun içindedir. Oysa Türkiye, enerji gereksiniminin yüzde 65’ini Rusya’dan sağlıyor.

- Türkiye üzerinde, Ermenistan (ve diyaspora) baskısı genişletilebilecektir.

- Boğazların statüsünün değiştirilmesi için baskılar yoğunlaşacaktır.

- ABD ve AB’nin, Kürdistan projelerini Kafkasyaya yayma girişimleribaşlayacaktır.

- Rusya’nın da karşı olduğu,Patrikhaneyi Vatikanlaştırma girişimleriartacaktır.

Bu konularda Türkiye’nin ve Rusya’nın çıkarları birleşmektedir. Rusya’nın yanına İran’ı da eklemek yanlış olmaz.

 

(*) SIPRI Raporu, 2007

 

1 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.
gozutok
25 Ağustos 2008 15:15 13
Başarı Göstergesi: +1


Evet Saygıdeğer Arkadaşlar şu anda Türk Dış Politikasının İflası ve geldiğimiz yerin vehameti ortadadır.Babacan Hükümet Ergenekon,Türban ve memleket meselelerinden uzak konularla zamanını geçirdi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti 100 Yıl Önce Savaşarak Almış olduğu Boğazlarımız ve Anlaşmalarımız Tartışılır duruma gelmiştir ,şimdi aksini kim iddia edebilir söylermisiniz ?.Gelinen son durumda Rusya Dahil olmak üzere herkes Türkiyeden bir şeyler koparmıştır.Bizi bu Duruma Düşürenleri ve Bununla övünenleri kınıyorum.Beceriksiz ve Günü Kurtaran insanlar,asla bizim kaderimiz olamazlar. Yarın Bu Milleti öyle bir duruma getireceklerki ceza bile geç kalmış olacak.lutfen ! Aklımızı başımıza alalım.

Başarısız
Başarılı

 
  küçült | büyült
 

busy