|
İktidar partisi AKP’nin bakanı, AKP’nin ikinci adamı, şimdi Cumhurbaşkanı; Sıvas’ta çıkmış halkın önüne, “birlik ve beraberlikle” mutlu yarınlardan söz ediyor.
RTE ile el ele vererek Türkiye’yi; laikler-laiklik karşıtları, türbanlılar-türbana karşı olanlar, bizden olanlarla olmayanlar, Sünniler-Aleviler diye bölünmelere neden olduklarını bilmezmiş gibi birlik ve beraberliğin bozulmamasını istiyor. Başbakan ise; CHP belediyesinin İzmir halkını susuz bıraktığını ispat etme peşinde. Özrü kabahatinden büyük laflar ediyor. Şöyle diyor: Devlet Su İşleri barajlar yapacak ve İzmir Belediyesi’ne verecek. Halk, belediyenin DSİ’den sağladığı suyu kullanacak! İzmir halkının seçtiği belediyeye: “Alan da kaçan mı?” demek istiyor. Sanki DSİ, halkın DSİ’si değil de RTE Beyefendi’nin özel mülkü, babasının malı. Bu kafa başka bir yönünü ortaya koyuyor RTE’nin. AKP’ye oy veren iller bu hükümetin ili, o ilde yaşayanlar bu hükümetin halkı. İzmir gibi oy vermeyenler ise devletin üvey çocukları! *** Baykal bir TV’de DSİ ile ilgili açıklamalarına değinirken, sorular sıralıyor: “Sen kendini Türkiye’nin ve İzmir’in Başbakanı olarak görmüyor musun? DSİ’nin görevi İzmir’e de hizmet etmek değil mi?” Oysa Baykal, “Sen nerenin Başbakanı’sın” diye sorarken “Sen kimin, kimlerin Başbakanı’sın” diye sorması gerekirdi. Olaylar soruyu yanıtlıyor. RTE, partisinin üst kademesinde görevli rüşvet alan kimilerinin Başbakanı! RTE, Almanya’da Deniz Feneri davasında halktan din yoluyla milyonlar topladıklarını ifadelerinde söyleyen, kuryeler eliyle gizlice Türkiye’ye gönderdikleri dövizlerin bir bölümünü RTE’ye verdiklerini açıklayanların Başbakanı! Ayrımcılığın, partizanlığın, yeşil sermaye ve basınının Başbakanı! *** Şam seferinden dönerken uçağına aldığı gazetecilere “Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karara saygı duymaktan başka çareleri olmadığını” söylemiş. Siyaseti kararın saptadığı koşullarda sürdüreceklerini eklemiş. Başbakan’da bir hayli gelişme ve değişme var diyeceksiniz ama: Oysa RTE, daha sonra kararı yok sayan bir tavır alıyor. Dediği şu: O ve arkadaşları AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı gösterilmesini kabul etmiyorlarmış. Hem Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymaktan söz edeceksin, hem de bu kararı sindiremediğini, kabul edemediğini söyleyeceksin; bu, laiklik karşıtı hareketlere bildiğim yolda devam edeceğim demek değildir de nedir? *** Çankaya’daki AKP’liye gelince; RTE’yi de aştı. RTE hiç değilse on yıl öncesi kimi düşüncelerini yadsımıyor. Dün Milliyet’te Melih Aşık, Çankaya’dakinin 15 yıl önce Ermenistan ile ilgili sözlerine değinirken arada geçen sürede ne değişti de Erivan’a gidiyor diyen soruların, “15 yılda çok şey değişti” diye yanıtlandığına değiniyor ve sonra: Çankaya’dakinin Cumhurbaşkanı sıfatıyla 2007 yılında Azerbaycan Milli Meclis’indeki konuşmasından kimi bölümleri aktarıyor. Çankaya’daki bir yıl önce şunları söylüyor: “…Ermenistan’ın bir yandan Türkiye’ye hasmane davranışlar içinde bulunmasının, bir yandan da Azerbaycan’ın topraklarını işgal altında tutmasının bugünkü durumun sebebi olduğunu artık dünya görmelidir. Ermenistan 1915 olaylarının yorumlanmasını başka ülkeler parlamentoları nezdinde takip etmeyi sürdürdükçe ilişkilerin normalleşmesiyle ilgili bir gelişme beklenmemelidir…” Ermenistan’ın, Türk ve Türkiye düşmanlığı politikalarında en ufak bir değişiklik yok. Ama: Kendini inkâr eden adam olmayı ola ki Çankaya’daki kendine yakıştırıyor. Lakin TC Cumhurbaşkanı’na yakışıyor mu?
|