Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
03
Haziran
2008
Anasayfa arrow Yazarlarımız arrow Yurtsever YURTTAŞ arrow Sol 68 kuşağı ile TSK arasında bağlantı!
Sol 68 kuşağı ile TSK arasında bağlantı! Yazdır E-posta
Yurtsever YURTTAŞ   
Pazar, 25 Mayıs 2008

Yurtsever YURTTAŞKüçüklüğümden beri düşünmüşümdür dürüstlük doğruluk üzerine, hani psikologlar, psikiyatrisiler devamlı anlatır televizyonlarda, çocukları sakın aldatmayın diye aldatırsanız ya da başka bir deyişle verdiğiniz sözü tutmasanız, çocuk bir daha size güvenmez.

Sözünüzü tutmamayı bırakın hele yalan söylerseniz, çocuk size hiç güvenmez ya da oda yalancı dolancı madrabazın biri olur, başarılı birer örnek olan büyükleri gibi. Bu yalan ne menem bir şeydir? Her yerde vardır ama kimse kendine yakıştırmaz, kötülüğünden dem vurulur ama iyilik yapmak hatta gönül almak için bile kullanılabilir. Her kesin önüne her köşede çıkmıştır, bu yolla yediğiniz kazıklar dağarcığınızda büyük yer kaplar, üstelik ruhsal travma yaratanlarını hatıra olarak ömür boyu taşıdığımız bile mevcuttur. 

Çocuğa sakın yalan söylemeyin sakın, tabi niye söyleyelim ömür boyu söylemeyiz de, peki 5 – 6 yaşına kadar hadi tamam, çocuk sokağa adım attığından itibaren ne olacak? Dünya âlem yalan, üstelik Dev Devletlerin uluslar arası ilişkileri bile yalanlar üstüne kurulu, öyle üst düzey karakter örnekleri vardır ki, komple Medya göklere çıkarır bu zatları, başlı başına ekoldür bazıları. Böyle başlı başına statü simgesi, üstelik trilyonluk servetlere sahip olmuş, bu yüzden başarılı sayılan büyük sanal kahramanlar vardır toplumda. Senin çocuk bir onlara bir sana baktığında, evrensel bir şeref namus ve doğruluk timsali ve dünyanın en cesur kahramanı olsan, dar gelirli bir memur ya da işçi, hatta orta sınıf biri olarak, savunduğun ilkelerin doğru olduğuna çocuğunu inandırmak için pek sansın yoktur.  

Sen erdemli olmayı, sağduyu ve doğruluğu savunuyor, yüce değerlerden bahsediyorken, hayat böyle değildir ki bunlar sadece edebiyatta vardır ve hiç gerçek hayatta olmamıştır, dışarıda hayat başka türlüdür. İşte bu olgu da namussuzların elini güçlendirir. Aslında bu değerler gerçek hayatta olmadığı değil, yaygın olmadığı için yücedir ve değerlidir, bu her zaman gözden kaçar. Sonra da panayır seçimlerden çıkma yüce büyük adamlar hanımlar derler ki insana; ‘’hayırlı evlat yetiştireceksiniz, biz her şeyinizi olduğu gibi milli eğitimi de habire düzeltiyoruz, senelerdir geliyoruz gidiyoruz düzeltiyoruz.’’ Evet, doğrudur her gelen eskisini bozup düzeltiyor bu yüzden yamalı bohçaya döndü ayar tutmuyor. Ben bir sürü hırsız gördüm hayatta, malı çalanından fikri çalana, insanları uyutup kendi ikbalini sağlayan, sonrada insanların hayatlarını umursamayanlara kadar. 

Bu günlerde bazı yalancılarda Türkiye Cumhuriyetini tasfiye etmek için, AB ve ABD ile birlikte yürüttükleri planlarını hedefe ulaştırmak için bütün güçleriyle çalışıyorlar. Bunların yandaşlarının Stratejileri doğrultusunda hazırlayıp yayına verdikleri TV programlarını gördünüz mü? AB’nin ve ABD’nin yanında kendi Devletine karşı tavır alanlar, kendilerini öyle bir yüceltiyor ki neredeyse vatansever olacaklar. TV programlarında, çirkin olan satılmışlıklarını güzel diye yutturma çabaları ilginçtir. Yani aslında hiç şüphe yok ki, Dine dayalı milli bir bağımsızlık ve özgürlük hareketi gibi göstermeye çabaladıkları bu amaç, aslında emperyalistlerin desteğinde ve işbirliğinde tezgâhlanan ve bunların yandaş olduğu bir oyundan başka bir şey değildir. Fikri hür vicdanı hür insan ve yurtta sulh cihanda sulh gibi önemli ilkeleri olan kemaliz mi karalamak için ellerinden geleni arklarına koymuyorlar. Artık açıkça ortaya çıkmıştır, bu çabalar birbirine saygı ve sevgiyle kenetlenen Milleti bireyselleştirerek birliğini dağıtmak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kültüründe var olan sosyal sevecen yapısını bozup hukuki varlığını çatlatmak ve ortadan kaldırmak için tezgâhlanan stratejinin, ön adımlarıdır. 

Bu amaca yönelik plan ve taktikler yoğun olarak hissedilmektedir, bu çevrelerin  önemli bir manevrası uzun süredir dikkatimi çekiyor. Medyada bu yönde yani halkın beynine inip gerçekleri dönüştürmek için hazırladıkları bazı programlar uzun süredir yayınlanılıyor. Önceki programlarında başka türlüydü senaryoları; Bu programlarda, ilk başta12 Eylül askeri harekâtının hatalarını temel alıp, daha önceki Darbelere bağlayıp, yandaşlarının görüş ve hatıraları ile başlıyorlar. Daha sonra bundan yara almış sol ve sağ gurupların 2. Cumhuriyetçilerin hatıralarını deşip çaktırmadan şahitlik yaptırıyorlar ve giderek yakın Tarihten cımbızladıkları olaylarla bütünleyip, yine yandaşlarının görüşleri ile genelleyerek, TSK ile ilişkili literatür oluşturuyorlardı. Bu şekilde yakın tarihe kendi amaçlarına uygun yorum getiriyor ve kendi satılmışlıklarını gizleyip, halkı vatanı için ölmeye hazır bu fedakâr kesimleri, halkın belleğine anti demokratik kesimler olarak işliyorlardı. Uzun süredir bu şekilde TSK ve Milli çevreleri, hatta bilindiği gibi Atatürk ü komple karalama ve gerçekleri dönüştürme yönünde yoğun çalışma vardı, halada var. 

Bilindiği gibi Irak Operasyonu sırasında, bu kampanyayı büyük ihtimalle ABD'nin startı ile başlattılar ve 28 Şubatta iyice hızlandırdılar. O sırada, dış basındaki yorumlar, ABD’den yükselen sesler, çeşitli yabancı yetkili ve diplomatların söylemleri ile Türk Silahlı Kuvvetlerini ve Türkiye’yi suçlamaya hazır bir alt yapı hazırlandığı açıkça görülmekte ve anlaşılmaktaydı. Bu dış tepkiler giderek artacak, bir yandan da bahis konusu yurtiçi Medya harekâtı ile desteklenip yayılacak ve ivme kazanacaktı. O sırada TSK’nin doğru yaklaşımı, bu Ergenekon, 28 Şubat ve TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİ birbirine bağlayarak kötüleyen haber yorumları ve onu takibenden programları temelsiz bıraktı. Bu yüzden, bu çaba o sırada kesildi ve Medyadaki o malum kötüleme operasyonu sindi, kör topal kaldı. Bunlara önceden hazırlandığı belli olan kitaplar eklendi  ‘’ATATÜRKÜ kendileri gibi kaypak ve entrikacı gösteren ’Ama hangi Atatürk gibi,’ kitaplar’’ ama içerikleri için gerekli alt yapıları oluşturulamadığı için, oda havada kaldı, bu kitap piyasada alttan alta görevini yapmaktadır. O sırada yazdığım bir yazıda, ‘’Bu propaganda ve halkla ilişkiler planlaması, ivmelenmesi için gereken dayanaklarını kaybetmiş soluğu kesilmiştir ve üstüne gidilirse uzun ömürlü olamayacaktır, tabiî ki el altından dayatılacaktır bu yüzden çok dikkatli izlemek gerekmektedir.’’ Demiştim, ama Muhalefetin bu gibi işlere alakasız olması sonucu, planlı çabalarla bütün medya’nın da onların eline geçmesi ve ortamın boş olması sonucu toparlandılar ve hazırlandılar. Bu arada hala merak ettiğim bir konu var, CHP niye TV kanallarının önemini göz ardı ediyor ve hazır lop ayağına gelen Kanal TÜRK’Ü niye satın almadı? 

Bildiğiniz gibi bir süredir TV’lerde 68 kuşağı ile ilgili programlar yayınlanıyor. 68 kuşağı tartışmalarının gündeme çıkması, amaçlarına yönelik plan ve taktikler için ortalığı karıştırmaya ihtiyacı olan bu çevrelere ilham vermiş olsa gerek ki, bu sıralarda bu yönde yoğun olarak çalıştıkları görülmeye başlandı. Fırsattan istifade, yeni hazırladıkları bu tarz programlar bazı taktik değişikliklerle tekrar gündeme gelmiştir ve gittikçe hız kazanacaktır. Bu din bezirgânı çevrelerin, uzun süredir yürüttükleri pkk söylemleri ile denk düşen anti demokratik faşist ordu çıkışlarının, bilgiç tavırlı kurnaz bir manevra ile önemli bir aşamaya ulaştığı dikkat çekiyor.  

Medyada bu yönde yeni hazırladıkları bazı programlar yayınlanılıyor. Önceki programlarında başka türlüydü senaryoları, şimdi ise bu programlarda, Askeri Darbelerin hatalarına daha az dokunup, 68 kuşağının eleştirisi ile başlıyorlar ve 68 solun orduyu kullanma çabaları varmış diyerek, yine o çok güvenilir yandaşlarının görüş ve hatıraları ile devam ediyor, 2. Cumhuriyetçilerden görüş alarak bağlıyorlar. Daha sonra geçmiş darbelerden yara almış sol ve sağ gurupların hatıralarını deşip, çaktırmadan iki tarafın birbirine olan husumetlerini kaşıyarak şahitlik yaptırıyorlar. Bu konuda da, ülkücülerin İslam sentezi bağlamında, Türk İslam sentezinin din kutbunun uç noktasına yakın karakterlerine söz vermeleri ve geçen gün sol 68liler böyle söyledi, kendilerini haklı sizi haksız gösterdi, gibi bir yaklaşım içinde olunması, onlarında, onlar var ya aslında onların… gibi duygularının ön plana çıkması dikkat çekicidir. Bu yaklaşım zaten bazı çevreler tarafından yoğunlukla internette kullanılmakta ve bu husumet sürekli kaşınmaktadır. Giderek yakın Tarihten cımbızladıkları olaylarla bütünleyip, yine yandaşlarının görüşleri ile genelleyerek, ileriye dönük husumetin tohumlarını atıyorlar. Bunlar, gerçek Turancı kesime söz vermezler çünkü o kesimlerin geçmişten ders çıkardığı bilinmektedir ayrıca bu kesim, bağımsızlık taraftarı ve antiemperyalist karakterdedir, kesinlikle uşak olmazlar. Vatansever Ülkücü kardeşlerimiz çok uyanık olmak zorundadır, çünkü tarikatlardan etkilenen kişilerin, Bozkurtlardan koparak Hizbullah’tan bile çıktıkları görüldü bildiğiniz gibi, bu olgu ABD tarafından kesinlikle hesaplanmaktadır.  

Bu şekilde yakın tarihe kendi amaçlarına uygun yorum getiriyor ve bütün eylemleri Emperyalistlere hizmet ettiği halde, bunu çevirerek kendi satılmışlıklarını gizleyip, halkı vatanı için ölmeye hazır bu fedakâr kesimleri halkın belleğine anti demokratik kesimler olarak işliyorlar. Uzun süredir bu şekilde TSK ve Ulusalcı çevreleri, hatta bilindiği gibi Atatürk ü komple karalama ve gerçekleri dönüştürme yönünde yoğun çalışma vardı halada var. Sürekli kaşınan tarafın, Sovyetler, komünizm, din iman vs. olması bu kavramlarla varılacak noktanın kavga ve iç çatışmalar olması sonucuna hizmet etmektedir. Bu noktadan hareketle, geniş olarak bu tarz faaliyetlere kapsamlı baktığımızda, TÜRKİYE CUMHURİYETİNE karşı geniş bir kadrolaşma faaliyeti ile gelişen bir irticai kalkışma ve dönüştürme çabasını gizleyerek, dikkatleri bu tarafa kaydırıp, şiddetli bir sağ sol çatışması şekline çevirme niyetini ve çabasını görmekteyiz. Sol 68 kuşağı ile TSK arasında bağlantı oluşturma çabası da işin nereye vardırılmak istendiğini göstermektedir. ABD’nin, yedekte duran eski yöntemi komünizm öcüsünü özlediği ve tozunu silip yaratma çabasında olduğunu, ayrıca bu amaca varmak içinde Kemalizm’in sosyal Devlet kavramını kullanacağını göstermektedir. Önceki yazılarımda var, bunlar sol, sağ meselesini kaşıyacak diye defalarca yazmıştım, bu konuda çok dikkatli olmak lazımdır. 

Unutulmaması gereken şey, bu noktada iyi ile kötünün ayırımını Emperyalistlere uşaklık yapanlarla, bağımsızlık için savaşanların anlaşılması belirleyecektir gerisi palavradan ibarettir. Mehmet Ali Ağca çok önemli bir şey söylemişti, şöyle demişti; Biz, Abdi İpekçi kimdir? Fikirleri nedir neyi savunur bilmiyorduk ki, komünisttir vur dediler vurduk demişti. O sırada bir sürü Türk genci boş yoluna gitti, neymiş bu ayırımlar hiç mi ortak taraf yok? İşte ortak taraf Emperyalizme uşaklık etme etmeme noktasındaki şeref ve şerefsizlik çizgisidir, yazık oldu bu insanlara da yakınlarına da, kalanların hayatlarına da. Sağduyu sahibi Sol 68’lilerde, gerçek Bozkurtlar da bu zamanlardan ders çıkarmış durumdadır Ali Balsevende boşa öldü, bu konuda da Bozkurtların kendi analizleri çok önemlidir, din tacirleri kanadında incelenmesi gereken oluşumlar mevcuttur. Şu sıralarda AB’nin ve ABD’nin dayattığı her şartı kabul eden ve bu konularda sözleşmeler imzalayan satılmışlar bazı yalan programlarla kendilerini vatansever ve milli değerlere sahip kesimler göstermeye çalışıyorlar. Attıkları imzalar Memleketi düşmana teslim haline getirdiği halde, adamlar hala yalanlarla Milleti kandırıyorlar, bu yüzden komünist, faşist falan filandan öte bu yapılanların niteliği üzerinde konuşmak uygulamaları açık hale getirerek, kavram karmaşalarına meydan vermemek lazımdır çünkü bu gibiler kavram karmaşalarını kullanmaktadır.    

Kemalizm’i kötüleyenler aslında işte bu halkını ve nesillerini koruyan kollayan sosyal devleti istemiyorlar. Milleti borç içine sokup, ucuz emek ve kredi kartına mahkûm köleler haline getirmekte sonrada kendilerini vatansever diye yutturmaya çalışmaktadırlar. Bir süredir bu Devleti faşist gösterenler, şu sıralarda işte bu bahsettiğim TV programları ile 68 solun bir kesiminin, diğer kesimlerin kabul etmediği, Emperyalizme karşı ordu direnebilir inancını, orduyu kullanma çabaları varmış diye yorumlayıp imalı mesajlar vererek, çok güvenilir şahitlermiş gibi yine kendi yandaşlarının görüşlerini kullanarak sol kesimle Ordu arasında bağ kurmaya çalışıyorlar. Sol 68 kuşağı ile TSK arasında bağlantı oluşturma çabası da işin nerelere vardırılmak istendiğini göstermektedir. Kemalizm in sosyal Devlet Kavramını komünizm ile özdeşleştirip amaçlarına uygun hedef haline getirmeye çalışacakları ve cahil bıraktıkları halkı bu yolla kışkırtacakları kesinlikle ortaya çıkmıştır.

Bu adamlar çok kurnaz ve işin kötüsü Medya ellerinde, peki bu Medya patronları nasıl izin verebiliyor ve yandaş olabiliyorlar bu vatan aleyhine seyreden hareketlere? Buda sermayenin vatanı Milleti olmadığı savını doğruluyor gibi duruyor sanki. Önceden de dediğim gibi, senelerdir uyutulup kadere bağlanan kesimler bilgisiz bırakılmış kişilerdir ve esarete doğru gitmektedirler, bu kesimler de Medyada bu kesimlerin beynine çalışmaktadır, işin kötüsü bu halk kesimi durumun farkında değillerdir. Fakat Milli bilince sahip, fikri hür vicdanı hür iç dinamikleri oluşturan kesim her şeyin farkındadır ve Türk Milletinin kaderini bu kesim korumakta elinde tutmaktadır.  

Bu kendilerini bağımsızlık için savaşıyor gibi gösteren hilekârların ekonomi politikaların oluşturduğu genel tabloya baktığınızda, bu ekonomi politik programın halka değil yerel ve uluslar arası kompradorlara yani Emperyalistlere yarayacağı halkı ucuz emek ve ücretli köleler haline getireceği kesindir. Bilip de bunları yutan aptallara diyecek söz bulamıyorum, cahil bırakılan kesimlere üzülüyorum çünkü onlar bu yazdıklarımı bile okuma şansına sahip değiller ama onları güdenlerin okuyacağından eminim. Bu çevrelerin bir süre sonra bu çabaları hızlandırıp, Etnik ayrımcılık ve Mezhep ayrılıklarının yanı sıra artık görüldüğü gibi, Türkiye’de sağ sol çatışmalarını da körüklemeye çalışacakları kesindir.  

Özelleştirme adı altında, Milletin mallarını satarak, işte bu sosyal devlet adım, adım tasfiye edilmeye çalışılıyor, çünkü bu zihniyetin fikri hür vicdanı hür millete değil, ucuz iş gücüne ve itiraz edemeyen ve hakkını arayamayan kitlelere ihtiyacı var, bunlar tacir, bunlar bezirgân. Verdikleri sözler, yaptıkları anlaşmalar her yerde yayınlanıyor, kefen giydikleri idealleri gereği etekleri çok geniştir, onların ne yöne hareket edeceklerini görmemek için aptal olmak lazım. Bilindiği gibi DTP kanadı ile de bağlanmaktadır bu stratejik planlama, Fethullah Gülen ve çeşitli ittifak odakları ile bazı ayrılıklara rağmen, kökleri ve Saidi Nursi itibarı ile ortak ufku taşımaktadır. Türkiye’nin büyük gücüne karşı ortak hareket edildiği bir realite olarak önümüzde durmaktadır, Emperyalistler için bundan daha büyük bir nimet olabilirmi? Bu çizgiye yönelik, Milli Eğitim içindeki, Doğudaki öğretmen kadrolaşması da F tipi kadrolaşma açısından incelenmeye değer bir diğer konudur. Bizim iyi niyetli teslimiyetçi vatandaşlarımız, Demokrasi kapsamında bu işe eklendiğinde bu durum demokrasiyi kullanan anti demokratik güçlere büyük avantaj oluşturmaktadır. 

Bu çevrelerin genel tavrına baktığımızda, sanki Türkiye’de Faşist bir idare var ve dünyanın Demokrasi havarisi güçleri ile birlikte bu zorbaları alt edip Anadolu’daki halkı insanlığı kurtaracakmış gibi bir tavır görüyoruz. Bunlara açıkça sormak lazım, konuşmalarında sürekli itham ettikleri ama boşlukta bıraktıkları bu çevreler kimlerdir ve hangi kurumlardır. Bu suçlamalar ve ithamlar, Kürdistan teorisinin Türkiye’yi Sömürgeci nitelemesi ile de uyuşmuyor mu, üstelik kurtarıcılığa soyunanlar Dünyanın her yerinde fakiri fukarayı köle eden zihniyetler ve bunların işbirlikçileri. ABD ve diğer emperyalistler ellerini ovuşturuyorlar, her halde iyi okuyorsunuz ve her şeyi biliyorsunuz, tehlike yakın ve büyüktür.  

Uzun süredir yukarda bahsi geçen çevreler tarafından, sivil ve asker vatanseverleri şiddet yanlısı çevreler olarak iç ve dış kamuoyu önünde küçük düşürmek ve müdahale için uygun ortam yaratmaya yönelik planlar yapıldığı bir gerçektir. Bu çevreler Muhalefetin körlüğü ve saflarına sahip çıkıp toparlayamaması sonucu oluşan boşluğu değerlendirerek, bu çabalarında gittikçe cesaret kazanmakta, aleni olarak yürütmektedirler. Bu işin başını çekenler arasında, bizce bilinen militan yapılı kişilerin yanı sıra, belli ekol zatların da bulunduğunu söylemeye gerek yoktur sanırım. Bu şekilde uzun süredir yakın tarihe kendi amaçlarına uygun yorum getiriyor ve halkın belleğine işliyorlar ve Emperyalistlerin desteği ile dönüşüm amaçlıyorlar. Bu şekilde TSK ve Ulusalcı çevreleri, hatta bilindiği gibi Atatürk ü komple karalama ve gerçekleri dönüştürme yönünde yoğun çalışma var, ümitsizde olsa TSK’ni kendi yanlarına çekme çabaları da aralardan sırıtmaktadır.  

Tarihimizdeki en önemli aşamada olduğumuzu, dâhili ve harici gafillerin her yerde olduğunu, vatanın birçok yerine girilmiş olduğunu söylemeye gerek yoktur herhalde. Her kez aklını başına toplasın, bu sıralarda bu çevrelerin Halkla ilişkiler faaliyetleri yoğunlaşacak, hedefleri bellidir. Bizim 7 uyurlar Muhalefet uyanık olsa iyi olur çünkü Dini sömüren, Demokrasi, Medeniyet, Millete hizmet falan filan palavraları bolca görülecektir bu sıralarda. Hıyar gibi netice almalarını bekleyip, sonrada avaz, avaz bağırmanın hiçbir faydası olmaz, testi kırılmadan önlemleri düşünmek gerekmektedir. Bütün Medyanın uyutma faaliyetini izliyoruz ve bu çabalar sonucunda hacmini bilemediğim bir kısım kitlenin tozpembe uykusu da sürüyor herhalde. Milli bilince sahip, fikri hür vicdanı hür iç dinamikleri oluşturan Askeri ve sivil, Aydın, Entelektüel, münevver ve bilinçli kesim, inşallah siz uyumuyorsunuzdur, çünkü gelecek bizlerin ellerindedir. 

"Ne mutlu Türküm diyene."

 

Saygılarımla


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

security image
Güvenlik kodunu girin


busy
 

  :: Domatese Rusya darbesi   :: ACITAN GERÇEKLER!   :: Özlemek ve Özümsemek   :: Dolar neden yükselmiyor?   :: Eski sol, yeni liberal aydınlar milliyetçiliği güçlendirdi   :: Büyüteç   :: İdeolojisine "kuru" dedikleri Atatürk'ün tırnağına kurban olsunlar   :: GAP-SAT mı?   :: İçimizdeki Sormak, Dışımızdaki Görmek İstemiyor   :: Kastelli   :: 'İslam'ın yeni yüzü...'   :: KARAMANOĞLU MEHMET BEY'in Kemikleri Sızlıyor!   :: İşçisine Açılmayan Kadıköy Meydanı, Azınlık (pkk) Hakları Savunucularına Açıldı   :: Atatürk'e saldırı emrinin sahipleri ve ücretli köleleri   :: Türk Telekom'da hangi fiyat doğru?   :: AKP'nin AB Süreci ve Babacan   :: Saydamlaştırma   :: Din-leme!   :: Üşenmemiş Bir de Kitap Yazmış!   :: 'İletişim Hürriyeti Devletten Endişe Etmemeyi Amaçlar'   :: El Yazması Eserler Çöpler Arasında   :: "Sözde Kürt Sorununa Demokratik Çözüm" Mitinginde Öcalan Posteri   :: Başsağlığı...   :: Antalya, Antalya...   :: AKP Davasının 'Esas'ları!   :: Değişik Alanlarda Aynı Amaçla İki İnsan   :: Babacan için yolun sonu... Şimşek ayrı bir facia!   :: Babacan'ın sözleri işin özüdür!   :: Yeni oyun   :: Fethullah Gülen ve Scientology

YÜCE İNSANLIK DEĞERLERİ VE "HAART" Projeleri!

Kıbrıs evinde tertiplenen Sayın Prof. Anıl Çeçen ve başka değerli konukların katıldığı konferanslara bir süredir katılmaktayım ve çok faydalandığımı söylemeliyim.

Diğer Yazıları

Dengeli.net - Kalemini Kullan Sessiz Kalma...

 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-Posta ile haberdar ol: