|
Evet, işimiz zor; bilumum en Demokrat, yüce İnsanlık havarisi, dünya Jandarması, Medeniyet timsali postlarını parlatmış pirüpak görünümlü yalancı, sahtekâr, Mandela’yı bile senelerce süründürüp sonrada reklâm malzemesi yapan, hain düzenbaz çevreler ve bunların işbirlikçileri çevremizde fır dönüyor.
ABD, El Kaideyi vuruyorum diye Telafer’de Türkmenleri vuruyor, şu sıralarda El Kaide Kerkük’e girdi diye haberler yayıyor, belli ki referanduma hazırlık bir saldırı planlıyor Kerkük Türkmenlerine. Kıbrıs’ta bir sürü dolap döndü şimdi yenileri dönüyor, Urla’ya 4000 ABD askeri yerleşti 6. Filoyu bekliyoruz gözleri yaşlı ve Hükümetten tıs yok. Yoo, var, var hükümet mensupları kahramanca savaşıyorlar şu sıralarda kimle mi? Yargıtay’la ve bu 7 düvele karşı ayakta duran Askeri ve sivil Kemalistlerle. 7 Düvelle bir oldular, Halkı Anti Demokratik kesimler dedikleri Türkiye Cumhuriyetinden kurtarmaya ve Demokrasi getirmeye çalışıyorlar. Evet, onların, AB ülkeleri ve ABD ile sorunları yok, üstelik İddia ettikleri üzere, bir ABD yöntemi olan Türkiye Cumhuriyetini oluşturan Anti Demokratik kesimlere karşı, beraber savaşıyor görünümü veriyorlar ve aralarından su sızmıyor. Ha babam da, uzattıkları her sözleşmeyi imzalıyor, istedikleri her kanunu çıkarıp değiştiriyorlar. AB ye Yargının Kapatma davasını eleştirsin diye rica ediliyor. Yargıtay Tu Kaka, diyor ki Sayın, Cemil Çiçek; Yargı millet adına karar verir ama Millet adına konuşamaz ve diyorlar ki kapatma için suç yoktur, Yargı paranoyak… Her kes Paranoyak bir tek bunlar akıllı! Ayrıca Yargı Millet adına karar veriyorsa, Millet adına konuşur da… Suç mu arıyorsunuz, AB Parlamentosunun Tavsiyedir bağlayıcı değildir dedikleri, Müzakerelerinin Başlamasına ilişkin kararına da, 2004 – 2005 Çerçeve anlaşması’na da atılan imzalar bile, başlı başına bu vatana ihanet belgesidir ve ilerde bunların başlarına iş açacak bu maddeler. Birini söyleyeyim, Ermeni soy kırımını tanımak, Bilgi için: Özet olarak şu maddelere bir bakınız. AVRUPA PARLAMENTOSU'NUN TÜRKİYE İLE MÜZAKERELERİN AÇILMASINA, İLİŞKİN KARARID. Bu vesileyle Avrupa Parlamentosu’nun, Kıbrıs Rum toplumunun demokratik iradesine saygı duymakla birlikte bir çözüme varılamamış olunmasından duyduğu üzüntüyü ifade ettiği ve Kıbrıs sorununa Annan planı ve AB’nin dayandığı temel ilkeler çerçevesinde müzakere edilecek adil bir çözüm bulunmasına yönelik yapıcı tutumlarını sürdürmeleri ve ilgili BM kararlarına uygun olarak belirli bir takvim çerçevesinde askerlerini adadan geri çekmeleri konusunda Türk yetkililerine çağrıda bulunduğu; Avrupa Parlamentosu’nun Türk askerlerinin geri çekilmesinin, gerginliğin daha fazla azaltılması, taraflar arasındaki diyalogun yeniden başlatılması ve kalıcı bir çözüme hazırlık yapılması açısından gerekli bir adım olduğuna ilişkin inancını dile getirdiği; Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınması yönünde Türk makamlarına çağrıda bulunduğu; Avrupa Parlamentosu’nun ilgili müzakerelerin bir tarafta Türkiye diğer tarafta 25 AB üye devleti arasında gerçekleştirilecek hükümetler arası müzakereler olduğu ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bu üye ülkelerden biri olduğu gerçeğine Türk makamlarının dikkatini çektiği; Avrupa Parlamentosu’nun müzakerelerin açılmasının Kıbrıs’ın Türkiye tarafından açıkça tanıması anlamına geldiğine dikkat çektiği; * Bir sürü gerçeği hasıraltı ederek, bir sürü lastikli laflarla bizi uyutuyor birileri, evir çevir kendi çıkarına uydur, Kıbrıs’ı veriyorlar, bu işler tarihin tekerrürleri olarak yürüyor ama yakışmıyor insanlara. 3. Türkiye’nin bu tek taraflı deklarasyonun Protokol’ün bir parçası olmadığını ve Türkiye’nin Protokol kapsamındaki yükümlülükleri üzerinde yasal etkisi olmadığını ve onaylanmak üzere TBMM’ye gönderilmemesi gerektiğini vurgular; 4. Türk limanlarına erişimin veya Türk hava sahasının kullanılmasının/Türk havalimanlarına iniş hakkının reddedilmesi suretiyle Kıbrıs bandıralı gemiler ve Kıbrıs Cumhuriyeti limanlarından gelen gemilere veya Kıbrıs uçaklarına yönelik kısıtlamaları devam ettirerek, bu uygulamanın malların serbest dolaşımı ilkesine aykırılığı çerçevesinde, Türkiye’nin Protokol’den bağımsız olarak Ankara Anlaşması ve ilgili Gümrük Birliği’ni ihlal ettiğini Türkiye’ye hatırlatır; bu çerçevede Protokol’ün tüm hükümlerini bütünüyle uygulaması yönünde Türkiye’ye çağrıda bulunur. 5. Ermeni soykırımını tanıması konusunda Türkiye’ye çağrıda bulunur; bu tanımanın Avrupa Birliği’ne katılımın bir ön koşulu olduğunu belirtir; 8. Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıması dahil, Türkiye ve tüm üye ülkeler arasındaki ilişkilerin hızlı bir şekilde normalleştirilmesinin katılım sürecinin zorunlu bir parçası olduğunu belirtir; Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımasının hiçbir şekilde müzakere konusu olamayacağını vurgular; Türk makamlarına Türkiye ve tüm üye ülkeler arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin en kısa sürede tanınması yönünde çağrıda bulunur ve bunun gerçekleşmemesinin müzakere süreci üzerinde önemli sonuçları olacağını ve hatta müzakere sürecinin durdurulmasına yol açabileceğini belirtir; Türk Milletinden saklanan BOP ayrıntıları ve Kuzey Irak Kürdistan meselesi açığa çıkarsa, buda ayrı dosyalar oluşturacak gibi duruyor. Uluslar arası Mahkemelere bırakılan sınır ihlalleri meselesi lastikli ve kurnazca niyetleri bağrında taşımaktadır. Bu güne kadarki davranışlar, söylemler, Katar Matar derken bu dosyalar bayağı kabaracak gibi durmaktadır. AB den ABD den tavsiyeler geliyor Ergenekon soruşturmasını Ordunun içine kaydırın diye, AB den Müzakereler duracak falan filan derken, ufaktan, ufaktan ve çaktırmadan atılan imzalar bağlayıcıdır diye mesajlar geliyor. ABD kendi içinde ABD’nin bu Türkiye’yi işgal ve cephenin oluşturulma safhasını tamamlaması lazım kendi kamuoyunu bu fikre bir süredir alıştırıyor zaten, ‘’hayati çıkarlarımız ılımlı İslam dadır,’’ ‘’ABD Türkiye’ye müdahale etsin’’ gibi haberler ve tartışmalar bir süredir ABD basınında geziniyor. ABD de çalışma çok ve bu tezgâha yeni tezler ekleniyor plan gelişiyor. Bu bizdeki seçimler ve halkoyu çalışması da işte bu işgalin temelini sağlamlaştıracak en büyük kozdur. Anti demokratik kesimler tarafından kapatılan bir parti mensuplarının, mecburen gidilen bir erken seçimde bağımsız olarak seçilmesi ve uyutulan halk çoğunluğunu arkasına alması şu anda hesapladıkları bir hedeftir. Bu yolla Anti Demokratik kesimlere karşı savaşan, halk kahramanları haline gelmeleri halinde, ABD’nin istediği müdahale alt yapısı oluşacaktır. Bu aşamada size garip gelecek ama ABD de başlayan malum küresel ekonomik kriz bile aleyhimize bir silah haline gelebilecektir. Şu sıralarda bazı ağızlardan açıkladıkları Türkiye büyük bir krize kayıyor açıklamaları bu sahtekârca niyetlerin sinyallerini vermektedir aslında. Yaratılan anti demokratik çevrelere başkaldırı ve halka ve gençlere nurlu ufuklar senaryosuna, Türkiye krize kayarsa, bu küresel krizi körükleyip Dünyayı mahvedecek bahanesinin yolu döşenecek. Buda meşhur Dünyayı sarsacak büyük tehlike kozunu ortaya çıkacaktır. Bunun suçlusu olarak ta sanal olarak yarattıkları, Türkiye’deki Anti demokratik kesimler gösterilecek ve ayaklanma Emperyalistlerin desteğinde tetiklenecektir. Amaçlarına ulaşmak için Yaratılmaya çalışılan mizansen budur. Bu arada Türkiye’de krizi çıkarabilecek potansiyelin, uluslar arası sermaye olduğunu söylemeye de gerek yoktur her halde. Bu arada buna ek AB görüşmelerinde atılan imzalar, Ermeni, Kürdistan, Kıbrıs, Süryani meseleleri ve AB’nin o bağlayıcı olmadığı söylenen tavsiyeleri tepemize çökecektir. Bu planları bozmanın yolu açığa çıkarıp karşı strateji ile söndürmektir. Bu arada Türkiye’de imkânsızlıklar içinde bu çevrelere karşı mücadele eden, ferdi olarak kendini feda edecek düzeyde çalışan, bu yönde finansman bulamayan ve kısıtlı imkânlarını harcayan, bilim adamları ve her kesimden insanlar vardır. Hal böyleyken, Türkiye’yi kurtaracak örgütlenmeleri ve kapsamlı çalışmaları örgütleyip finanse edebilecek güçte ki kamu Parti örgütlerinin yöneticileri de, üstüne oturdukları kamu varlıklarını kendi servetleriymiş gibi heba etmekte hiçbir çalışmaya destek vermemektedirler. Bu konuda ayrı bir yağma hasanın böreğidir, milletin bu paraları da senelerdir görkemli binalara ve lüzumsuz panayır tarzı palavra seçim propagandalarına ve ileri gelenlerin konforuna harcandığı gibi, karşı devrimcilerin çalışmalarını bile finanse etmektedir. Birtek Vatana hizmet için hayatını feda edenlere yaramamaktadır, evet Türkiye garip bir ülke, Partilere verilen kamu paralarının hesabının sorulamaması da, siyasi partiler kanunu içinde, dokunulmazlıklar ve özgür delegasyon meselesi ile beraber ayrı bir sarmal sorun olarak önümüzde durmaktadır. Tabi Türkiye kalırsa… Saygılarımla
|