Giriş
07
Ocak
2009
Amaç istikrarı bozmak mı? Yazdır E-posta
Yurtsever YURTTAŞ   
Pazartesi, 28 Nisan 2008

Yurtsever YURTTAŞ1 Mayıs için size bir bildiri; Bu yazıyı mutlaka okuyunuz…

Suikastın arkasında istikrarı bozmak isteyen karanlık güçler olduğu tezini ise en çok şeriatçılar savunuyorlar.

Abdurrahman Dilipak, Hablemitoğlu’na sıkılan kurşunun huzura, barışa ve güvenliğe sıkıldığını ve hedefin AKP iktidarı olduğunu yazdı. Arkasından bir arkadaşından alıntılayarak şöyle dedi: “O hem PKK’lı, hem sağcı, hem solcu, hem Atatürkçü, hem de Turancı idi, yani görev adamıydı.

Hablemitoğlu’nun PKK’lı olduğu yönünde internette yayınlanan haber, yalan olduğu kanıtlanmış olmasına rağmen Vakit’in sayfalarında yer aldı. Amaç Hablemitoğlu’nun karanlık bir kişi olduğu izlenimini yaratarak kafaları bulandırmak. Hocamızın soyadını Hable-MİToğlu şeklinde bile yazdılar. 

Şeriatçı gazetelere göre saldırının amacı ülkeyi yeniden laik-antilaik çatışmasına sürüklemek. Yeniden kardeşin kardeşi vurduğu günler geliyormuş. Ülke ikiye bölünüp, bir o taraftan bir bu taraftan insanlar ölüyormuş hep. Duyan da, Atatürkçü aydınlar dışındakilerin de suikastlara kurban gittiğini ya da saldırıya uğradığını sanır. Ne laiklik karşıtlarından, ne de emperyalistlerle işbirliği yapanlardan birisine dokunulmuş mudur?

Şeriatçıların bahsettikleri istikrarsızlaştırma operasyonuna en iyi örnek 1980 öncesi olaylardır. O dönem gerçekten de Türkiye’de kardeşin kardeşi vurduğu bir dönemdi. Ama dikkat edilirse kayıplar her iki taraftan birden veriliyordu. Şimdi ise nedense yalnızca Atatürkçüler öldürülüyor. Çünkü yaşanan kardeşin kardeşi vurması değil, emperyalist bir gücün Atatürkçü, vatansever aydınlarımızı ortadan kaldırmasıdır.

Evet iki cephe vardır. Birincisi ulusal bağımsızlığı savunan Atatürkçü-milliyetçi güçler, ikincisi bunun karşısındaki şeriatçı ve Batı işbirlikçisi güçler. Ve ilk cephedeki insanların simgeleşmiş isimleri birer birer yok ediliyor.

1990 yılından itibaren işlenen cinayetlere bakalım. Önce Muammer Aksoy, sonra Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı. Bugün de Necip Hablemitoğlu. Bu isimlerin ortak özelliği Atatürkçü olmaları. Öldürülenlerin hepsi ulusal bağımsızlıkçı ve yeri doldurulamayacak insanlar. Öyle rastgele seçilmiş hedefler değil. Türkiye’nin bir kuşatma altında olduğunu görüp buna direnen isimler.

Özellikle Uğur Mumcu ve Necip Hablemitoğlu’nun devletin çeşitli istihbarat birimleriyle ilişki kurup, bu kuşatmanın ortaya çıkarılması için yaptıkları birçok önemli çalışma vardı. Necip Hablemitoğlu, son kitabında, devlet içinde Fethullahçı ve mafyavari örgütlenmeyi açığa çıkarmıştı. “Devletin stratejik kurumlarındaki Fethullahçı fidanlıklar ormana dönüşmektedir” uyarısında bulunuyordu ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ve MİT’e müdahalesini savunuyordu.

Hedefi görmek isteyenler cenazeye baksınlar 

Peki bu suikast kimi hedefliyordu? Asıl ortaya çıkarılması gereken budur. Mehmet Yılmaz gibi bazı gazeteciler, bu saldırının bir provokasyon olduğunu, kurbanın Atatürkçü, sağcı, solcu olmasının önemli olmadığını savunmaktalar. Neredeyse Necip Hablemitoğlu’nun ülkeyi karıştırmak ve provokasyon çıkarmak için rasgele seçildiğini yazacaklar. Oysa hedef çok bilinçli seçilmişti ve daha önceki faili meçhullerde olduğu gibi aynı yere yönelikti bu cinayet.

Hedefi ve katili görmek isteyenler Mumcu’nun, Kışlalının ve en son Hablemitoğlu’nun cenazelerine bakabilirler. Kimler vardır bu cenazelerde? Öğretim üyeleri, öğrenciler, rektörler, Atatürkçüler ve Ordu.

Hablemitoğlu’nun cenazesinde de resmi katılım için Ankara garnizonuna emir verildi. Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalının cenazelerinde olduğu gibi Hablemitoğlu’nun kinde de üst düzey komutanlar oradaydı. Rektörler, öğrenciler, öğretim üyeleri, yüksek yargı mensupları ve tüm Atatürkçüler oradaydı. Demek ki hedef üniversite, milli devlet, ordu ve Atatürkçülermiş. Katili merak ediyorsanız bunca cinayet arasında hiç bir kayıp vermemiş olanlara ve bir de cenazede olmayanlara bakın. Belki bulabilirsiniz.

Kürt devleti isteyen kasetini açıklayacaktı 

Öldürülmeden bir hafta önce ADD’nin Eskişehir’de düzenlediği söyleşi programına katılan Dr. Necip Hablemitoğlu Türkiye’ye irticanın doğu, kuzey ve güneyden değil, Batıdan geldiğini söyledi. ABD ve Almanya’nın Türkiye’yi bölüp ve parçalamak için hem misyonerleriyle faaliyette bulunduğunu hem de dinci tarikatları desteklediğini ifade eden Hablemitoğlu “Çünkü cemaate dayalı, ulus bilinci olmayan ülkeleri sömürmek daha kolaydır” dedi. ABD’nin Türkiye’yi Fethullahçı tarikatlar ile yönlendirmeye çalıştığını kaydeden Hablemitoğlu: “Almanya’da Sarteluji, Çin’de Falım-gong tarikatlarının faaliyetleri yasaklandı. Biz bunu yaptığımızda insan haklarını ihlal etmekle suçluyorlar. Sarteluji, Falım-gong tarikatlarının lideri de, Fethullah Gülen de ABD’de Philadelphia’dadır. Türkiye’de Yehova Şahitleri şimdi faaliyetlerini vicdani retçilik olarak sürdürüyor. Bunlar adam öldürmemek uğruna askere gitmeyi reddediyorlar. Ulus bilincini yok etmeye çalışıyorlar. Türkiye’de yüz binlerce insan ABD ve Avrupa’da yaşamak için din değiştiriyor. Siz hiç dini istismar eden TV ve gazetelerin misyonerler aleyhine bir yayın yaptıklarını gördünüz mü? Çünkü her ikisinin de patronu aynıdır.” diye konuştu.

Hablemitoğlu yine Eskişehir’deki bu konuşmasında 10 güne kadar Tanınmış bir ismin Kürt devletini savunan ve Hac’da yapılmış bir konuşmasının kasetini kamuoyuna açıklayacağını duyurmuştu.

Yorumsuz…

Bu makale turksolu.org sitesinden alıntı yapılmıştır.http://www.turksolu.org/20/billur20.htm bu adresten daha detaylı okuyabilirsiniz

Dikkat;

1 Mayısa kadar, Ergenekon olay çıkaracak diye anons eden ve her yere yayan birileri var, yani Büyük ihtimalle, 1 Mayısta başka birileri olay çıkarabilir ve çeteler yaptı diyerek Emniyeti harekete geçirebilir ve 1 Mayısı birileri; Ergenekon silahını canlandırmak ve muhaliflerini dağıtmak, sindirmek için kullanabilir, her kez uyanık olsun ve duyanlar duymayanlara söylesin!

Saygılarımla


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 
   
Zafer YÜCEL
Zafer YÜCEL Hasta hakları koca bir palavradır... Türkiye de senelerdir hemofili sorunu yaşanmaktadır. Birçok il’e yayılan mevcut hasta sayısının 3.500 ...
     
Gül KÜLCÜ
Gül KÜLCÜ KLAVYE KOMUTANLARI... Bugünlerde moda; Klavye başına geçen herkes komutan..! Hem de öyle böyle değil Genelkurmay Başka...