|

Demokratik özerklik isteyen özgürlük savaşçıları senaryosu uzun süre önce tekmili birden başladı ve uygulamada, hafif hafif yükselecek ve yayılacak.
Ermeni sorununun desteği de olmadan olmaz, o da ABD Başkan seçimleri sonuçlanınca başlar, Mr. Bush badem gözlü olur. Belli ki, Türkiye’nin PKK sorunu, Türkiye sınırları içine çekilmektedir ve şehir gerillaları çoktan harekete geçti, bu tarzla zaten batılıların gönüllü olduğu Demokratik özerklik isteyen özgürlük savaşçıları imajı oturtulmaya çalışılacaktır. ABD ve AB’nin bu süreçteki tavrı, zaten belli olan niyetinin ispatı olacaktır, belli ki DTP’ yi Demokrasi savaşına hazırlıyorlar, ayrıca kapatılmak ve baskı görmek için de DTP büyük çaba harcıyor sanki. Bu arada AKP’nin türban çıkışı ile sağladığı avantajla ve bazı manevralarla, belediye seçimlerinde DTP yi de ufalamaya ve bünyesine sindirmeye çalışacağı belli oluyor. Belli ki ince hesaplar var bu görüşmeler trafiğinin içinde. Planlar belli ama karışık, hatta plandan öte, yeni ‘’STRATEJİLER’’ var gibi ortada ve yine belli ki çok ayağı var bu yeni stratejilerin çözmesi zor ama TSK’nin çözdüğünden eminim. APO’nun yanına zamanlaması belli değil ama duvarlara afişlerini asacakları bir iki sözde kahraman daha gönderecekler gibi ileride. Önceden de dediğim gibi, bütün hazırlıklar tamam, İmralı da oldukça rahat. Türkiye’de ki yandaşları ve ABD ve AB destekçileri de, onları kahraman yapmak için hazırlıkları tamamladı, İmralı onlar için ‘’Payitaht’ niteliği kazanabilir! Bilindiği gibi ‘’DTP‘’ şu sıralar da demokratik özerklik pankartları açmaktadırlar, İsveç Kürt enstitüsü cephesinden yakında bombardıman başlayacaktır, batının bu işlerin içinde olduğundan ve sloganlara destek vereceğinden kimsenin şüphesi yoktur. Bu çabaların altında, PKK’nın siyasallaştırılması, Demokrasi falan derken, giderek self determinasyon yolu ile İran, Irak ve Suriye'yi ilgilendiren Kürdistan teorisi ve malum haritalar olduğunu herkes biliyor. Bu sıralarda PKK ve CIA tarafından Marksist örgütler kurulduğundan emin olun. Bu yolla Ekonomik ve Psikolojik sıkıntılar içinde ve tepkili Türk gençlerini kaydederek kendi devletine kırdırmaları ve üniversitelerde sağ sol çatışması yaratmaları olasıdır, hele içimizde tahrike kolay gelecek unsurlar varken. Yani elin taşıyla elin kuşunu vurabilirler bilindiği gibi bu kışkırtma için çok kullandıkları bir yöntemdir. Evet, PKK’nın sadece adı bitiyor ve niteliği değişiyor. Bu arada TSK yıldırım gibi başladığı operasyonu, tereyağından kıl çeker gibi bitiriverdi ve herkes şok oldu. Birçok kişi kekeledi ama toparlandı, ileri gelenler şimdi bu operasyonu kullanarak milliyetçilik sloganını sonuna kadar kullanmaya çalışacaklar, yani ateşli milliyetçi konuşmalarla Milletin gazını alıp durumu idare etmeye çalışacaklar. Kürt sorunu denilen aslında bir rant sorunu olan bu sarmalı desteklerine alabilmek için, Türkiye’ye yeni Demokratik açılımlar getiren bir hareket yürütüyor görüntüsünü tazelemeye çalışacaklar. Türkiye’nin başına dert olan bu dinamiklerin, Fethullah Gülen teşkilatı ve ittifakta oldukları çeşitli beklenti odakları, bazı ayrılıklara rağmen, kökleri itibarı ile ortak ufku taşımaktadır. Türkiye’nin büyük gücüne karşı ortak hareket edildiği bir realite olarak önümüzde durmaktadır. Bizim iyi niyetli teslimiyetçi vatandaşlarımızda, Demokrasi kapsamında bu işe eklendiğinde bu durum demokrasiyi kullanan anti demokratik güçlere büyük avantaj oluşturmaktadır. Ayrıca bu süreç, senelerdir kafası boşaltılmaya çalışılan Türk halkının bilinç düzeyini, Medyanınsa ne olup ne olmadığını gösteren, bir sınav süreci olma özelliğini taşıyacaktır. Bu doğrultuda ''Suriye'' ve İran meselesi Bop kapsamında Türkiye’nin önünde politik bir bomba olarak durmaktadır, bu aşamada Suriye tedirgindir İran gergin, sonuç olarak ABD’nin hedefi İran mıdır? Hazar bölgesi midir? İlişkiler PKK konusunda ne kadar samimi görünse de PEJAK ı ABD’nin gözden çıkarmadığı ve kandilde barındığı bir ihtimal olarak beklenmeli ve gözden uzak tutulmamalıdır. TÜRKİYE ileriye dönük demokratik özerklik, self determinasyon gibi ihtimalleri de göz ardı etmemelidir. Dünya enerji bölgeleri, Afganistan bir başka platform olarak beklemededir, bunlar biraz basit gelebilir size. Peki, arkasından, ABD merkezli, Fethullah destekli, Adnan hoca köstekli, içimizdeki malum güçlerle birlikte, Anayasa Referandumu, Başkanlık sistemi vs. yolu ile şu sıralarda çok konuşulan ılımlı İslam Neo Osmanlı federasyonuna ne dersiniz, bütün bunları hepimiz izliyor, biliyor hissediyoruz, haritalarda hazır, seç beğen al. Bu durum ABD için daha avantajlı bir durum yaratabilir de, bizi nereye götürür? Kafamı kurcalayan bir sürü soru var sorsam bir türlü sormasam bir türlü. İstekleri açık söyledikleri ve Stratejileri karışık ama anlaşılmaz değil, anlaşıldığı üzere ABD tek bir plan doğrultusunda hareket etmiyor. Gelişmelere ve etkilerindeki başarı ve başarısızlıklara göre tak tik belirliyor ve A – B vs. planları devreye sokuyor çıkarıyor, yolları da bazen uzatıyor bazen kısaltıyor, planları öne ya da geriye alıyor. Peki, bu kadar uzun süreli stratejiler oluşturan ABD yönetimi bu stratejileri hangi dünya gerçekliğine göre oluşturacak. Ermeni meselesi de bir süre sonra yeniden devreye girecektir. Dünya enerji kaynakları konusunda en büyük engeli oluşturan, Rusya, Kore ve Çin’e karşı cepheleri oluşturmak için bu platforma ihtiyaçları var. Biz de tam aradayız ve onlara göre küçük lokmayız. Bu bölgedeki enerji kaynaklarını çıkarmamızda senelerdir bir şekilde engellenmekte. Sayın DENİZ SOM Cumhuriyetteki yazısında, ABD de bir Televizyon programındaki programcının söyleminden bahisle konuyu şöyle aktarıyordu;Getirdikleri öneriye bakar mısınız lütfen; "Örgütün siyasallaşmasını istemeyen ve aynı zamanda şiddet yanlısı olan sivil ve asker çevreleri, 'barış' hasretiyle yanıp tutuşan kamuoyu önünde köşeye sıkıştırmak ve siyasallaşmanın önündeki engelleri bir an önce ortadan kaldırmak için televizyonlarda bu tür konulara, daha çok yer verilmelidir." Saklısı, gizlisi; mahremi, namahremi kalmadı diyordu Sayın Deniz Som ve şöyle devam ediyordu yazısında, Türkiye üzerine oynanan oyunlarda medyanın kullanılmasına ilişkin talimatlar artık canlı yayınlarda alenen veriliyor. Sonuç: Terör örgütü siyasallaştırılacaktır. ( DENİZ SOM Cumhuriyet 30 Kasım 2007)
Irak'ı ilk işgal ettikleri sıralarda, Bazı batılı yetkili ağızların demokrasi getirilmesi zorunlu hasta ülkelerden bahsettiğini hiç unutmuyorum. ABD dış işleri bakanı Condalisa RICE, ABD halkının “dünyada Amerika aleyhtarlığı büyüyor” eleştirisine verdiği, propagandada eksik kaldık, ağırlık vereceğiz” sözünü de unutmayın! O sırada Türkiye dede Ulusal kanalında dâhil olduğu muhalif hareketi susturun dedikleri daha dün gibi aklımda, vs. vs… Bütün bunların üzerine, bir kısım Medyadaki ve bazı oluşumları görünce Sayın, Deniz Somun tespitinin ne kadar doğru olduğu çıktı ortaya. Bu Ergenekon operasyonunda da çelişkiler var, Saldırı Danıştaya, Cumhuriyete yapılmış, Uğur Mumcu vurulmuş deniyor ama ağlayanlara bir bakın! Hepsi malum çevreler. Bu konuda takip belli ki uzun süredir var, daha yargı süreci başlamamış, malum mecralarda patırtıdan geçilmiyor. Teknik takip yarıda kesilmiş, operasyon öne alınmış gibi bir hava oluştu o sırada, tam Türban konusu ile ve Yargıtay Başsavcısının uyarısı ile aynı zamana gelmesi de dikkat çekicidir. Yargıçların uyarısı için bir manevra olmasın bu, yargıçların oyununu bozduğu güçler bu kavramları birbirine katıp derin devlet öcüsü yaratma ve ulusal kesime yamama amacındalar sanki. Uzun süredir yukarda bahsi geçen sivil ve asker vatanseverleri şiddet yanlısı çevreler olarak iç ve dış kamuoyu önünde küçük düşürmek için planlar yapıldığı bir gerçektir. Yani aslında hiç şüphe yok ki, Sayın Büyükanıt a GN. Kur. Baş. Olacağı sırada tezgâhlanan oyun da aslında, Fikri hür vicdanı hür insan ve yurtta sulh cihanda sulh gibi önemli ilkeleri olan Kemaliz mi karalamak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuki varlığını çatlatmak için tezgâhlanan stratejinin, ön adımlarıdır. Bu amaca yönelik plan ve taktikler yoğun olarak hissedilmektedir, bu çevrelerin önemli bir manevrası uzun süredir dikkatimi çekiyor. Medyada bu yönde hazırladıkları bazı programlar yayınlanılıyor. İlk başta12 Eylül askeri harekâtının hatalarını temel alıp, yandaşlarının görüş ve hatıraları ile başlıyorlar. Daha sonra bundan yara almış sol ve sağ gurupların 2. Cumhuriyetçilerin hatıralarını deşip çaktırmadan şahitlik yaptırıyorlar ve giderek yakın Tarihten cımbızladıkları olaylarla bütünleyip, yine yandaşlarının görüşleri ile genelleyerek, TSK ile ilişkili literatür oluşturuyorlar. Bu şekilde uzun süredir yakın tarihe kendi amaçlarına uygun yorum getiriyor ve halkın belleğine işliyorlar. Bu şekilde TSK ve Ulusalcı çevreleri, hatta bilindiği gibi Atatürk ü komple karalama ve gerçekleri dönüştürme yönünde, yoğun çalışma var. Bu çevreler bu çabalarında gittikçe cesaret kazanıp, aleni olarak yürütülmektedirler. Bu konuda önceden de yapılan birçok program izledim, gittikçede yaygınlaştığını ve ivme kazandığını görmekteyim. Bu işin başını çekenler arasında, bizce bilinen militan yapılı kişilerin yanı sıra, belli ekol zatların da bulunduğunu söylemeye gerek yoktur sanırım. Sivil ve asker vatanseverleri, şiddet yanlısı çevreler olarak iç ve dış kamuoyu önünde köşeye sıkıştırmak ve Dünya kamuoyu önünde küçük düşürmek için, yandaş televizyonlarda bu kadar patırtı yapılıp kavram karmaşası yaratıldığına bakılırsa amaçları bellidir. Bütün eylem ve söylemleri bir araya topladığınızda, önlerindeki tek engel olan TSK yi ve ulusalcı çevreleri şiddet yanlısı nitelemek ve yenilgiye uğratmak için çalışıldığının bir gerçek olduğu görünümü ortaya çıkıyor. ABD’nin Planları açık, Türkiye’nin gidişatı belli üzerimizde bir kurbanlık koyun havası var. Defalarca söylendiği gibi; ABD ye karşı AKP bu konularda hamle yapamaz, çünkü başka birçok etkenin yanı sıra, birçok milletvekili de güneydoğudan beslenen köklere sahiptir. Bu milletvekilleri ittifaklar sonucu oradan seçilmese idi, büyük ihtimalle DTP den seçileceklerdi. Verdikleri sözler, yaptıkları anlaşmalar her yerde yayınlanıyor, kefen giydikleri idealleri gereği etekleri çok geniştir. Bilindiği gibi DTP kanadı, Fethullah Gülen ve çeşitli ittifak odakları ile bazı ayrılıklara rağmen, kökleri itibarı ile ortak ufku taşımaktadır. Türkiye’nin büyük gücüne karşı ortak hareket edildiği bir realite olarak önümüzde durmaktadır. Bizim iyi niyetli teslimiyetçi vatandaşlarımız, Demokrasi kapsamında bu işe eklendiğinde bu durum demokrasiyi kullanan anti demokratik güçlere büyük avantaj oluşturmaktadır. TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ Sınırlı kuzey ırak operasyonu ile her zamanki gibi, kararlılığı, gücü, hızı ve açık seçik tavrı ile hayranlık uyandıracak bir görüntü sergiledi. Bilindiği gibi TSK yıldırım gibi başladığı operasyonu, tereyağından kıl çeker gibi bitiriverdi ve herkes şok oldu. Bu kesinlikle ABD isteği doğrultusunda olmamıştır, algılarımda yanılmam, eminim ki algılandığı gibi AB, ABD çevreleri ve teklediği kekelediği görülen her kes şaşırdı bu duruma. Başta ABD dış işleri ve Bush un tavırları söz geçiremedikleri intibaını veriyordu, TSK’nin size tabi değiliz ama doğruluğa, uluslar arası anlaşmalara ve insani ölçütlere uygun hareket ederiz, mesajı verdiği anlaşılıyordu. 1- Bu Operasyon TSK’nin tahmin bile edilemeyecek ve herkesi şoke edecek operasyonları, nasıl yıldırım hızıyla ve nasıl bir güçle yapabileceğini göstermesi açısından muhteşemdi. Bir kısım Medya da 28 Şubat sabahı 9.00 haber programında başlayıp, gün boyunca yayınlanan oturum ve programları gördünüz mü acaba? Ergenekon 28 Şubat ve TSK yi birbirine bağlayıp kötüleyen ve geriye dönüş yok sloganı ile biten haber yorumu ve bu amaca yönelik programları sakın kaçırmayınız. Sadece bugün bile bir sürü program vardı ve bundan sonrada hep olacak medyada. Bilindiği gibi Operasyon sırasında dış basındaki yorumlar, çeşitli yetkili ve diplomatların söylemleri, Türk Silahlı Kuvvetlerini ve Türkiye’yi suçlamaya hazır bir alt yapı hazırladığı görülmekte ve anlaşılmaktaydı. Bu tepkiler giderek artacak bir yandan da, bahis konusu yurtiçi Medya harekâtı ile desteklenip yayılacak ve ivme kazanacaktı. Bahsettiğim sivil ve asker vatanseverleri şiddet yanlısı çevreler olarak, iç ve dış kamuoyu önünde köşeye sıkıştırmak ve Dünya kamuoyu önünde küçük düşürmek amacına ulaşılacaktı. Nitekim Medyada ağır ağır pişirilen bu olgu 28 Şubat günü atağa geçtiği sırada, TSK gölgesinden hızlı hareket ederek, hayret edilecek çeviklikle yaptığı operasyonu aynı çeviklikle bitirdi ve o koca orduyu bir anda çekiverdi. Bu mükemmel potansiyeli göremeyen varsa lütfen iyi baksın. Şu anda Medyada O malum kötüleme operasyonu sürüyor ama kör topal kaldı ve uzun ömürlü olamayacak, tabi uyanık olmak lazım. Üzücü olan gururu kırılan ulusalcı çevrelerin bilmeden bu çevrelerin ekmeğine yağ sürmesi. Aydınlarımızın ve Bilim insanlarımızın, bu yorumları gerçeğe oturtma çalışmalarının yoğunlaşması da, bu sıralarda önem arz etmektedir. 2- BU OPERASYON TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN Sayın Büyükanıt Komutasında her konuda olduğu gibi diplomasi ve Strateji konusunda da Türk milletinin onurunu bağrında taşıdığını ve güvenine layık olduğunu göstermiştir. Bu dürüstlüğe, açık yürekliliğe, bu sağduyu, bu irade ve kararlılığa saygı duymamak mümkün müdür? Hele bu al takke ver kulak Dünyada…Dünyada bu ve buna benzer işler içten pazarlık konusu olduğu için, doğru insanlar takkeleri sınıflamaktan yorgun düşmektedir. TSK ve temsil ettiği, Atatürk ilkelerine sahip Türk Milletinin kolektif bilinci, takke külah ilişkilerinden hoşlanmaz, Sayın Büyük Anıtın Konuşmaları ve tavırları ile tezkereden önce de sonrada yarattığı etki, doğru tespit ve çıkışlarla bu kaygan zeminde nasıl olumlu sonuç alınabileceğine iyi bir örnektir. Zaten uluslar arası ilişkilerde de, Mustafa Kemal gibi, insan haysiyet ve şerefine yakışacak onurlu çizgiyi yakalayabildiğin zaman bu kaygan zeminde oluşumları olumlu yöne sevk edebilirsin. Aksi halde tabi olmaktan ABD ekseninde hareket etmekten başka bir çare kalmayacaktır.
Önemli olan haklı ya da haksız olan noktalarda inisiyatif kullanabilme özgürlüğü ve yetisidir. Belirsiz bir ittifak uşak olma tehlikesini bünyesinde barındırmaktadır. Bütün Dünya ABD den ibaret olmadığı için, bu eksenin önüne gelen eksenlerle ortaya çıkacak etkileşimin, bizi hangi noktalara taşıyacağı da bu dürüstlüğe, bu sağduyu, irade ve kararlılığa bağlıdır. ABD merkezli, Fethullah Hoca destekli, Adnan hoca köstekli, içimizdeki malum güçlerle birlikte, Anayasa değişikliği, Anayasa Referandumu, Başkanlık sistemi vs. yolu ile şu sıralarda çok konuşulan ılımlı İslam Neo Osmanlı federasyonu planları bir gerçektir, ‘sloganı da ‘’Geriye dönüş yok’’ dur. Fakat bu hedefe ulaşılmaları, Türk milleti bu sağlam kurumlar ve askeri sivil bürokratlara sahipken mümkün değildir. Ulusalcı sivil ve asker çevreleri kamuoyuna şiddet yanlısı olarak göstermek isteyen odakların çalışmaları, çeşitli haber ve makalelere konu olmuştur. Üstatlar aylardır bu konulara dikkat çekmeye çalışıyor. Siyasallaşmanın önündeki engelleri ortadan kaldırmak ve tezlerini halkın bilinçaltına işlemek için, televizyonlarda bu amaca hizmet edecek haber ve programlara uzun süredir yer verilmeye başlandı ve giderek yoğunlaşıyor. Her türlü üçkâğıdı afişe eden sayın üstatlar bunları yazıyor, çiziyor ama balık hafızasını iyi bilen ve kullanan uyanık çevreler, aniden gündem değiştirerek istedikleri gündemi oluşturuyor ve tezlerini savunan programlarla sürekli balık hafızasını tazeliyorlar. Sayın duayenlere sesleniyorum haber ve makalelerinizi bombardıman halinde tekrarlayınız, çünkü olayların gerçek akışını gündemde tutmak, balık hafızasını uyanıklara bırakmayıp doğru yönde gündem oluşturmak, bu tarz kurnaz tak tik stratejik yaklaşımlara karşı acil önem taşımaktadır. Ben Reklâm Halkla ilişkiler ve propaganda işinde tecrübeliyim, bilindiği gibi zamanında önü alınmazsa etki kalıcı olur ve dönüştürme gerçekleşir. Bu çevreler, BBG evi operasyonundan sonra ateşli milliyetçi konuşmalarla Milletin gazını alıp durumu idare etmeye çalışacaklar. ABD’nin BO projesi eksenine bütünleşme söylemleri doğruysa eğer, Türkiye Cumhuriyetinin Ulusal çıkarlarını hatta varlığını böylesine tehdit eden planlamalara olumlu yaklaşmak ne kadar sürdürülebilir bir durumdur. Bu noktada TÜRKİYE CUMHURİYETİ devletinin çıkarlarının nasıl korunacağı merak konusudur. Eski vahim uygulamalara ek, Anayasa değişikliği paketi, Anayasa referandumu, vakıflar kanunu ve diğer bazı tazyikler düşünüldüğünde, işimiz zor demektir. Yerel yönetimlerle ilgili bütün çalışmalarının, basit belediye seçim çalışmaları gibi değerlendirilmesi yanlıştır. Bu çalışmalar Anayasa paketi ve vakıflar kanunu kadar dikkatle izlenmesi ve incelenmesi gereken bir konudur ve bu konu, ılımlı İslam cumhuriyeti eyalet sisteminin, vilayet alt yapısını oluşturmanın bir ayağı ve etkili bir yöntemi olarak karşımıza çıkabilir mi acaba? Cahilliğimi bağışlayın ve beni aydınlatın lütfen. Bütün bunlar bize aşina, bunlar o kadar küçük numaralar ki aslında, biz bu numaraları tarihte Dünyanın her tarafında uyguladıklarını gördük, duyduk. Demokrasi getirilmesi zorunlu hasta ülke olan Afganistan’a ve Irağa, nasıl ‘’DEMOKRASİ’’ getirildiğini Dünyada herkes gördü, varlıkları yağmalandığı gibi, çoluk çocuk, senelerdir refah içinde sürünüyor ölüyorlar. Niteliği değiştirilen PKK’yı göklere çıkaracakları, acılı bir kadını kullanarak, Ermeni meselesini kaşıyıp, ulusalcıları şiddet yanlısı sivil ve asker çevreler olarak nitelemeye ve kıstırmaya çalışacakları kesindir. Süslü laflarla gizlenmiş iç ihanet odaklarının ve bağlantılı oldukları dış odakların, eylem birliği ile azınlık hakları 301 vs konuları kullanıp, yurtseverleri şiddet yanlısı olarak nitelenmesi ve çağ dışı anti demokrat yerine koyması yakındır. Çok tehlikeli bir süreç yaşanmaktadır, bütün bunlar gerçekleşip, Dünyaya yayılıp, birleşmiş milletler üyelerine ve halklarına belletilmeden, bu konuda uyanık olmalı ve ne yapılması lazımsa yapılmalıdır. Ermeni meselesi de senelerce boş bırakıldı, başımıza gelenler ortada. DTP’ yi hedef alan ya terör örgütünden yanasın ya bizden içerikli ateşli konuşmalarla prim toplamaya çalışıldığı görülüyor. Bu arada ABD ve AB nin, DTP’ yi yumuşatıp ayak oyunları ve mitoz bölünme ile değiştirip, Demokrasi savaşına hazırlıyorlar gibi. DTP böyle yaparsa cezasını bulur lafları palavradır, DTP PKK dır, PKK da DTP aracılığı ile siyasallaştırılacaktır. AKP nin türban çıkışı ile de sağladığı avantajla ve bazı manevralarla, belediye seçimlerinde DTP yi de ufalamaya ve bünyesine sindirmeye çalışacağı belli oluyor ama Zanalar vs. hep vardı, bunların ne olduğu açıkça belli, Emperyalistler senelerdir yetiştirdikleri militanları, bir hamlede harcatırlar mı size. Bu mesele tarihin içinden gelen ve bilindiği gibi koca devletlerin pişirdiği bir strateji ürünü değimlidir? Üstelik bilindiği gibi bu koca devletler, Arap dünyasını Osmanlıdan koparıp şekil veren ve Dünyanın dört bir bucağında bu gibi işleri devşiren Emperyalistler değil midir? Bu Girift konuyu çözmek medyada konuşulduğu gibi basit midir acaba? Emperyalistlerin İsveç Kürt enstitülerinde yetiştirdikleri militanlardan başka Milletvekili adayı yok mudur Kürtlere? Fethullah gülenin ABD, İngiltere vs birçok ülkede gördüğü ilgi nedendir? Gülenin Kürt tabanıyla bağlantısı nasıldır? Diğer tarikatlarla ve çeşitli odaklarla ilişkileri ne merkezdedir? ABD merkezli, Fethullah Hoca destekli, Adnan hoca köstekli, içimizdeki malum güçlerle birlikte Anayasa değişikliği, Anayasa Referandumu, Başkanlık sistemi vs. yolu ile şu sıralarda çok konuşulan ılımlı İslam hedefi, komplo teorisi midir? Bu işler böyle politikalarla bitmez, bunlar ayak oyunundan başka bir şey değildir. ABD nin bize verdiği destekle üstesinden gelebilir miyiz bu işlerin bilinmez, destek veriyor gibi gözüken ABD bu desteği gerçekten verir mi acaba? 2. cumhuriyetçilerin, boyun eğelimde korunalım pay alalım demesi, herhalde bu ortada kalma korkusundan. Emperyalistlerin çıkar kaygılarının ne kadar katı olduğu düşünüldüğünde kendilerine çok yakın olmanın bile çözüm olmadığı ortadadır. Allah iyi insanları Emperyalistlerin dostluğundan korusun… Ayrıca; Bilindiği gibi TÜRKİYE CUMHURİYETİ SİLAHLI KUVVETLERİ Devletin en güvenilir, en önemli kurumlarının başında gelir. Dünyada ve yakın çevremizde bu kadar vahşet yaşanırken, gücümüzü nerden alıyor ve nasıl huzur içinde yaşıyoruz acaba. Kamu varlığını yağmalayarak, yanlış uygulamalar ile bize bu kadar sorun yaşatanlar sayesinde değil herhalde. Senelerdir sivil hayatta parlamenterlerin hatalarından perişan olduk. SİLAHLI KUVVETLER Mensuplarına imreniyorum. TSK Mensuplarını, ATATÜRKÜN yüce MİLLET kavramına uygun olarak ve ATATÜRK ilkeleri doğrultusunda yetiştirmiş ve yetiştirmektedir. Teknolojik yapısı, Eğitim sistemleri organizasyon yapısı, idare, denetim, temsil ve yenilik getirme ar-ge mükemmeldir. Mensuplarına sahip çıkmakta ve koruyup kollamaktadır. Biz ise bugüne kadar sivil hayatta, parlamenterlerin hatalarından perişan olmuş durumdayız, halimiz belli psikologlar bile medyada reklâmları sıklaştırdı. Bir TSK mensubu ile yan yana gelsek fark ortada. Şimdi bizi perişan edenlerle bir olup kendi ordumuza mı saldıracağız yani… Keşke Gelişim çizgisi içinde, hataları aksaklıkları iyi teşhis ederek bu günkü mükemmel durumuna gelen TSK nın mensubu olsam. Savunma sanayinde eğer bir bağımlılık varsa, bu yanlış politikaların sonucudur! İnsan haklarının sevgi ve kardeşlik boyutunda sağcılığı solculuğu dinlisi dinsizi Irkçılığı olamaz, birliğimiz en büyük gücümüzdür uzun süredir bunu bozma çabaları yoğun olarak sürmektedir. Söylenecek çok şey vardır, kitleleri yönlendirenlerin karşı stratejileri iyi görüp doğru stratejiler geliştirmesi ve onurlu bir çizgi izlemesi şarttır. Türkiye Cumhuriyetinin varlığına yönelen iç ve dış tehditlerin iyi algılanması gerekir, kendi bindiği dalı kesen yurttaşlarıma, daha sabırlı olmalarını ve değerlendirmelerini daha ayrıntılı gözlemlere dayandırmalarını tavsiye ederim. Ne mutlu Türküm diyene!Saygılarımla
|