|
Yurtta sulh cihanda sulh kavramı bizim stratejimizin temelini oluşturması gerekir, başımızdakiler ise bizi, ABD ise bütün Dünyadaki sülükleri ile beraber Dünyayı mahva götürüyor ve bu aşamada esas tehlikede olan biziz.
Söylemekten usandım ama tekrar söyleyeceğim, bu güne kadar gelişen süreç içinde bazı belirtilere bakarsak, 5 Kasım görüşmelerinden sonraki, Medeniyetler ittifakının omurgasını, ABD ile Fethullah Gülenin, Dünya çapındaki teşkilatı ve ittifakları oluşturuyor. Gülenistler in yurt içindede nasıl kadrolaştıkları artık sır olmaktan da çıktı, hal böyleyken, işin tuhafı TÜRKİYE CUMHURİYETİ varlığını tehdit edebilecek Dünya çapındaki bu yapılanmaya balıklama dalıp, üst düzeyde temsil edilip imzalar atıyor. Bu işin bir ucu 76 ülkeden bir milyarı aşkın insanın temsil edildiği fakat azınlığın hüküm sürdüğü, İslam Konferansı Örgütüne, bir ucu ABD merkezli ‘’BOP’’ Güneydoğu planlamalarına, diğer ucu Avrupa Birliği ne ve yine ABD’YE dayanıyor. İçimizdeki totaliter sistem özlemlerine sahip çevrelerin, ‘’bu darbeye karşı ve özgürlükçü görünümü de’’, düşmanlarla yaptıkları ittifakı engelleyecek güçleri, yani TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN ORDUSUNU saf dışı etme çabalarını gizlemektedir. Sanki düşmandan bahseder gibi kendi ordumuzu dünya kamuoyuna darbeci Faşistler olarak ilan etmekte tereddüt bile etmemektedirler. Bu Yargıtay’ın parti kapatma davasından önce, küresel güçlerle işbirliği ile yürüttükleri özelleştirme, çeşitli anlaşmalar ve reform adı altındaki kanunlar ile kamunun bağımlılıklarını arttırma, kadrolaşma vs. faaliyetler sonucu, TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN sağlam temel kurumlarının gücünü kaybettiğini düşünmekteydiler. Meşhur ispanya çıkışı da bu dayanakların, oluştuğu ve geri dönüşün kalmadığı inancının getirdiği güvene dayalı idi, zaten sloganları da ‘’Geriye dönüş yok’’ tu ve bu İspanya Türban çıkışı, 5 Kasım planına göre kesintisiz olarak anayasa referandumuna kadar gidecek bir hamlenin startı idi. Bir kısım Medya da 28 Şubat sabahı 9.00 haber programında başlayıp gün boyunca yayınlanan oturum ve programlarda, Ergenekon 28 Şubat ve TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ' ni birbirine bağlayıp kötüleyen ve ‘’geriye dönüş yok’’ sloganı ile biten haber yorumla atışlar başlamış, ama Silahlı kuvvetlerin bunların tahminlerini bozan açık seçik tavrı sonucu yayılması hüsrana uğramıştı. Önceki yazılarımda, niteliği değiştirilen PKK yı göklere çıkarıp, TSK ve ulusalcıları ''Şiddet yanlısı olan sivil ve asker çevreler olarak niteleyip, bunları kamuoyu önünde köşeye sıkıştırmaya çalışacaklar, Antiemperyalist çevrelerin şiddet yanlısı olarak nitelenmesi ve terör örgütleri yerine konması yakındır’’. Diyordum ki bu sıralar da bunun değiştirilen bir farklı uygulamasına şahit olduk. Silahlı kuvvetlerin bunların tahminlerini bozan açık seçik tavrı sonucu, 28 Şubat sabahı başlayıp, Ergenekon ve TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİ birbirine bağlayıp kötüleyen haber yorumlar ve onu takip eden programlar temelsiz kalıp kesilmişti. Medyada O malum kötüleme operasyonu sindi ve kör topal kaldı. Bunlara önceden hazırlandığı belli olan kitaplar eklendi ama içerikleri için gerekli alt yapıları oluşturulamadığı için, havada kaldı. Bu propaganda ve halkla ilişkiler planlaması, ivmelenmesi için gereken dayanaklarını kaybetti ve soluğu kesildi, tabiî ki el altından dayatılacağını bildiğimiz için çok dikkatli izliyorduk. Kapatma davası bu işin üstüne gidince, işte bu Ergenekon paçal patırtısı, o stratejinin kıytırık ve desteksiz bir parçası olarak karşımıza çıkmıştır, yani bu çabalar bu foslayan stratejinin yamalı bohçasıdır ve sarsmaya yönelik roket atışıdır, muhtemelen şimdi ateşkes teklifleri gelecek, bu yola da inatla devam edilecektir.
Yandaş Medyaların topçu atışları ile başlayan bu hücum operasyonu ABD nin tutmayan A planının yerine konan B planıdır. Dahası bu hamle bahsettiğim gibi, bir ucu 76 ülkenin temsil edildiği İslam Konferansı Örgütüne, BOP planlamalarına, diğer ucu Avrupa Birliği, OECD ye ve ABD’YE dayanan iki ufuk arasındaki perspektifte oluşturulan bir ince Stratejinin ivmelenme rampasını oluşturuyor. Hedef Demokratik açılım palavraları ve yeşil kuşak işbirliği ile ılımlı İslam Cumhuriyeti federasyonu ön adımlarıdır. Şimdiki bu Ergenekon patırtısı, Sadece çelik çomaktır hem de bütün dikkatleri dağıtacak güçte sarsıntı yaratan bir çelik çomak, Muhalefette her zamanki gibi atladı içine, siz bunla uğraşırken büyük plan yürüyor anlasanıza artık. Sayın Arınç su sıralarda İslam konferansı dolaylarında, anayasa mahkemesi başkanı önceden planlanan bir gezi gereğince bir Arap ülkesinde, diğerlerini siz sayın. ABD İzmir urla ya Nato üssünü, taşıyor, 4000 ABD askeri ve 6. filo yakında burada, ABD büyük bir güçle geliyor, ABD hedefleri üstümüzden geçiyor, Dick Cheyni atakta, Füzeler Radar rampaları gündemde. Muhaliflerde çelik çomakla meşgul bu arada, uzun zamandır uyarıyorum taktıkları yok, geniş bakın, yahu geniş bakın. Biz zaten biliyorduk derseniz biliyordunuz da niye açık etmediniz, niye hamle yapmadınız, beklediniz bu kadar zaman derler adama. Buna bağlı olarak Anadolu’da İslami halkoyu alt yapısını hazırlama çalışmalarının seyri yerel yönetim seçimleri ile hızlandırılacaktır ve buda Fethullah desteği ile zaten alt yapısı hazırlanan, mahalle baskısının had safhada olduğu, Doğudan batıya doğru gelişecektir. Buna eşgüdüm olarak AB reformlarına yönelip, belli kesimlerin desteği hedeflenecek ki alındı, AB reformlarına ve DEMOKRASİYE sarılıp, ‘’Durmak yok yola devam’’ sloganı ile halkı sanal özgürlüğe taşıyan devrim rüzgârı ivmelendirilmeye çalışılacak, AB reformlarının dayattığı Kıbrıs vs. konulara yoğunlaşılacaktır. Bu Dünya çapındaki, Medeniyetler ittifakı, OESD vs. ilişkilerle ve faaliyetlerle yürüyecek, bağımlılıklar arttırılacak, Güney doğu meselesi, küresel Ekonomik kriz, Ermeni ve Kıbrıs sorunu ve başımıza örülecek vs. çoraplar ve artan bağımlılıklarımızla oluşacak sıkışma ve son kalelerin düşmesi hedeflenecektir. Anayasa paketi Referandum yolu ile meşru temel oluşturma çalışmaları en önemli dayanakları olacaktır, hatta belediye seçimleri bile bu işe yarayabilir. Bu yöntemlerle Türkiye, vazgeçtiği takdirde, uluslar arası baskıya maruz kalacağı, dönülmez noktalara götürülmeye çalışılacak ve dönüşüme uygun ortam kollanacaktır. En kritik oluşum ise şudur, ABD bunların tek başına başaramayacağını anladı, onun için Nato yu kullanarak Anadolu’ya Asker yerleştirerek Kuzey Iraktaki Kürt yönetimine verdiği desteği bunlara da vermeyi düşünüyor. Anayasa mahkemesi davayı sonuçlandırmadan ABD nin bu Türkiye’yi işgal ve cephenin oluşturulma safhasını tamamlaması lazım, aksi halde bu işbirlikçiler kaybedecek ve 5 Kasım planları bozulacaktır. Büyük ihtimalle ABD TSK'ya baskı yapıyor, Afganistan vs rampalar yanında, bu eyalet sistemi oluşumuna destek vermesi ve uyum sağlaması için. Dick Cheyni vasıtası ile baskının ikinci ayağı tamamlandı, ama ben TSK’nin ruhunu bildiğimi sanıyorum, kendi içinde olumlu bir devinim olduğundan eminim. Gözüm kulağım orda, seferberlik çağrısını duyduğum anda şerefli bir nefer olarak yerimi alırım bu kurumda, söz konusu vatansa gerisi teferruattır. Dahası var… Bu Ergenekon un ne olup olmadığı zaman içinde ortaya çıkar bizim millet bu işlerin tarihçesini biliyor, kimlerin nerelere sızdığını din iman adına neler yaptığını aydınlarımızı nasıl katlettiğini, bazı uyanıkların bunları çarpıtıp çıkarı için nasıl kullandığını, münevver herkes biliyor. Ayrıca bu kadar sorun varken şu aşamada en önemli gündem olmasının, memleket için ne derece önemli ya da zararlı olduğu da tartışılır. Esas mesele bu işin kötü amaçlı kullanımının boyutlarıdır ve anlaşılması lazım ki bu bir çelik çomaktır. En önemlisi Devlet Adamlarımıza, kendi Ordumuza kadar ağır saldırı içeren ve PKK’nın bile başaramadığı ölçüde atılan çamurlar ve bu nu yürütenlerin çabalarının içerdiği amaç çok ibret vericidir. Çok tehlikeli ve iğrenç bir süreç yaşanmaktadır. Bu kefene varana kadar meydan okuma cesareti hangi desteklere dayanıyor, buda Talabani’lerin Iraktaki cesaretlerine benzemiyor mu? TÜRKİYE CUMHURİYETİ Fethullah Güleninde içinde bulunduğu ve ABD desteğinde büyük bir komplo ile karşı karşıyadır. Düşman aleni atağa geçmiştir. Vakit kaybetmeden Yargıtay’ın davasının sonuçlanması ve şimdiden bu yürütmenin hemen durdurulması, bunların yeni imzalar atmasının engellemesi gerekmektedir. Bu zihniyetin Devlet millet adına yetkin olması sakıncalıdır. ABD dayatıyor çünkü bu yönetimin her şeyini bağladığı Dünyayı felakete götürecek strateji bozuluyor, bu aşamayı bir geçse, Rodos, Gürcistan, Kafkasya, Bosna, Irak, Afganistan, İsrail, Arap ülkeleri, Filipinler vs. vs. Rampalarda ABD cepheleri hazırlandı. ABD burada Kuzey Afrika, Ortadoğu, Hazar bölgesi çok önemli ABD için, bu bölgenin BOP kapsamında parçalanması ve RUSYA, ÇİN ve KORE cephesinin açılması, Füze ve Radar rampalarının burada kurulması lazım, Dünya enerji bölgeleri için dalaşma başlayacak yoksa Amerika batıyor. ABD yi ancak böyle bir savaş kurtarır, bu savaş 3. Dünya savaşıdır ve bence bu savaşın tetiği Pakistan ve İran olacaktır. AB ülkeleri de bu telaşa düştü İngiltere zaten içinde, Fransa direnmesine rağmen ABD ve İngiltere ye yanaştı, çünkü oluşacak patırtıda güçlü olmak ve hedefe ulaşılırsa ganimetten payını garantilemek zorunda bu cepheleşme daha da keskinleşecektir. Bizim bir an önce içimizdeki kaçağı halledip, içimizdeki değil, Dünyadaki bu oluşumu dengeleyici ve barışı korumaya yönelik girişimlere ağırlık vermek gerekmektedir. Yurtta sulh cihanda sulh kavramı bizim stratejimizin temelini oluşturması gerekir, başımızdakiler ise bizi, ABD ise bütün Dünyadaki sülükleri ile beraber Dünyayı mahva götürüyor ve bu aşamada esas tehlikede olan biziz ve bu aşamada bu bölgedeki bütün halkların söz hakkı vardır bu konuda. Bölge halklarına ve giderek bütün Dünyaya, birleşmiş milletler örgütüne çağrı yaparak bu konuda toplantı önermenin zamanıdır. Saygılarımla
|