Yazarlarımız
Yurtsever YURTTAŞ
YÜCE İNSANLIK DEĞERLERİ VE "HAART" Projeleri! | YÜCE İNSANLIK DEĞERLERİ VE "HAART" Projeleri! |
|
|
| Yurtsever YURTTAŞ | |
| Çarşamba, 28 Mayıs 2008 | |
|
Resmen eksiklerim tamamlanıyor diğer konuşmacıları ve kendisini dinlerken. Zaten eskiden beri kendisi gibi değerli hocalarımızı takip edeceğiz diye helak olmaktayız. Sayın, Anıl Çeçen ve onun gibi çeşitli üniversitelerde ders veren hocalarımızı ve her yerde göremeyeceğiniz değerli kişileri böyle hazırlop dinleme şansına kavuşmak kolay bulunur şans değildir aslında. İşte bu yüzden sizde kaçırmayın derim bu ve bunun gibi konferansları, bir kesilirse çok şey kaçırırsınız haberiniz olsun. 27 05 2008 de ki konferansta da ordaydım, Sayın hocamız 27 Mayıstan bugüne muhteşem bir değerlendirmeden sonra, ABD’nin hayra alamet olup olmadığı şüpheli olan HAARP projesine Sayın, Güler Kömürcüyü de işaret ederek değindi fakat vakti kısıtlı olduğu için ayrıntılarına girmedi. Benim bu konuda benzer bir çalışmam vardı, kendisi ile paylaşmak istedim ama hem çevresinin çok kalabalık hem de vakit olmaması sonucu bu şansı elde edemedim. Kendisinden özür dileyerek bu konudan bahsedeceğim.
Sayın, Güler Kömürcünün makalesinde açıkladığı bu konuyu, aldığım siteden olduğu gibi aktarıyorum… --------------------------------------------------------------------------------- H.A.A.R.P. Projesi
Bu harfler, ABD’nin en gizli askeri projelerinden biri olan “High Frequency Active Auroral Research Program” isminin baş harfleri... Adından görüldüğü gibi yüksek frekansla ilgili bir program bu...
Amerikalı askeri yetkililere göre, HAARP şunları gerçekleştirecek: 1- Atmosferdeki termonükleer araçların elektromanyetik vuruşlarını değiştirmek. 2- Denizaltılarla haberleşmeyi kolaylaştırmak.
Bunlar yapabildiklerinin sadece bir kısmı. Dehşet değil mi? Kaynak: http://yeni-dunya-duzeni.blogspot.com/2007/09/haarp-projesi.html Sabah : 24.08.99 ------------------------------------------------------------------------------------------ Evet, durum böyle…
Benim görüşüme göre bu çalışmalar biraz abartılı, daha çok belli alanlara yönelik.
1-Atmosferdeki termonükleer araçların elektromanyetik vuruşlarını değiştirmek. 2-Denizaltılarla haberleşmeyi kolaylaştırmak.
1- Uzmanlara bırakıyorum. 2- Denizaltılarla haberleşmeyi kolaylaştırmak zaten mümkün değil mi acaba? Olabilir tabi. 3- Radar sistemlerini geliştirmek, 5- toprağın altını çok derinlere kadar incelemekte mümkün olabilir. 6- Büyük alanlarda petrol, doğalgaz ve mineralleri tespit etmek onlar için çocuk oyuncağı, bunu zaten yapıyorlar. Çok büyük bir bölgede, ABD ordusu dışında tüm haberleşmeyi durdurmak, buda sınırlı olarak mümkün gözüküyor. 7- Bu pek aklıma yatatmadı, bunu da uzmanlara bırakıyorum. Benim görüşüme göre bu hedefler abartılı ve bazıları da çalışma halinde.
Şu anda kısıtlı da olsa, ellerinde olduğunu düşündüğüm imkânlar şunlar gibi sanki.
1- Radar sistemlerini son derece geliştirmek. *** a4- Deprem yaratıp afetleri kontrol edebilmek.
Bu imkânlar sınırlı olarak zaten ellerinde gibi. Google Earth denilen programla ben dünyanın öbür ucundaki arkadaşımın evinin damına yaklaşabiliyorsam, bu imkânları elinde tutan güçlerin bazı imkânlara sahip olduğu kesindir. Google Earth den ve çeşitli meslekten araştırmacıların, hatta en sıradan halkın bile kullanımına açılmış birçok program ve cihazlardan daha etkin ve hareketli sistemlerin ellerinde olduğu kesindir.
Dünya yüzünde neleri inceleyip, neler yapabilirler?
Kontrol gözetleme zaten vahim durumdadır. Bizim doğu başta olmak üzere tüm Anadolu da ki yeraltı kaynakları’nın yerini de bizden iyi bilir bu beyler. Dünyanın öbür yanında, kandildeki ya da Afganistan’daki teröristin ya da herhangi birimizin yıkayıp astığı iç çamaşırının rengini desenini bile bildiklerinden eminim. Uzaydan yapılan bir çok konudaki araştırma ve tespitler de ayrıca malumdur. Her kezin bildiği Google Earth'e girmek bile bu teknolojileri anlamak, en azından tahmin edebilmek için yeter. Adamların elinde her alanda bunun daha ilerileri var bu kesin, ama o kadar da vahim değil... Girmeyeniniz varsa girsin, Google Earth'e girince Dünyanın ne kadar küçük olduğunu anlayacaksınız.
Şu söyledikleri diğer şeylere bir daha bakalım;
a1- İklimleri değiştirebilir. a6- Dünyanın enerji alanları ile oynayarak, insan beynini kontrol altına alabilir.
a1- a2- a3 Bunu artık çocuklar bile biliyor, eğer ozon tabakası ile oynayabilirlerse zaten öbürleri kendiliğinden gelişir ama Dünyanın genelini ve geleceğini ilgilendirdiği için sonu kestirilemeyecek bir maceradır ve böyle bir macerayı kimse göze alamaz. 1. a6. —a7. Bu şıklar korku salmaya yönelik bir psikolojik harp unsuru gibi duruyor. Bu teknoloji konularını belgesellerde abartılı göstermek alışılmış bir metotdur, ''biz o kadar ileriyiz ki bize karşı çıkmayın, size dünyayı dar ederiz'' Demeye getiriliyor gibi. ABD’nin çeşitli belgesellerle bu psikolojik baskıyı yaratmaya yönelik çalıştığı bilinir. Bosna’yı bombaladıkları sırada da çok yaptılar bunu, biz şöyleyiz biz böyleyiz, bizde ne silahlar cihazlar var, bizim karşımızda kimse duramaz falan filan diye belgeseller dehşet saçıyordu o sırada. Bir patırtı kütürtü, bombalar falan derken, o muhteşem ABD F-117 Stealth leri Japon büyük Elçiliğini vurunca, ABD yetkilileri biz orayı şey zannetmiştik demişti. Bir Japon yetkili de gözyaşları içinde; ‘’o kadar üstün teknolojiye sahiptiler de nasıl karıştırdılar tüm devletlerin bildiği koca Japon Elçiliği binasını’’ demişti. Bu bir komedi unsuru olarak hep durur dağarcığımda.
Peki, benim için önemli olan esaslı iki soru;
a4-Deprem yani yaratabilirler mi? Kısaca afet yaratabilirlermi?
Bunlar bilindiği gibi aslında iç içe olan konular ve bu noktada çok önem arz ediyor. Eğer bu olanaklara sahiplerse, ABD Hava Kuvvetlerinin, iklimlerin kontrolünü amaçlayan “Spacecast 2020” projesi ile ilgili olarak “Çevreyi değiştirme teknikleri ile bir başka ülkeyi yok etmek veya zarara uğratmak yasaktır” açıklamasını yapmış olması benim için hiç bir anlam taşımıyor. Biz ne açıklamalar gördük bu Dünyada, kullanılmayacaksa niye üzerinde çalışıyorsunuz? Bu işin iklimleri değiştirme kısmı da bana konuyu dağıtma yöntemi gibi geliyor, esas çevreyi değiştirme kısmı dikkatimi çekiyor. Ben bu konular üzerine çok düşündüm ve aslında uğraştıkları ve bir aşamaya kadar getirdikleri konu bu Deprem ve fırtına konusudur bence, bu konudaki araştırmalarımı ayrıntılı olarak kitap olarak yayınlamayı düşünüyorum.
Eğer bu Afet yaratma işini beceriyorlarsa bu çevreyi değiştirme anlamına gelir. Bunlar olmuş ve bu yolla yaratılan Afetlerle de bir sürü insan ölmüş ve yıkım yaşanmışsa ve bu teknikleri kullanarak yıkım yaratmak yasaksa ve yasak olan birçok konu gibi, İnsan hakları havarisi devletler tarafından kullanılıyor ya da kullanılmak için araştırılıyorsa, bu konunun üzerinde muhakkak durmak lazımdır. Dünyada olmayan virüsleri soğuk depolarda saklayan, bu ve bunun gibi Tarihin şahitlik ettiği daha nice musibet işe imza atan ‘’Özgürlük heykeli’’ yapımcılarının, aslında iyi niyetli olmadığını anlamak ve ilan etmek için daha ne ispat lazımdır ki? Ben bu zihniyete sahip çevrelerin, Dünya yüzünde nasıl olup ta utanmadan insan içine çıktığını bile anlamakta zorluk çekiyorum. Büyük paralar yatırılan böyle araştırmalardan ne sonuç beklenebilir ki?
Mesela şöyle bir sonuç mu beklemek lazım?
Sene 1999 Gölcük Depremi, İzmit Depremi, Marmara Depremi ya da 17 Ağustos 1999 depremi, 17 Ağustos 1999 sabahı, yerel saatle 03:02'de gerçekleşen, Koca eli Gölcük merkezli Deprem Mw ölçeğine göre 7,5 büyüklüğünde gerçekleşen deprem, büyük çapta can ve mal kaybına neden olmuştu.
17 Ağustos depremi, tüm Marmara bölgesinde Ankara’dan İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedildi. Resmi raporlara göre, 17.840 ölüm, 43.953 yaralı oldu. 505 kişi sakat kaldı. 285 bin 211 konut, 42 bin 902 işyeri hasar gördü. Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50.000 ölüm, ağır-hafif 100.000 e yakın yaralı olmuştur. Ayrıca 133.683 çöken bina ile yaklaşık 600.000 kişiyi evsiz bırakmıştır. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilenmiştir. Bu nedenle Türkiye'nin yakın tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan biridir. Deprem, gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük depremlerinden biridir.
Eğer bu çalışmalar doğru ise, ne büyük İnsanlık hedefleridir bunlar? Gölcük ya da Myanmar, ya da Çin yada vs. vs. vs. Hepsi, ayrı, ayrı anlatılabilir sayfalarca, hepsi de ayrı insanlık dramlarıdır. Dünyayı koruma, kurtarma işine soyunan bu zihniyetlerden Dünyayı kurtarmak lazım dır da bunca yüceltilen yüce zatın arasında, nasıl kim kurtaracak dünyayı? Küçüklüğümüzde bize yutturulan Süpermen’de boş çıktı. Bir tek yolu var kendi gücümüze ve bilgi silahına dayanıp gerçekleri görmek, içinde sevgi taşıyan güler yüzlü empati sahibi, çevreci, hayvan sever vs. vs. tüm Dünya insanları ile gönül zincirinde birleşmek ve kötüleri icraatları ile birlikte ifşa etmek. Bu kalemler milyonlara, milyarlara çıktığı zaman her türlü silahtan daha etkili olacaktır, en korktukları silah budur, bunca psikolojik harp tekniği ve bunca satılık kalem niyedir dersiniz? Saygılarımla
|
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.K.Atatürk