|
Çok haklısınız Turan Akyel Bey kardeşim, ben de biliyorum kocası hapisteyken başkası ile kırıştıran kadına nasıl hitap edileceğini de... Biz gene de efendi kalalım...
Neyse konumuzdan ayrılmayalım,konumuz Leyla Zana Hanımefendi ve son Diyarbakır icraatı... Kendileri bir kez daha, aponun fedaisi olarak efendiyi İmralı’dan alabilmek için DTP’nin önüne düşüp ahaliyi isyana yönlendirmişti ve bendeniz “Bakalım devlet ne yapacak” diye üç gündür vaziyete bakıyordum!.. Bakıyordum çünkü Leyla Hanımefendi’nin önderlik yaptığı sürü, onun verdiği gazlarla Türk devletine karşı savaş naraları atıyorlardı... “Yaşamak için savaşır, barış için ölürüz”, “Kan taciri Adaletsiz Kâfirler Partisi AKP”, “Katil Erdoğan”, “Kandil’e uzanan eller kırılsın”, “Bijî Serok apo”, “pkk halktır halk burada”, “Vur gerilla vur kürdistanı kur” “HPG cephede, Büyükanıt nerede” Sloganları atan pkk çetesine önderlik etmek oldukça demokratik bir tavır olarak kabul edildi ki, AB dokunulmazlığı bulunan Leyla hanımefendiye yan gözle bile bakamadılar!.. Bu duruma karşı, okuyucularımızdan Mehmet Tuzcu “Kendisi hakkında bir karikatür yapıldı diye mahkemeye kosanlar nedense Zana’ya bir şey yapmıyorlar...” yorumu yapıyor, ne diyelim erenlerin sağı solu belli olmaz!.. Biz de durumdan faydalanıp Leyla Hanım’ın Diyarbakır’da aydınlattığı yoldan feyz almağa çalışalım!.. Mesela kendilerinin “şeref” konusunda ne kadar derin saplantıları olduğu bir kez daha ortaya çıkmış bulunuyor... Diyor ki; “Yaşam tek bir şey ile onurludur. Bir kral da kefenle gider, bir çoban da. Ama sadece bir şey kalır, o da şereftir. Biz şerefli bir milletiz. İkiyüzlülüğe, fesada dî Bes e. (Bu edi bese yeter artık demekmiş) diyoruz. Özgür olmayana kadar yaşamı kendimize haram edeceğiz. Sizi bilmem ama ben özgürleşmeyene kadar yaşamı kendime haram ediyorum.” “Yani özetle Türk devleti,bu hanımefendi ve saz arkadaşlarının şerefini rencide ediyor (!) ve bu yüzden “yaşam ona haram” imiş!.. Şimdi bu “haram” yaşam biçimine bakalım... Kendisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sağladığı alt yapı,imkan ve ortamdan da faydalanarak şu anda memleketin oldukça zengin bir iş kadını olarak mütalaa edilmektedir... Türkiye Cumhuriyeti Devleti parlamentosunun emekli maaşı ile taltif edilmiştir ve cebinde devletin yeşil pasaport hakkı bulunmaktadır... Leyla hanımın şerefi, her gün çemkirdiği Türk devletinin imkânlarına sırtını dönmeğe engel değildir... Bir de apo şeyhi serbest bırakılırsa şerefinin rencide olması yolundaki bütün engeller kalkacaktır... Aziz okuyucu... Bu kadının, AB istekleri doğrultusunda apar topar cezaevinden çıkarılışını hatırlayın... Şimdi Çankaya’da oturan, dönemin Dışişleri Bakanı’nın konutundaki sıcak davetlerini de... Atatürk Havalimanı VIP salonunda tanık oldukları bir sahneyi, görevlilerden dinlemiştim... Ülkenin süper zengin patroniçesi bir başka hanımefendinin bu kadına sarılarak kutladığını, mücadelesini yere göğe koyamadığını aktarmışlardı!.. O hanımefendi, malum partinin durumuna alkış tutmakla da ünlüdür... Leyla Hanımefendi, kendisini “özgürleştiren” iktidar Partisi ve lideri için bakın Diyarbakır’da neler diyor... “AKP’nin gaflet ve ihanete dahil edilmeye çalışan tüm bölge seçilmişlerini, bu tutumlarından vazgeçip, halkımızın onurlu duruşuna saygıyla yaklaşmaya çağırıyoruz... “ Hanımefendi’ye göre sırtını apoya dönen AKP’li vekiller “hain”dir!..Onları tehdit ediyor... “AKP’yi tüm ülkemizde tecrit etmeye çağırıyoruz...” diyor... Diyarbakır’dan Sevr’i ilan edercesine kafa tutuyor “En çağdaş ve halklar adına en gerçekçi çözüm yolu ‘Demokratik Özerk Kürdistan’ın ilan edilmesini” istiyor... Savaş tamtamlarına şöyle vuruyor.” “Buna karşı tam bir seferberlik ruhuyla demokratik direnişi geliştirmek bizlerin ve halkımızın yaşamsal ve onursal en temel görevidir.” Ve efendisini adres gösteriyor “Tek muhatap öcalan İmralı tecrit sistemini parçalayın”... Sürü, bu gazla günlerdir saldırıyor... Devletin yaptığı.. “Leyla’yı dinlerim gözlerim kapalı!..”
|