|
Almanya'da eğitim gören Türk öğrenciden aldığım mektubu yansıtmayı sürdürelim... Mektubun bu bölümünde, Türkiye’den bu ülkeye giden öğrencilere “Kucak açan!” cemaatlerle ilgili bilgiler mevcut... Hemen o satırlara geçelim...
“a- Malum cemaatin Almanya’ya yeni gelen Türk öğrenciler üzerindeki hassasiyeti: Yeni gelmiş bir öğrenci iseniz, kolayca göze batarsınız. Kampuste rahatça bulunur ve muhatap alınabilirsiniz. Ne hikmet ise, kaldığınız yurt ya da evin posta kutusuna cemaatin kendine ait ‘’Kamufle edilmiş’’ reklam broşürleri ve mecmuaları atıldığına şahit olabilirsiniz. Bu da yetmemiş gibi sizi cep telefonunuzdan arayıp aralarına davet edebilme cüretini dahi gösterebilmektedirler. Şahsın haberi olmadan, adres, telefon gibi kişisel bilgilerin kullanılmasının hukuki bir suç olarak sayılmasının göze alarak bu kadar rahat davranmaları gerçekten şaşırtıcıdır. Akıllara takılan soru ise, bu kişilerin yeni gelenlere nasıl böylesine rahat ulaşabilmeleridir. Kanaatimce üç ihtimal ağır basmaktadır; öğrenci kayıt bürosu, oturma izni alınan belediyeler veya gümrük polisi. Bu üç kurum ile yakın çalışma içerisinde olma ihtimalleri doğrultusunda kolayca istihbarat toplamaları mantıklı olabilir. b- Cemaatlerin maddiyat karşılığı yandaş toplama çabası: ‘’Yeşil sermaye’’ denilen kavram kendini burada göstermekte ve sömürücü propoganda ile genç beyinler kendi taraflarına çekilmektedir. Eskiden ‘’Atatürkçülük’’ üzerine nutuklar atan kişilerin, bir kaç günde para uğruna taraf değiştirmeleri de bir çok kişinin şahit olduğu hadiselerdendir. Kendilerine kazandırdıkları gençler durumu oldukça iyi apartman dairelerine taşınmakta ve kendilerinden kira alınmamaktadır. Her daireden sorumlu ağabeyleri ve emirlerine amade bir otomobilleri vardır. Kendilerine kıyafet ve dizüstü bilgisayar da tahsis edilmektedir... Öğrenci kardeşimin satırları “Aslında ara maddeler daha da uzayabilir ve bu konu hakkında lisans tezi dahi yazılabilir. Size, burada bulunduğum süre dahilinde gözüme çarpan olumsuzlukları kısaca anlatmaya çalıştım...” diye devam ediyor. Ve altını çizdiği konuyu da şöyle belirtiyor... “Lütfen unutmayınız ki, buradaki olumsuzluklara karşı boynumuz asla bükük değildir! Vatanımıza hizmet için gurbet çilesini göze aldık ve tüm zorluklara göğüs gererek eğitimin yanında bu kötü şartlara karşı da günlük hayatta mücadele vermekteyiz. Belki soracaksınız, neden eğitim için orayı seçtin diye. Bunun tek bir cevabı vardır, Behiç Bey: Düşmanınızı tamamiyle yenmeniz için onun bildiğinden daha fazlasını bilmeniz gerekir! Benim buradaki hayat felesefem bundan ibarettir. Umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir. Bu vatana hizmet için bizi doğuran analarımız evlat hasretini bağırlarına basmışlardır. Bu sıraladığımız şartlar altında dahi asla pes etmeyen ve sürekli çalışma azmini içinde barındıran bir çok genç mevcuttur. Bizlerin ülkemize ve milli değerlerimize olan sadakatimiz lütfen unutulmasın. Genç yaşımızda omuzlarımıza almış olduğumuz bu büyük sorumlulukların ileride mutlaka meyvelerini vereceğinden şüpheniz olmasın...” Bu kardeşlerimizin dik duruşu ülkemizin geleceğinin teminatıdır...
|