|
Bana gönderdiği mektubu “Ben 21 yaşında, İstanbul’daki lise öğreniminden sonra üniversite eğitimini Almanya’da mühendislik alanında sürdüren bir Türk genciyim...” diye başlıyor... Bu değerli okuyucu kardeşimin uzun mektubunda, Almanya ilgili çok önemli izlenimleri bulunuyor... Bu izlenimleri aktaracağım...
Özellikle eşkıya sürüsü tarafından taciz edilmemesi için adını saklı tutacağım... Satırlarını ibret, dehşet ama bilgilenerek okuyacağınıza inanıyorum... Onun yazdıklarını üç güne ancak sığdıracağım ve özetlemeden aktaracağım... İşte yazdıklarının ilk bölümü... “Bu mektubumda size, Almanya’ya Türkiye’den eğitim amaçlı gelen vatansever Türk gençlerinin karşılaştığı manzara hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum. Günlük karşılaşılan sorunları şu şekilde sıralayabiliriz: 1.) Alman zihniyetindeki yabancılara karşı olan önyargı... a- Türkler’e ‘’Milliyet’’ kavramı ile gösterilen önyargı: Tarih bilgisinden yoksun bir mantelite ile Türkler’in sadece ve sadece fiziksel zarar vermek amaçlı varolan bir yaratık topluluğu olarak görmekte ve sürekli ‘’Viyana Kuşatmaları’’ korkusunun intikamı ile yaklaşmaktadırlar. Yüzyıllarca korktukları bu milletin bireylerini, ‘’Yahu neymiş bu Türkler? Herif benim çöpümü topluyor; tuvaletimi temizliyor; ameleliğimi yapıyor... Biz bu ırgatlardan mı korkmuşuz onca yıl? Baksana şu zavallılara... Pis ezik barbar Türkler!..’’ düşüncesi ile hergün bakışları ve tavırları ile psikolojik olarak ezme gayreti içinde bulunmaktadırlar. Sadece tek taraflı ve yabancı düşmanlığı aşılayan gazeteler okuduklarından, herhangi bir konuyu geniş çapta tartışacak kapasiteye ve zekaya sahip değildirler. Fakat kendi bildiklerinin istisnasiz doğru olduğunu iddia ederler. Aksini ispatladığınızda, eğer iyi eğitimli bir Alman ise; sizi takdir eder; tolerans göstermenin anlamını bilmeyen biri ise; yabancıya karşı kaybetmenin vermiş olduğu hırstan ortamı hemen terk eder. Türkiye’deki terör sorununu ‘’Faşist Türkler, Kürtler’i barbar zevkleri uğruna kesiyor; onlar da doğal olarak haklarını arayıp kendilerini savunuyorlar.’’ Avrupa Birliği meselesini, ‘’Faşist Türk ordusu Türkiye’deki demokrasinin gelişimi için büyük engel. Avrupalı dediğin her türlü hakka sahip olmalı. Bu ortam henüz Türkiye’de yok. Türkiye, Müslüman bir ülke olduğu için şiddet yanlısı insanla dolu. Üyelik durumunda bu kadar şiddet yanlısı barbar mutlaka bizim topraklarımıza gelecek. Müslümanlık ve milliyetçilik AB için büyük bir zehir. Mümkün olduğunca en aza indirgemek lazım.’’ 301 meselesini, ‘’Bir insan kendi ülkesinde istediğini söyleyemiyorsa o ülkede ne demokrasi vardır, ne hukuk, ne de insan hakları!’ Yüce lider Atatürk için, ‘’Ne o öyle, ölmüş diktatöre mi tapılıyor bu ülkede hala? Kemalizm denen saçmalık Türkiye’de yapay bir din olarak kullanılmakta. Tam bir ortaçağ manzarası!’’ şeklinde yorumlamaktadırlar. b- ‘’Müslüman-Terörist’’ mantığı ile gösterilen önyargı: 11 Eylül hadisesi ile Hristiyan alemi tarafından başlatılan Müslüman kıyımı propogandasının örnekleri kendini göstermektedir. İsrail-Filistin ve Rusya-Çeçenistan gerginlikleri, başladığından beri genellikle Müslüman tarafların iddia edilen terör oranizasyonları ile anılmaktadır. Bu altyapı yıllar boyunca kendini medyada sabitleştirmiş olduğundan, Müslüman bir şahıs, topluluk ya da ülkenin yapmış olduğu en ufak saldırı, tipik geri kalmış Avrupa genellemesi ile tüm Müslüman alemi ile özdeşleştirilmektedir. Bugün Avrupa’da bir Müslüman’ın ev kiralamak, otomobil satın almak, hatta ve hatta arkadaşlık kurmak gibi hadiselerde karşılaştığı zorluklar geçmiş senelere göre çok daha fazladır...”
|