Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
02
Ekim
2008
Önsayfa arrow Yazarlarımız arrow Bir Karınca Kadar Olamamak Ne Acı !
Bir Karınca Kadar Olamamak Ne Acı ! Yazdır E-posta
Pazar, 10 Ağustos 2008
ImageMutfağımı karıncalar işgal ettiler.
Tıpkı emperyalistler ve işbirlikçileri gibi…

İncelemeye başladım bizim ‘’işgal kuvveti’’ olan karıncaları…
Dökülen ve ama hiç önemsemediğim(!) her zerreyi nasıl götürüyorlar diye…
İşimi gücümü bıraktım, beyaz yer karoları üzerinde, karıncaların hareketlerini incelemeye başladım.
Elimde şeker kristalleri oraya buraya koyuyorum (pislik yapıyorum anlayacağınız, nasılsa temizleyen benim(!)).
Önce fark etmediler.
Gelen tek karıncanın burnunun dibine koydum fark etsin diye,
Önce hareketimden korktu, ama birden ters döndü ve şeker kristali ile ilgilendi.
Ve sonra birden hızla, telaşlı telaşlı uzaklaştı…

Bakınmaya devam ediyorum. Bir yandan da ''şeker kristali ile ilgilenmediler'' diye düşünüyorum.
Zaten bir saçmalık benim yaptıklarım.
Ortalığı nasıl temizlerim derken, ip gibi tek sıra halinde karınca sürüsü gelmeye başladı…
Akın akın geliyorlardı, önce istikametin neresi olduğunu anlayamadım…
Derken benim koyduğum kristal tanesine yaklaşıyorlardı.
Sanıyorum ki en önde ki benim öncü dediğim ispiyoncu karınca…
Şeker kristalimi aradım ve buldum, tükürüğümle ıslattığım parmağımla alıverdim.
Karıncalar geldiler, baktılar ki şeker yok!
Biraz karışık duruş sergilediler ve yine ip gibi sürü halinde sırayla geldikleri gibi gittiler…
Başarmıştım, şaşırtmıştım onları keyfime diyecek yoktu.
İşgal kuvvetlerini Klavuz Hatice gibi aldatmıştım(!)
Derken biraz sonra bir karınca daha…
Salak salak ortalıkta düzensizce, bana göre hedefsizce yürüyordu.
Belli ki ortalığı kolaçan etmeye gelmişti.
Muhtemelen benim demin ki öncü, ispiyoncu karıncamdı…
Yeniden şeker kristalini burnunun ucuna dayadım.
İlgilendi…
Ama yine bir şey yapmadan çekti gitti.
Ben bekliyorum ki şeker kristalini alsın gitsin…
HAYIR!
Alıp gitmiyordu…
İstikamet bulaşık makinesinin altıydı… Yerlerini tespit etmiştim (ilaçlama ile işgal kuvvetlerinin köküne kibrit suyu verecektim.)
Bu sefer ciddi merak içinde beklemeye koyuldum…
( güldüğünüzün ve zamanı hoyratça kullandığımı düşündüğünüzün farkındayım!)


Yine ip gibi, sürü halinde, sıra sıra karıncalar…
Yer direk şeker kristalinin bulunduğu yer…
Bu oyun zevkli hale gelmişti, yine parmağımı tükürüğümle ıslatıp şeker kristalini alıverdim.
Aklım sıra eğleniyordum.
Hedeflerinde ki şeker kristali yine yoktu!


Buraya kadar her şey güzel gelişiyordu…
Ama sonra olanları anlayamıyordum, hızla gelişiyordu.
Karıncalar hedefteki şeker kristalini göremedikleri zaman birden karışıklık oldu.
Telaş içinde koşuşuyorlar, sağa sola dağılıyorlardı.
Ortalıkta acayip bir şeyler dönüyordu.
Sonra birden yok oldular…
Dikkatle yere baktım, minnacık bir karaltı hareketsiz duruyordu.
Yakın gözlüğümü almak ve daha net görmek için koşturdum, aldım geldim ve onunla bakmaya başlayınca acımasız gerçeği keşfettim.


Benim ispiyoncu öncü karınca ‘’öldürülmüştü!’’
Yerde sessizce yatan oydu...
Kendi kardeşleri tarafından ‘’hata yapıyor’’ diye yok edilmişti!
Dona kaldım.
Bir karınca benim yüzümden öldürülmüştü!


Birden kafamda çizgi filmlerde ki gibi şimşekler çakmaya başladı.
Çalışkan bildiğimiz, bize sevimli gelen karınca, aynı zamanda ''çok acımasızca'', ‘’başarısız’’ olanları öldürüyordu!
Hataya bir kere onay verdiler!
Üçüncü hata olmadan tedbirlerini aldılar ve yok ettiler.
Acımasızca yok ettiler öncü karıncalarını.
’Acımasızlık olmadığını’’ düşündüm sonradan, bu ‘’isteklerinin yok edilme nedenlerinin’’ ortadan kaldırılmasıydı…
Ya da hedefe varmak için yollardaki engellerin kaldırılmasıydı…
Basit bir kuram aslında…
Yaşamak için öldürmek!

 

Oysa biz yıllardır evimizi, soframızda ki lokmamızı bile paylaşanları fark edemiyoruz!
Bizleri bu hale düşüren nedenleri ortadan kaldırma yetisine bile sahip değiliz!
Hata üzerine hata yaptıkları, kendilerini ifşa ettikleri halde, bir karınca kadar başarılı olamıyoruz!
Hala öncü saydığımız kişiler başımızın tacı olarak tutuluyor!
Kazıklar üzerine kazıklar yiyoruz!
Hem de hiç farkına varmadan, afiyetle!

 

Karıncalar bana bir insanın istekleri ile arasındaki engelin çoğu zaman kendi içindeki korkuları olduğunu öğretti…
Kendi içinde büyüttüğü korkuları ve engelleri…
İnsan da kendi içinde yaşattığı korkuları yok ederse, aşarsa; istekleri doğrultusunda engelleri yıkabilir!
İstekleri gerçekleşebilir…

Karınca kadar korkusuz, prensipli ve acımasız olmak!
Ama sonra bir başka şeyi daha öğrendiğimi fark ettim.


İNSAN olarak bir karıncadan bile çok şey öğrenebildiğimiz gerçeğini…

 

Bir karınca kadar olmadığımıza, olmayacağımıza, engelleri aslında içimizde yarattığımıza mı üzüleyim bilemedim…

Zamanı çoğu kez ‘’hovardaca’’ harcarız, zamanın hiç tükenmeyeceğini düşünerek!

Zamanın tükenmekte olduğunu hissedince de ‘’aradaki detayları nasıl görmedik?’’ diye hayıflanırız!
Beyhude…
Diğerleri ise karınca misali, üçüncü hatayı yaptırmadan başarılara imzalarını atıyorlar, gülümseyerek!

Ne acı!

Bir karınca kadar olamamak ne acı!


Saygılar.

3 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.
muhlisegungor
17 Ağustos 2008 16:20 20
Başarı Göstergesi: +1

Sayın Ahmet Bey
Evet, haklısınız ne diyeyim:))
Ben sebep oldum, bir karıncanın öldürülmesine ve suçluyum!
Peki, diğer suçlulara da bana gösterdiğiniz hassasiyeti gösteriyor musunuz?
Bir olayı açığa kavuşturmaktan yanayım.Keşke söylediğiniz gibi YAZAR olabilsem.Ama değilim.
Yine de bana, benim için anlamı çok büyük olan bu sözcükle hitap etmenize teşekkür ediyorum.Sadece içimdeki isyan çığlıklarını yazıyorum, o kadar.
Yorumunuz için teşekkürler ediyorum..

Başarısız
Başarılı
_AHMET_
17 Ağustos 2008 15:30 54
Başarı Göstergesi: +0

Sayın yazar siz bir katilsiniz..hemde karınca katili:))

Başarısız
Başarılı
sabankayaci
15 Ağustos 2008 13:25 11
Başarı Göstergesi: +1

Evet haklısın bir karınca kadar bile olamıyoruz. Kendimizi geleceğimizi, bağımsızlığımızı çok övündüğümüz, artık sadece mısralarda kalan " zincirleri kırar atarım" , özgürlüğümüzü bile koruyamıyoruz...

Başarısız
Başarılı

 
  küçült | büyült
 

busy
 

  :: Türkiye'de Yolsuzluklar Açıkça Himaye Ediliyor   :: Putin: Krizin Nedeni Amerikan Finans Sisteminin Sorumsuzluğu   :: AKP için uygun slogan aranıyor!   :: Atatürk'ün karma ekonomik modeli   :: Sayın Tümer Halil'e cevabımdır   :: Avusturya'da hükümet istifa etti   :: Selvi'den Hükümete zam eleştirisi   :: İçli'den Anayasa değişikliği uyarısı   :: Eylül'de 309 bin kişi ATA'nın huzuruna çıktı   :: Diyarbakır'da çatışma:1 Şehit   :: Hamilelikte kullanılan vitaminler bebekte astıma neden olabilir   :: Sosyal Güvenlik Sistemi açığı 17 milyar ytl'yi aştı   :: Enerjide dağıtım özelleştirmesine mola veriliyor   :: TÜROFED:"Son yılların en hareketli bayramı yaşanıyor,ama karlılık yok"   :: "Türkiye'nin en büyük problemi AKP yönetimi"   :: Mutsuzluk üzerine...   :: Kriz adım adım Türkiye'ye geliyor   :: Hindu tapınağında panik çıktı: 168 ölü   :: Doğalgaz'a zam   :: Dünyada şok   :: TBMM,yeni yasama yılına yarın giriyor   :: Eruygur yoğun bakımdan çıkıyor   :: Çin'de zehirli çay paniği   :: Google'ın Türkiye'ye jesti   :: Brüksel'in gözü Ankara'da   :: DSP'de " Sarıgül" sesleri   :: Eryılmaz: "İçişleri bakanlığı çifte standart uyguluyor"   :: Türkiye'nin enerji faturası kabardı   :: Bahçeli'den "Üslup" çağrısı   :: Elektrik zammı yarın yürülükte

   
Zafer YÜCEL
Zafer YÜCEL Hasta hakları koca bir palavradır... Türkiye de senelerdir hemofili sorunu yaşanmaktadır. Birçok il’e yayılan mevcut hasta sayısının 3.500 ...
     
 

SİZ'CE

200TL'de Atatürk resminin olmaması Kemalizm'e bir saldırı değil midir?

(469 oy)

  • 54% (253)
  • 46% (216)
yükleniyor


Ulusal Bilgi Merkezi