Freud, bilinçaltındaki kaygıların ya da duyguların dil sürçmeleriyle dışa vurumuna inanırdı. Dil sürçmeleriyle ilgili pek çok araştırmaları vardır.
Beden dili dediğimiz olay ise, karşımızda ki kişinin konuşmalarından önce ortaya çıkan bir olaydır ve konuşmalar boyunca devam eder. Kişi konuşurken beden dili dediğimiz sözsüz konuşma o kişinin konuşmalarının, duygularının kısacası ruh halinin ortaya çıkışıdır. Siz ne kadar rol yaparsanız yapın, olaya hazırlıklı gelirseniz gelin bazen basit bir dil sürçmesi, basit bir beden dili dediğimiz jest ve mimikler kişinin ne kadar samimi olup olmadığı, kaygılı olup olmadığı hakkında bilgi verir. Dikkatli bir gözlemci bunları kolayca anlayabilir. ‘’Büyük düelloda’’ dikkatimi çeken bir ‘’dil sürçmesi’’ oldu. Eroinle ilgili savunma konuşmasını yaparken Dengir Mengir Fırat eroinden söz ederken MAL sözcüğünü kullandı. Yaşamında eroini hiç görmemiş sade bir vatandaş, eroine ‘’eroin’’ der… Eroine kimler ‘’mal’’ der? Polis der… Hele ki narkotikçi ise, görevleri gereği bu tür uyuşturucularla çok meşguldürler. ? Ya ille de ‘’yeşil’’ isterem belgesi? Ne yapsın adamlar kırmızı bayrağımızın rengi. Kırmızıyı ister mi hiç? Zaten bunca zamandır travmalar içinde kıvrım kıvrım kıvranırken, Birde ikinci KEMAL vakası ortalığı toz duman yaptı! Dengir Mengir Fırat’ın nedir bu KEMALLERDEN çektiği? Daha Mustafa Kemal’in travmasını atlatamamışken, şimdi de başına Kemal Kılıçdaroğlu travması geldi! Dil sürçmeleri… Terlemeler… Anlık minik jestler… Kırmızıdan hoşlanmayıp yeşile gitmek istemeler… Ve kendini tutamayıp küstahça anlatılan fıkra… Adamın kanında var derler ya, içine işlemiş. Bana göre en çarpıcı yanlar bunlardı. Yahya Demirel’le başlayan hayali ihracatların kimlere kadar uzandığının Danıştay tescili de eklenirse, gelir dağılımında ki adaletsizliğin etkenlerinden sadece birine daha aleniyet katmış oluruz! Buradaki mesaj: Demek ki ne yapacağız? Vekilleri İYİ seçeceğiz(!) ----- Başbakan‘’Kitap okumam bana özet geçiyorlar onu okurum’’ demiş… Olay şimdi çözüldü: Neden her şeyi yarım yamalak özet şeklinde yaptığı anlaşıldı(!) ---- Zahid Aykut Akman ikide birde ‘’ benim Almanya’ya girişim serbest(!)’’ diyormuş! Giriş serbest de çıkışı ne edeceğiz? ----- O meşhur yemekte Gül:’’Türkiye’nin yer aldığı coğrafi konum nedeniyle değişik kültür ve uygarlıklar arasında köprü oluşturduğunu vurgulamış. O köprüden nedense bir tek Türklere geçit hakkı tanınmıyor! ----- Cumhurbaşkanı Gül, ABD’ de ‘’100 yıl kalkınma hedefleri yüksek düzeyli toplantısında’’ ‘’fakirlik ve açlık’’ konulu yuvarlak masa toplantısında konuşma yapmış. 70 milyon nüfusun 67 milyonunun fakirlik ve açlık sınırında olan ülkenin cumhuru olarak oldukça önemlidir. Zira takım arkadaşlarıyla beraber ‘’fakirleştirme’’ konusunda oldukça deneyime sahiptirler! ----- Deniz Feneri ile ilgili dosya daha yeni bakanlığa gönderilmiş! Ağır çekim bu olsa gerek! Yeteri kadar ağırkanlı davranan aslında bizleriz! Mustafa Kemal, ''Bursa Nutku'' gibi çok önemli bir söylevinde Cumhuriyet'in ve devrimlerin bekçisi olarak Türk Gençliğini görüyor. Onurların en büyüğüne sahip olmakla beraber, bu çok büyük bir sorumluluktur! 5 Şubat 1933’ten 1975 yılına kadar Bursa Nutku’nun varlığı neden saklanmış anlaşılıyor. Artık bekleme zamanı değil! Sorumlulukların yerine getirilme zamanıdır! Saygılar.
|