Giriş
20
Kasım
2008
Mutsuzluk üzerine... Yazdır E-posta
Ertaş Çoban   
Çarşamba, 01 Ekim 2008

Ertaş ÇobanŞimdi nerden başlayacağımızı bilmediğimiz birçok olayın karşısında bu satırları sizlere sunuyorum. Ben bir öncekini anlamaya çalıştıkça başka yeni olaylarla karşılaşıyorum.

Ergenekon denilen bir soruşturma günlerdir gündemimizde.
Her gün bu soruşturmada “neler gerçekleşti, kimler gözaltına alındı kimler alınacaklar listesinde, ortaya çıkan bir başka durum var mı?” sorularına yanıtlar bulmaya çalışıyoruz hep birlikte.
Kim varsa hükümete karşı olduğunu bildiğimiz, onlara Ergenekoncu diye yeni unvan yakıştırılıyor.
Bulunduğum ilçenin ADD Şube Başkanı olarak Altı yıldır büyük bir onur ve gururla görev yapmaya çalışan biri olarak Atatürkçü Düşüncenin büyüklüğü içerisindeyim.
Her geçen gün bu düşünce beni kendisine hayran bırakıyor.
Ulu Önder Mustafa Kemalin açtığı yolda, onun öngörüsü ve üstesinden geldiği zorlukların büyüklüğünü defalarca görüyorum.
Benim gibi bu büyüklükle yaşayan milyonlarca insan gibi ülkemin bugün götürülmeye çalışılan tehlikenin farkındayım.
Belki şu satırları okuyan sizlerde içerisinde bulunduğumuz durumu bütünüyle anlatan “Gençliğe Hitabeyi” düşünüyorsunuz.”Bursa Nutkunu” ve diğer söylenen sözleri.
Baştan sona bir kuşatılmışlığın içerisinde bulunduğumu düşünüyorum.
Geleceğimizin birilerine pazarlanıyor düşüncesi beni fazlasıyla rahatsız ediyor.
Yıllardan beri büyüklerimden öğrendiğim -vatana millete hayırlı bir birey olma ülküsünü, bugün karşılaştığım yeni nesilde görmemekte başka bir sıkıntım.
Yaşadığım şehir başta olmak üzere karşılaştığım ve görüştüğüm her insanın, içinde bulunduğu zor ve altından kalkılamaz koşulları görmek mutsuzluğumu daha da arttırıyor.
Kiminle konuşursanız konuşun ya da tanımadığınız birlerine kulak misafiri olun herkesin özellikle ekonomik koşulları tamamıyla bir darboğazın içinde.
Çare derseniz yok, çözümsüzlük içerisinde her gün yeni bir çözümsüzlükle karşılaşmak herkesin gerçeği.
Tüm alın teri ve emekle oluşturulmuş, ülkemin geleceği olan kurumlar birer birer satılıyor.
Kendi ülkemde yabancı durumuna düştüğümü hissediyorum.
Eğer ki iddialar doğruysa artık satılacak bir şeyimizin kalmadığı gerçeği başka bir mutsuzluk sebebim.
En az üç çocuk yapın diyen sayın başbakanın bu düşüncesini, doğacak her bebeğin borçlu doğacağını bilen biri olarak sadece borçların eşit bölüşülmesi düşüncesinin bir ürünü olduğunu bugün daha iyi anlıyorum.
Kendi ülkemizde yabancı olduğumuz bir yana üstüne bir de borçlu bir nesil geliyor olması benim tahammül edebileceğim bir durum değil.

Ülkemde birileri mutlu azınlık olarak yaşamlarını sürdürüyor.
Geriye kalan biz diğerlerinin onların değirmenine su taşıyor gerçeğini biliyor olmam başka bir bunalım durumum.
Henüz 17 yaşına gelmeyen birilerinin bazı imkânlarla şirket yöneticisi olmaları, başkalarının birlerinin damadı olarak her türlü imkâna sahip olmaları, bir başkasının birlerinin oğlu olarak nedense sonunda hep sıkıntı çıkan bir ürünün ithalat ve ihracatçısı olması ve beraberinde büyük paralar kazanarak çıkar sağlamaları,
Tüm bunlar olurken alın teri kurumadan ürünün değeri sıfır noktasına gelen çiftçinin mahsulünün para etmediği gibi emeklerinin zayi olması,
Gübre ve mazota çalışarak bankalara borçlarından dolayı icralık olmaları,
Banka kuyruklarında adına destekleme denilen üç beş kuruşa el açıyor olmaları ve saatlerce onu alabilmek için çektikleri eziyetler,
Asgari ücretlinin bir dokunup bin ah işiteceğiniz hali,
Memurun, işçinin bir de bunun yanında tüm olumsuzluklarıyla yaşamaya çalışan işsizlerin,
Ayrıca işsizlik kervanına katılamaya aday binlerce insanın durumu aklıma geldikçe,
Esnafın durumu aklıma geldikçe,
Ülkemin dinamikleri olan gençler aklıma geldikçe,
Satılan değerlerim, zayi olan geleceğimiz aklıma geldikçe,
Ülkemde yabancı olacağım hiç aklımdan çıkmazken,
Bir başkalarının talihsiz açıklamalarla (önceki yazımızda da belirttik) bugün varlığımızın sebebi Atatürk Devrimlerine travma demesi hala anlamaya çalıştığım bir durumken,
Kendi imkânları iyi ki, Kanadaya gitmiş ve tekrar ülkemize dönen bir bayanın ben Hümeyniyi seviyorum, Atatürk’ü değil demesi,
“Keşke İngiliz mandasında olsaydık” demesi
Ve hepinizin bildiği gibi diğer sebepler benim mutsuzluğumun sebebi.
Baştan sona yukarıda sıraladığım bu karmakarışık ve kopuk anlatım için beni bağışlayın.

Çünkü mutsuzum…

Düşünmüyor da değilim hani benim mutsuzluğuma sebep olan ve tüm saydığım mutsuzluk kaynağı,600 yaşına dayanmış Ergenekon olmasın.


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy