|
Anayasa Mahkemesi, AKP'nin kapatılmasına ilişkin davada yasal süreci başlattı. Bundan sonrası yargının işi...
Mahkemeyi, dosyaları ile baş başa bırakıp siyasetin akışına geçelim... Başbakan Erdoğan 'ın, sözlüğüne "hukuk" sözcüğünü nihayet eklediğini gördük! Son grup toplantısında lütfetti, bundan sonra adımlarını "hukukun üstünlüğü" ilkesine dayalı olarak atacaklarını söyledi... Biraz zahmet olacak ama! Elbette bu açıklama AKP'nin yürürlükteki yasalara tümüyle bağlı kalacağı ve Anayasa Mahkemesi'ni rahat bırakacağı anlamına gelmiyor. AKP'nin önde gidenleri hafta başında bu sütunlardan aktardığımız anayasayı değiştirip parti kapatmayı, daha doğrusu AKP'yi kapatmayı olanaksızlaştırma arayışlarını sürdürüyor. Arkadaşlar yeni bir ikilemde: AKP'yi anayasayı değiştirerek mi kurtaralım, değiştirmeyerek mi? Bu ikileme gelmelerinin nedeni şu: Sıkıştıkça kendisi için anayasa ve yasa değiştirmeyi gelenek haline getiren AKP, kamuoyu önünde "mağdurlar" oyununu oynamakta artık zorlanıyor! *** Kendini kurtarmak için AKP'nin seçeneği çok, ama Türkiye'nin seçeneği yok! AKP, şu havayı pompalıyor: Benim dışımda hükümet kurma gücüne ulaşan parti yok, buna ulaşabilecek parti de yok. Herkes yerini bu gerçeğe göre saptasın! Ben gidersem istikrar da gider, itibar da! Yukarıdaki saptamaların tümü; demokrasisi rayına değil, karaya oturmuş ülkelere göredir! Ne demek seçeneğim yok? Önceki hükümetler de sık sık buna sarılırdı, ama AKP'nin daha densiz bir siyaset izlediğini görüyoruz. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz 'ın açıklamaları ortadayken AKP'nin "Ben ekonomiyi düze çıkardım. Dava açılınca bozulma başladı, ona göre" türünden tehditlere hiç hakkı yok! Türkiye yönetilmiyor, idare ediliyor! Bu noktada AKP ikinci sorundur. Birinci sorun şudur: AKP'nin karşısına ne konacak? Bu soru toplum katında yanıtsız kaldığı sürece ne demokrasimiz gelişebilir, ne ekonomimiz... Ne de toplumsal gerilim düşer. İçinde bulunduğumuz durumla AKP'nin "Durmak yok, yola devam" sloganı birleşince akla şu anlatım geliyor: Erdoğan, fren pedalını sökmüş, gaz pedalının üzerine de kalınca bir tuğla koymuş, koltukta bağdaş kurmuş, bağıra çağıra direksiyon sallıyor! Bu araç kaza yapmaz diyorsanız, bize el sallamak düşer! *** Siyasetin bir tarifi de şöyle yapılabilir: Umut üretme sanatı! AKP'nin karşısına, daha güzel bir Türkiye umudu sunabilecek hareketler gerçek anlamda seçenek oluşturabilir. AKP'nin Türkiye'yi nereye getirdiğini, nereye sürüklemekte olduğunu pek çok kişi görüyor. Aklı başında herkes, bu gerilimden siyasetin kuralları içinde çıkmanın en doğru yol olduğunu düşündüğüne göre, herkesin "seçenek üretme" sorumluluğu alması gerekiyor. Buna en yakın aday elbette mevcut, parlamentoda yer alan siyasi partiler, ama... MHP, AKP'nin neresinde dursam, sorusuna yanıt arıyor... CHP, topluma AKP'nin gerçek aynasını tutmanın yeterli olduğunu düşünüyor... Ne olursa olsun, Türkiye AKP'ye mahkûm değil... Bilge ne güzel söylemiş: Dağlar ne kadar yüksek olursa olsun, bir yanı yoldur!
|