• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
17
Mayıs
2008
Su Akar, Türk Satar! Yazdır E-posta
Mustafa BALBAY   
Perşembe, 15 Mayıs 2008

Mustafa BALBAYGeçen hafta Meclisten geçen yap-işlet-devret (YİD) modeli çerçevesinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğnün (DSİ) işlevlerinin yeniden yapılanmasına ilişkin yasa ile birlikte su kaynaklarımızın kontrolü de önce özel sektöre, devamında da yabancılara açılmış oluyor.

AKPnin öteden beri çıkarmak için can attığı yasaya göre, DSİ geleneksel işlevlerini bırakıyor. Sulama tesisleri gelir garantili olarak özelleştiriliyor. Bundan sonra yapılacak tesisler için de DSİnin işlevi neredeyse sıfırlanıyor.

DSİ, 6 yıllık AKP iktidarı döneminde kadrolaşmadan tırpanlamaya kadar her türlü saldırıya uğramış ve nefes alamaz hale getirilmişti. Çıkarılan yasayla birlikte fiilen tasfiye ediliyor.

Çiftçi de mevcut girdilerin maliyeti azmış gibi bundan böyle sulama sistemi için ayrıca ödeme yapacak.

Tıpkı tarımsal araştırma kurumlarının kapatılmasıyla tarımın ufuksuz kalması gibi DSİnin çökertilmesiyle de Türkiyenin yeterince yararlanamadığı kıt su kaynakları da tamamen rant amaçlı hedeflere teslim edilmiş oluyor.

***

Su konusunun pek çok boyutu var. Doğal olarak hangi kaba koyarsanız, ona göre şekilleniyor. Birinci boyutu şu:

Türkiyenin toplam akarsu potansiyeli 185 milyar metreküp. Bunun 110 milyar metreküplük bölümü kullanıma uygun. Bunun da 26 milyar metreküpü değerlendirilebiliyor. 84 milyarı boşa akıyor.

Gel de küplere binme! Buna bakıp şu deyimi üretmişiz:

Su akar, Türk bakar!

Sanki Türkiye su zengini bir ülkeymiş de bunun kıymetini bilmiyormuş gibi görünüyor. İşin aslı öyle değil. Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için kişi başına en az 8 bin metreküp su düşmesi gerekir. Bizde 1500.

Türkiyeyi çevremizdeki coğrafyayla birlikte değerlendirince durum biraz daha değişiyor; komşu ülkeler bizden fakir, potansiyelimize göz dikmiş durumda!

Suriye ve Irakla sınır aşan sular konusu yıllardır çözümlenebilmiş değil. Görünür gelecekte de çözümü zor. Dünyada da henüz ortak bir yaklaşım oluşturulamadı. BM verilerine göre, sınır aşan büyük ırmak sayısı 214. Bunun 69u Amerikada, 57si Afrikada, 48i Avrupada, 40ı Asyada...

Sınır aşan suların 23ü 4 ve daha fazla devletin içinden geçiyor, 36 3, 155’i 2 sınır aşıyor...

Sınır aşan değil, sinir aşan sular!

***

Kendimize dönersek...

AKPnin yaptığı, ABye verdiği sözlerden birini daha tutmak.

6 Ekim 2004te AB, Türkiye ile ilgili ilerleme raporunu açıklamıştı. Başbakan Erdoğan, 200 sayfalık metindeki yes ve noları birkaç saatte çözmüş, Metin bana makul geldi demişti!

O metinde su ile ilgili paragrafın bir bölümü şöyleydi:

Su önümüzdeki yılllarda Ortadoğuda artan bir şekilde stratejik öneme sahip olacak. Türkiyenin katılımıyla birlikte su kaynakları ve buradaki altyapının uluslararası yönetimi (Fırat ve Dicle üzerindeki barajlar, sulama tesisleri, sınır ötesi sularda İsrail ve komşuları arasındaki işbirliği) AB için temel bir problem haline gelebilecektir.

Parantez de metinde aynen böyle...

AKPnin su satış yasasıyla birlikte yukarıda aktardığımız deyim de güncelleşecek:

Su akar, Türk satar!


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 

Dinleme Gözaltısı!

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün yaşadığı “dinleme-izleme gözaltısı” başkentte uzunca bir süredir derinden derine tartışılmakta olan bir durumu...

Diğer Yazıları

Dengeli.net - Kalemini Kullan Sessiz Kalma...

 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-mail ile haberdar ol:

Sistem FeedBurner