ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney 'nin genel duruşuna, konulara yaklaşımına bakınca, adını Türkçeye şöyle çevirmek abartı olmaz:
Dik Çene! Beyaz Saray'ın Bush dahil en güçlü kişisi olarak tanımlanan Cheney, Türkiye'de açıklama yapmadı. Amerikan basınına şu görüşleri aktardı: "Türkiye'yi programa ben koymadım. Bush özellikle istedi. Kürdistan'a ilk ziyaretimi de yaptım." Cheney Ortadoğu turunu noktalarken Amerikalı gazetecilere alçakgönüllülük gösterisinde bulunmayı da ihmal etmedi: "Biliyorsunuz ben sadece danışmanlık görevi yapıyorum. Başkan Bush önerilerime katılır ya da katılmaz." Cheney'nin Türk medyasına konuşmaması 3 nedenle olabilir: 1- Türk medyası meşgul, kendi iç işlerine bakıyordur. Meşgul etmeyeyim. 2- Türkiye'den istediğimi alamadım. Diyecek bir şeyim yok. 3- Türkiye'ye neler istediğimizi söyledik. Ne kadarını nasıl yapacaklarına kendileri karar versinler. Açıklamayı da kendileri yapsın! *** Birinci şık, kara mizah... İkinci şık yüzde 40, üçüncü şık yüzde 60 olsa gerek! Cheney'nin, Türkiye'ye gelmeden önce Bağdat'ta Talabani ile yaptığı görüşmenin içeriği şöyle açıklanmıştı: Irak-Türkiye ilişkileri de ele alındı. Durumu ters çevirip baktığımızda, Ankara'da da Türkiye-Irak ilişkilerinin ele alındığı ortaya çıkıyor. Sızan haberlerle birlikte gözlemleri ve olasılıkları birleştirdiğimizde durum şöyle görünüyor: 1- Cheney, Gül 'le yaptığı görüşmede, Irak'ta BM kararlarına dayalı bir koalisyon gücü olarak durduklarını, BM izninin 2008 sonunda biteceğini ve çekileceklerini söyledi. 2- ABD'nin bir manda gücü olarak çekilme kararı alması, elbette bu ülkeyi terk etmesi anlamına gelmiyor. ABD, Irak yönetimiyle özel bir ikili anlaşma yapacak ve daha kalıcı hale gelecek. 3- Bu anlaşma çok büyük olasılıkla, Türkiye ile yapılan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması (SEİA) gibi olacak ama, ABD'nin kalıcılığı açısından daha ileri maddeleri içerecek. 4- Böyle bir anlaşmayı Kürtler çok ama çok istiyor. Şiilerle Sünnilerin nasıl ikna edileceği henüz belli değil. *** Yukarıdaki durum ilk bakışta şöyle yorumlanabilir: Bu bir ABD-Irak ilişkisidir, bize ne? Kazın ayağı öyle değil! Böyle bir anlaşmanın Türkiye'yi etkilememesi olanaksız. Her şey bir yana, terörle mücadelemizin geleceği belirsizleşebilir. ABD terör örgütü PKK için hâlâ "tamamen bitirilmeli" diyemiyor. Kullandığı en ileri tanım şu: "İzole edilmeli." Bunun yanında önümüzdeki dönem çok konuşacağımız bir durum daha var: 1991'de Sovyetler'in çökmesinden sonra yapısı adım adım değişen NATO, yeni görevler, işlevler üstlenecek ve tümüyle kabuk değiştirecek. Hani Anadolu'da derler ya; kurt, tüy değiştirir, huy değiştirmez! NATO da yapı değiştirmekle elbette ABD'nin ana gücü olma özelliğini yitirmeyecek. Hatta arttıracak. BOP'un da yeni kolluk gücü haline gelecek. Bölgede hem BOP'un içinde olan, hem NATO üyesi olan tek ülke var: Türkiye... İster misiniz bize her ikisinde de aktif görev verip, NATO üyesi Türkiye ile BOP eşbaşkanı Türkiye'yi ayrı ayrı kullanıp kişiliksiz hale getirsinler!
|