|
Pazar günü Akdeniz Üniversitesi yurtlarında meydana gelen olaylar hükümet hariç, herkesi ürküttü!
Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Efendi olayların ardından şu yorumda bulundu: "Üniversite rektörü de biraz kendi işine baksın!" Cemil Efendi, yargı, asker ve akademisyenlerin telefonlarının dinlendiği ve medya arenasına sürüldüğü günlerde de şöyle buyurmuştu: "O konuşmalar doğru mu, değil mi, kendileri açıklama yapsınlar!" Durum zaten dağınık, biz de konuyu dağıtmayalım, Akdeniz Üniversitesi'ne gelelim... Görüntüler hemen herkeste akla ilk, 12 Eylül 1980 öncesini çağrıştırdı. Olaylara katılanların neredeyse tümünün 1980 sonrası dünyaya geldiğini düşününce, üniversitelerimizi nasıl bir gelecek bekliyor, sorusu daha çengelli hale geliyor. Böylesi ciddi olayları analiz etmek için iki ana bölüme ayırmak gerekir: 1- Olayı yaratan süreç. 2- Olay sonrasındaki durum! Bazen öyle olur ki, olayın sonrasında yaşananlar daha ürkütücüdür! Tıpkı Akdeniz Üniversitesi'ndeki gibi... *** Üniversite yurtlarına eli silahlı, öğrencilikle hiç ilgisi olmayan kişilerin girebilmesi, aklımıza dahi getirmek istemediğimiz olasılıkları öne çıkarıyor. Karşılıklı grupların birbirine hedef gözeterek ateş edecek kadar düşman kesilmesi, bir anda gelişecek durum değil. Ya sonrası? MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli , grup toplantısında Türkiye'nin ülkücü-Kürtçü kavgasına tanık olmayacağını, partisinin bu tür oyunlara gelmeyeceğini vurguladı, başta hükümet olmak üzere herkesi sorumluluğa çağırdı. MHP tabanının Bahçeli'nin yaklaşımıyla örtüşmesi, Türkiye'nin iç barışı açısından önemli! Bahçeli'nin grup toplantısı yaptığı gün, Başbakan da Meclis kürsüsündeydi. Erdoğan , gündemden konular seçip sıvadı ama, Akdeniz Üniversitesi'nde meydana gelen olaylara hiç değinmedi. Öyle anlaşılıyor ki, Erdoğan demokratik gündem belirleme hakkını kullanıyor. Türkiye gündemini iki ana gruba ayırıyor: Kendisini ilgilendirenler ve ilgilendirmeyenler! Ekonomide kriz havası varsa, AKP'yi ilgilendirmiyor. İhracat artmışsa, AKP'nin işi! Üniversitelerdeki karışıklık AKP'yi ilgilendirmiyor, YÖK Başkanı hukukun dışına çıkma hakkı istediyse AKP'nin işi. *** Başbakan'ın yaklaşımı böyle ama, bize göre AKP'nin asıl tavrını yansıtan Cemil Çiçek'in sözleri... Rektör kendi işine baksın! Kimdir rektör? Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı'nı da yürüten Prof. Mustafa Akaydın ... Neler yapmış son dönemde? Ohoooo, neler yapmamış ki... Kurulu toplayıp türban konusunda yürürlükteki yasaların geçerli olduğunu söylemiş. Atatürk devrimlerinden söz etmiş... YÖK Başkanı'na yetkilerini anımsatmış, neleri yapıp-yapamayacağını söylemiş... Bunlardan büyük suç mu olur? Bir üniversite kampusunda böyle bir olayın meydana gelmesinden elbette rektör de sorumludur... Bu bağlamda Prof. Akaydın, olaydan iki gün önce güvenlik birimlerine resmi bir yazıyla başvuruda bulunmuş. Kaldı ki, üniversite yurtları Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumluluğunda. Eğer AKP'lilerin aklından, türbanda bizim gibi düşünmeyen rektörlerin üniversitelerinde gerilim dahil ne olursa olsun, bizi ilgilendirmez, hatta işimize gelir yaklaşımı geçiyorsa... Vah halimize!
|