|
Osmanlı Devleti çağdışında kalmış bir imparatorluktu; er-geç tasfiye edilecekti; bu süreç Birinci Dünya Savaşı’yla gerçekleşti.
Gerçi padişah-halife otoritesindeki devlette çağa uyak uydurmak için 2’nci Mahmut’la başlayan Tanzimat’la süregelen yenilik çabaları yaşanmıştır; ama derde deva olamamıştır. Sanayileşen Batı’nın neredeyse tam egemenliği altına düşen bu İslam devletinden bir laik Cumhuriyet çıkarmak, ancak bir Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla gerçekleşebildi. * Hıristiyan Avrupa, Reform, Aydınlanma, sanayileşme, laiklik üzerinde yükselen demokrasiye geçişi aşağı yukarı 500 yıllık kanlı bir tarihi yaşayarak başarabilmişti. İslam dünyasında ise yalnız Türkiye bu yolda elle tutulur bir adım atmış, daha sanayileşmeden laik Cumhuriyet devrimini gündeme getirmiştir. Ancak yaşadığımız günlerde karşıdevrimin yükseldiği de gerçektir, İslamcılık (dincilik), elle tutulur, gözle görülürcesine somutlaşıyor. * Üstelik bu karşıdevrim sandıktan çıkıyor, kendisine özgü insan yetiştirmeyi bir eğitim sürecine bağlıyor, İslamda Aydınlanma’nın özel koşullarını kavrayamayan -ya da istemeyen- Batı’dan da destek sağlıyor. 1923 Devrimi’ne ve Aydınlanma’ya bağlı toplumsal ve kurumsal güçler köşeye sıkışmış görünüyorlar. Peki, laik Cumhuriyet, en başta Amerika olmak üzere, Batı’nın öngördüğü gibi ılımlı İslam devleti (ya da islamcı demokrasi?) projesine teslim olacak mıdır?.. * Bugün Türkiye’de yuvarlak rakamla AKP yüzde 47, CHP yüzde 20 oy toplamışlardır... İktidar partisine oy verenlerin tümünün İslamcı bir devlet özlemi içinde bulunduğunu düşünmek yanılgıdır... Ama, CHP’ye oy veren yüzde 20’nin laik Cumhuriyeti sonuna dek savunmak eğilimini benimsediklerine kuşku yok... Toplumda büyük bir huzursuzluk yaşanmaktadır... Anayasa Mahkemesi’nden AKP’nin laikliğe karşı eylemlerin merkezi olduğuna ilişkin karar çıkmıştır... Bu durumda Türkiye’deki gerilime kim son verecek, huzur ve güven nasıl sağlanacak, laik ve demokratik Cumhuriyet yandaşları nasıl kendilerini güvence altında göreceklerdir?.. * Çok kısa, demokratik, oldukça basit ve etkili bir yöntem vardır... AKP şimdiye dek CHP ile (anamuhalefet ile) teması ve işbirliğini kökünden reddetmiştir; bundan sonra da -Anayasa Mahkemesi kararına karşın- bildiği yolda yürüyeceğine ilişkin göstergeler pek çoktur... Eğer AKP laik Cumhuriyetin temel çıkarlarını, yasalarını, dengelerini gerçekten korumak niyetindeyse, bundan böyle anamuhalefetle barışık bir yolu yeğler... AKP’nin üstünden takıyye kuşkusu, ancak CHP ile, daha başka deyişle anamuhalefetle temas, dayanışma ve karşılıklı güven sürecinde dağılabilir... * Biz AKP’nin yüzde 47, CHP’nin yüzde 20 ağırlıkta olduklarını sanmıyoruz... AKP’nin “ben yüzde 47 oy aldım, fırsat bu fırsattır” eğilimine girmesinin ülkeye kötülük, demokrasiye aykırılık olduğunu düşünüyoruz... AKP’nin elinde daha fırsat vardır; takıyye kuşkusunu anamuhalefetin işbirliği ve desteğiyle üstünden atabilir; Anayasa Mahkemesi’nin kararına uyum sağlayabilir.
|