|
AVRUPA KONSEYİ’nin Parlamenterler Meclisi’ndeki üyelerin canları sıkıldıkça ele aldıkları üç beş konu vardır. Bunlar çoğu zaman, AB’ye tam üye olmamış ülkelerle ilgilidir. Tam üyelerin sorunları genellikle öbür mecliste, AB’nin “parlamento”sunda konuşulur; kültürel ve sosyal sorunlar gibi aslında Konsey’in ilgi alanına girenler bile.
Dolayısıyla, kendi yasama organlarınca Konsey’in meclisine yollanan parlamenterler çalıştıklarını gösterecek konu bulmakta sıkıntı çekerler. Türkiye’nin ve özellikle Kıbrıs’ın sorunları yaklaşık yarım yüzyıldır bu sıkıntıyı gidermeye yarar. Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti denen Rum yönetimi, bu bakımdan her iki mecliste gerekeni yapmaktan asla geri kalmazlar. Ada’da “çözüm” görüşmelerinin yeniden başlaması kaçırılmaz bir fırsattı onlar için. Geçen gün Strasbourg’ta konuşan Rum lideri Dimitris Hristofias, her zamanki nakaratını dile getirmeyi ihmal etmedi; Türk askeri çekilip gitsin! Aynı isteği New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne de söylemiş; ama asıl güvendiği arena olan Avrupa’da tekrarlamayı yararlı görerek bu kez daha kurnazca bir giriş yaparak: İki devletliliği öngörmeyen ve askerin gitmesini öngören bir “çözüm” görüşülürken iki taraf da anavatanlarının askerleriyle birlikte yaptıkları “tatbikat”ları askıya almalıymış. Bu açıklamanın Rum yönetimince enine boyuna iyice düşünülmüş bir kampanyanın parçası olduğu şuradan belli ki, aynı tarihte o yönetimin Savunma Bakanı Kostas Papakostas da Lefkoşa’da pek “sureti hak”tan görünen birtakım “barışçıl” sözler etmekteydi: Yunanistan ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında oluşturulan savunma doktrini birkaç yıldır “solmaktaymış”. Zaten “bir seçim öncesinde oy toplama amacıyla” ortaya çıkarılan bu doktrinin “ortamı bozmak ve çatışma havası yaratmak”tan başka hiçbir pratik yararı görülmemişmiş. Yok mu ya, Kıbrıslı Türklere seslenerek “Biz Yunanistan’dan kopuyoruz, siz de Türkiye’den kopun” anlamına gelebilecek bir çıkış. Onların böyle oyunlara saparak her zaman olduğu gibi çürük barış sakızını çiğnemelerinde şaşılacak bir şey yoktur; ama Avrupa Konseyi’nin meclisinde Hristofias’tan sonra konuşan ve bu olanağa kavuştuğu için duyduğu sevinci saklamayan Kuzey Kıbrıs’taki liderin aynı konuşmada “Türkiye’den kopun, askeri de yollayın” sözlerine hiçbir yanıt vermemiş olmasıdır. Atlantik ötelerinden Strasbourg’a, Yeşil Hat’tın güneyiyle kuzeyinden Ankara’nın göbeğine kadar çok boyutlu bir siyaset coğrafyasında Kıbrıs’ı Türkiye’den koparmak ve Rumların koltuk altına sokulacak Kıbrıs Türklerini Avrupa değirmeninde öğütmek için “kombine” bir oyun oynandığı kesin. Başkentin sivil ve asker sorumluları bu oyunu Fenerbahçe Stadı’nın kombine bilet localarından top seyreder gibi seyredebilirler mi?
|