Adının kim ya da kimler tarafından konulduğu belli olmayan, TC hükümetine (devletine değil!) karşı silahlı (2-3 el bombası!) terör örgütü kurmak, yönetmek (fikir bazında), halkı TC hükümetine karşı isyana (mitinglere) teşvik etmek, darbe yapıp hükümeti düşürmek gibi suçlarından dolayı oluşan dava yarın başlayacaktır!
Suç isnatları bunlar. Bilindik terör örgütü değil! Silahlar, bulunan üç-beş el bombaları! Devlete karşı değil, hükümete karşı! Henüz eyleme geçilmemiş, düşünceden ibaret! Halkı mitinglerle isyana teşvik etmek! Düşüncesel darbe yapmak! Hükümeti düşüreceklermiş, ama olmamış, enselenmişler! Burada alınması gereken çok önemli mesaj, “sakın ha hükümete karşı gelme, yoksa susturulursun!” 5271 sayılı CMK’nın 12. maddesinin ilgili fıkrası: “Davaya bakmak yetkisi suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. Teşebbüs ve son icra hareketinin yapıldığı kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir” dese de siz bakmayın… Suç isnatlarının oluşumuna bakıldığında adres ANKARA, ama dava İstanbul Silivri’de! “TC hükümetine karşı” henüz işlenmemiş, ama işlenebilirliği öngörülmüş suç yeri ANKARA. Darbe denildiğine göre yine adres ANKARA… Ama dava İstanbul Silivri’de! SAM AMCA ne diyor? Türkiye İslam’ın lideri olmalı… ILIMLI İSLAM! “Yeni Osmanlıcılık!” düşüncesi ve başkent İstanbul! Eee dava elbette İstanbul’da görülmeli! Neyse boş verelim, demek ki birilerine göre TBMM İstanbul’da olmalı imiş… Bir ara gazetelere şöyle bir manşet düşmüştü. “Savcının isteği doğrultusunda,haham gizlice farklı bir kimlikle Türkiye’ye geldi” diye… Üç beş gazete günlük manşetlerine taşıdı sonra birden sustular. Gerçeği nedir öğrenemedik! O haberlere bakıldığında konuşan hukukçular bunun yasa dışı olduğunu açıkladılar! Gizli tanıklarımızdan biri de Toronto’lu haham olmalı! Hahamın ifşası Türkiye’yi hallaç pamuğu gibi attı. Dalga dalga gelen dalgalarla birileri dalga geçiyorlardı sanki. Bir hayli renkli kimlikleriyle tefrika roman misali bir sonraki dalgada kimler gidecek gümbürtüye diye heyecanla bekler olduk. Artık sonuna yaklaşıldı(mı). Hiç sanmam. Daha sırada 8-9 dalgaların iddianameleri gelecek.Yeni dalgalar olacak… O iddianamelerle bilmem kaç sayfayı bulacak iddianamenin yeni CMK’ya göre okunması zorunlu. Okumak bir hayli uzun süreceğe benziyor. Hızlı ve etkin okuma kursuna gitseler bile…Ekli dosyaları daha hesap etmedik . Öteden beri Ergenekon adının maksatlı konulduğuna inandığım için, adı değiştirmek istiyorum. Davanın yeni adı “Tele-Silivri Davası” olsun. Silivri tamam da neden tele diyeceksiniz? Her şey şüphe üzerine, telepatik-telefon kısaca TELE yöntemlerle değil mi? Var mı suçlananların bir eylemi? Hayır yok yapacaklarmış güya ama yapamadan enselenmişler. Nasıl enselenilmiş? Telefon konuşmalarıyla birilerinin tetikçisi olan hahamın ifşalarıyla. Peki CMK’da telefon kayıtları suç delili olarak kabul ediliyor mu? Hayır, tam delil teşekkül etmiyor,somut delillere destekleyici olarak görülüyor. Neyse bakalım ve görelim gelişmeleri… Bu davanın gerçekten hukukun işlediği, pisliklerin temizlendiği bir dava olmasını isterim. AMA… Yanlış yapılmışsa,yapılacaksa eğer, gelecekte; hakim ve savcılar, başka hakim ve savcılar tarafından yargılanabileceklerini unutmamış olmalarını da isterim. Saygılar.
|